Margit Schreiner, 1953 yılında Avusturya’nın Linz kentinde doğdu. Okul öğrenimini burada tamamladı ve 1971’de lise bitirme sınavını verdi. Çocukluğunu savaş sonrası Avusturya’nın aile, sınıf ve toplumsal cinsiyet düzeni içinde geçirmesi, ilerleyen yıllarda otobiyografik eserlerinin temel kaynaklarından biri oldu.
Salzburg Üniversitesinde Alman dili ve edebiyatı ile psikoloji eğitimi gördü. Edebî metinlerin yanında insan davranışları, aile ilişkileri, bilinç, hafıza ve toplumsal roller üzerine yoğunlaşması, kurmaca ve denemelerinde belirginleşen psikolojik gözlem gücünü destekledi.
1977’de Japonya’ya gitti ve üç yıl Tokyo’da yaşadı. “Faust edebiyatında güzellik kategorisi” üzerine hazırlamaya başladığı doktora çalışmasını burada yarıda bırakarak edebî yazıya yöneldi. Japonya deneyimi, daha sonraki şiirsel metinlerinde, anılarında ve kültürler arası gözlemlerinde iz bıraktı.
Avusturya’ya döndükten sonra 1980-1982 yılları arasında Salzburg Üniversitesinde sekreter olarak çalıştı. 1983’ten itibaren yaşamını serbest yazar olarak sürdürdü. Salzburg, Paris, Berlin ve İtalya’da yaşadı; daha sonra yeniden Avusturya’ya yerleşti.
İlk metinleri Avusturya radyosunda ve çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı. 1984’te Japon bahçelerinden hareket eden şiirsel bir dizi hazırladı; 1987’de “Der Rechtsanwalt” adlı kısa öyküsü Neue Rundschau’da çıktı.
İlk öykü kitabı Die Rosen des heiligen Benedikt 1989’da yayımlandı. Erken dönem öykülerinde aile, cinsellik, seyahat, kültürel karşılaşmalar, yabancılık ve kadınların gündelik hayat içinde karşılaştıkları iktidar ilişkileri öne çıktı.
Mein erster Neger. Afrikanische Erinnerungen 1990’da yayımlandı. Afrika yolculuklarından hareket eden eser, seyahat anlatısı ile kişisel gözlemi birleştirirken Avrupalı bakışın başka toplumları algılama biçimini de sorguladı.
Die Unterdrückung der Frau, die Virilität der Männer, der Katholizismus und der Dreck adlı kitabında kadınların bastırılması, erkeklik gösterileri, Katolik kültür ve gündelik hayatın görünmez emek düzeni arasında bağlantılar kurdu. Uzun ve kışkırtıcı başlık, Schreiner’in toplumsal eleştiriyi ironiyle birleştiren yaklaşımını yansıttı.
Çıplak Babalar’ın Almanca aslı Nackte Väter 1997’de yayımlandı. Roman, orta yaşlı bir kızın çocukluğunda kusursuz ve güçlü gördüğü babasının Alzheimer hastalığı nedeniyle zihinsel ve bedensel olarak çözülüşünü anlatır.
Anlatıcı, babasının cenazesinden ve hastalığının son döneminden çocukluk hatıralarına geçer. Böylece güçlü, otoriter ve koruyucu baba imgesiyle bakıma muhtaç hâle gelen yaşlı adam aynı anlatıda karşı karşıya gelir.
Çıplak Babalar yalnızca bir hastalık veya ölüm anlatısı değildir. Baba ile kız arasındaki sevgi, korku, hayranlık, kızgınlık ve bağımlılık gibi birbirine karşıt duyguları açığa çıkarır. Çocuğun gözünde mutlak görünen ebeveyn otoritesinin zaman ve hastalık karşısındaki kırılganlığı belirginleşir.
Ev, Kadınlar, Seks. 2001’de yayımlandı. Yirmi yıllık evliliğin ardından eşi tarafından terk edilen Franz’ın uzun monoloğu biçiminde kurulan romanda, erkek anlatıcı kendisini mağdur olarak sunarken kullandığı dil aracılığıyla bencilliğini, cinsiyetçiliğini ve iktidar alışkanlıklarını açığa çıkarır.
Schreiner bu romanda erkek egemen aile düzenini doğrudan dışarıdan yargılamak yerine erkek anlatıcının kendi sözleriyle görünür kılar. Franz’ın kadınlar, evlilik, çalışma ve cinsellik hakkındaki düşünceleri ilerledikçe anlatıcının kendisi hakkındaki olumlu tasarımı çözülür.
Sevmek Dedikleri’nin Almanca aslı Heißt lieben 2003’te yayımlandı. Eser; yaşlı annenin ölümü, hayalî bir aşk, İtalya’daki bir düğün ve bir kız çocuğunun doğumu çevresinde gelişen anlatıları bir araya getirir. Sevginin bakım, bağlılık, suçluluk, hayal kırıklığı ve ayrılık içindeki farklı görünümleri üzerinde durur.
Çıplak Babalar, Ev, Kadınlar, Seks. ve Sevmek Dedikleri, Ayrılık Üçlemesi’ni oluşturur. Üçlemede babanın ölümü, evliliğin sona ermesi ve anneyle vedalaşma gibi ayrılıklar; aile, sevgi, cinsiyet ve bireysel özgürlük meseleleriyle birlikte ele alınır.
Buch der Enttäuschungen 2005’te, Türkçede Hayal Kırıklıkları Kitabı adıyla yayımlandı. Kitapta çocukluktan yetişkinliğe uzanan beklentiler, verilen kararlar, yaşlanma ve kişinin kendi hayatına dışarıdan bakması ironik ve düşünsel bir anlatımla işlendi.
Haus, Friedens, Bruch 2007’de yayımlandı. Eser, ev, aile, savaş, barış ve toplumsal çatışma kavramlarını kişisel ilişkilerle yan yana getirerek özel hayat ile siyasal dil arasındaki geçişleri araştırdı.
Schreibt Thomas Bernhard Frauenliteratur? ve Sind Sie eigentlich fit genug? adlı deneme kitaplarında edebiyat, yazarlık, yaşlanma, beden, kültür ve toplumsal roller üzerine yazılarını bir araya getirdi. Thomas Bernhard başta olmak üzere Avusturya edebiyatındaki erkeklik, otorite ve edebî değer ölçütlerini mizahi bir bakışla tartıştı.
Die Tiere von Paris 2011’de yayımlandı. Paris’teki hayvanlar, insanlar ve kent yaşamı arasında bağlantılar kuran eser, gözlem, gezi anlatısı ve düşünsel düzyazıyı bir araya getirdi.
İnsan Dengesi’nin Almanca aslı Das menschliche Gleichgewicht 2015’te yayımlandı. Issız bir adaya gitmeye hazırlanan yaşlı bir çiftin yanına Sarah adlı genç bir kadının katılmasıyla başlayan roman; aile, kuşaklar, travma, günlükler ve geçmişin aktarılması üzerinde yoğunlaştı.
Kein Platz mehr 2018’de yayımlandı ve Avusturya Kitap Ödülü adayları arasında yer aldı. Yaşlanma, yaşam alanlarının daralması, eşyalardan ve geçmişten ayrılma zorunluluğu, mizahla ölüm bilincini yan yana getiren bir anlatım içinde ele alındı.
Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları: Özele Dair’in Almanca aslı Vater. Mutter. Kind. Kriegserklärungen. Über das Private 2021’de yayımlandı. Schreiner bu otobiyografik romanda altmışlı yaşlarından çocukluğundaki yedi yaşındaki Margit’e doğru bakar.
Avludaki oyunlar, akrabalar, arkadaşlar, düşsel bir köpek, duyulan yeni sözcükler ve aile içindeki otorite ilişkileri, savaş sonrası Linz’in toplumsal atmosferiyle birlikte anlatılır. Çocukluk, geçmişin değişmeden geri getirildiği güvenli bir alan değil, yetişkin anlatıcının sürekli yeniden kurduğu tartışmalı bir hafıza hâline gelir.
Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları: Özele Dair 2022’de yayımlandı. Roman, ergenlik dönemindeki Margit’in okul hayatını, ilk ilişkilerini, cinsellikle tanışmasını ve 1968 hareketinin etkisiyle politikleşmesini ele alır.
Genç Margit’in Marksizm, sınıf mücadelesi ve kadınların özgürleşmesi hakkındaki yeni bilgileri aile hayatına uygulaması, siyasal teorilerle gündelik gerçeklik arasındaki hem ciddi hem de komik uyumsuzlukları açığa çıkarır.
Mobilmachung. Über das Private 2023’te yayımlandı. Eser, yazarın embriyo, bebek ve küçük çocuk olarak kendi geçmişini hayal ederek aile, beden, doğum, bakım ve insanın dünyaya gelişi üzerine düşünmesiyle gelişir.
Bu üç otobiyografik roman, kişisel hayatın toplumsal tarihten ayrı olmadığını gösteren bir bütün oluşturur. Aile içindeki roller; savaş sonrası Avusturya, Katolik kültür, sınıfsal ilişkiler, 1968 hareketi ve kadınların özgürleşme mücadelesiyle birlikte anlatılır.
Schreiner; Yukarı Avusturya Kültür Ödülü, 2009 Avusturya Edebiyat Onur Ödülü, 2015 Johann Beer Edebiyat Ödülü, Heinrich Gleißner Ödülü ve 2016 Anton Wildgans Ödülü dâhil olmak üzere çeşitli ödüllere değer görüldü.
Roman, öykü, deneme, tiyatro ve radyo oyunu alanlarında üretim yapan Margit Schreiner; aile hayatını, kadınlık ve erkeklik rollerini, yaşlanmayı, ölümü ve kişisel hafızayı kuru mizah, ironi ve psikolojik gözlemle ele alan çağdaş Avusturya edebiyatının özgün yazarlarından biri oldu.
#MargitSchreiner #AvusturyaEdebiyatı #ÇıplakBabalar #BabaAnneÇocuk #OtobiyografikRoman #AileRomanı #KadınEdebiyatı #ToplumsalCinsiyet #Bellek #İroni #Deneme #ÇağdaşEdebiyat
Margit Schreiner’in Bibliosfer profili çağdaş Avusturya edebiyatı, otobiyografik roman, aile romanı, psikolojik kurgu, toplumsal cinsiyet eleştirisi, feminist edebiyat, öykü, deneme, gezi anlatısı ve radyo oyunu eksenlerinde şekillenir. Eserlerinin merkezinde aile, ebeveynlik, evlilik, ayrılık, yaşlanma, ölüm, beden, bellek ve gündelik hayatın iktidar ilişkileri bulunur.
Schreiner’in anlatılarında özel hayat siyasetin karşısında yer alan kapalı ve kişisel bir alan değildir. Aile içindeki iş bölümü, sevgi biçimleri, bakım sorumlulukları ve konuşma alışkanlıkları; sınıf, din, toplumsal cinsiyet ve tarih tarafından biçimlendirilir.
Yazarın temel anlatım araçlarından biri ironidir. Karakterler kendilerini akıllı, haklı, mağdur veya fedakâr olarak tanımlarken söyledikleri sözler çoğu zaman onların bencilliklerini ve çelişkilerini açığa çıkarır.
Bu yöntem özellikle Ev, Kadınlar, Seks.’te belirgindir. Franz, eşinin kendisini terk etmesini açıklamaya çalıştıkça kadınları kendi ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirdiğini, ev içi emeği görünmez saydığını ve kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmediğini gösterir.
Romanın erkek anlatıcısı açıkça “güvenilmez” olduğunu söylemez. Güvenilmezlik, anlattığı olaylarla kendi yorumları arasındaki farktan doğar. Okur, Franz’ın kendisi hakkında varamadığı sonuçlara onun kullandığı dil aracılığıyla ulaşır.
Bu anlatım biçimi, Schreiner’in rol düzyazısı yaklaşımının temelidir. Yazar, başka bir kişinin sesini uzun süre korur; karakteri dışarıdan açıklamak yerine onun kendisini konuşarak ele vermesini sağlar.
Çıplak Babalar’da anlatıcı sesi daha kişisel ve içe dönüktür. Babanın Alzheimer hastalığı, güçlü ebeveyn imgesini parçalayarak çocuğun gözünde değişmez görünen otoritenin bedensel ve zihinsel sınırlarını açığa çıkarır.
Romanın başlığındaki “çıplaklık”, yalnızca fiziksel bedeni anlatmaz. Baba; makamından, bilgisinden, hatıralarından ve aile içindeki üstün konumundan sıyrılarak kırılgan bir insan hâline gelir.
Anlatıcı babasına duyduğu sevgiyi ideal bir bağlılık olarak sunmaz. Hayranlık, korku, kızgınlık, suçluluk ve bakım yükü aynı ilişki içinde bulunur. Bu duygusal çoğulluk, eseri basit bir baba ağıdından ayırır.
Sevmek Dedikleri’nde sevgi, kişiyi bütünüyle iyileştiren veya ilişkileri kendiliğinden sürdüren bir güç değildir. Anneye bakım vermek, bir eşe bağlanmak veya çocuk sahibi olmak; sevginin yanında yorgunluk, öfke, bağımlılık ve suçluluk da üretir.
Ayrılık Üçlemesi’nin kitapları ölüm, terk edilme ve vedalaşma çevresinde birleşir. Ayrılık, yalnızca bir ilişkinin sona ermesi değil, kişinin kendisini başkaları üzerinden kurduğu kimliğin yeniden düzenlenmesidir.
Schreiner’in aile anlatılarında anneler ve babalar tek yönlü kötü karakterler değildir. Kendi dönemlerinin sınıf, din ve toplumsal cinsiyet kurallarını çocuklarına aktarırken aynı kuralların baskısı altında yaşayan kişiler olarak ele alınırlar.
Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları’nda yetişkin anlatıcı, yedi yaşındaki benliğini bütünüyle bildiği iddiasında bulunmaz. Çocukluk anıları; unutma, yeniden yorumlama ve yazma sürecinde değişen parçalar hâlinde sunulur.
Bu özdüşünümsel yaklaşım, otobiyografinin kesin bir gerçeklik kaydı olduğu düşüncesini sorgular. Anlatıcı, geçmişteki çocuğu hatırlarken aynı zamanda onu kurmacanın imkânlarıyla yeniden yaratabileceğinin farkındadır.
Çocukluk dönemi nostaljik biçimde idealize edilmez. Avludaki oyunlar ve arkadaşlıklar; babanın otoritesi, annenin konumu, bedensel korkular, Katolik ahlak ve savaşın yetişkinlerde bıraktığı izlerle birlikte anlatılır.
Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları, kişisel gelişimle siyasal bilinç arasındaki ilişkiye yönelir. Genç Margit’in Marksizm ve kadın özgürlüğüyle tanışması, ailesini ve kendi hayatını yeni kavramlarla değerlendirmesine yol açar.
Roman, gençlik dönemindeki siyasal kesinliği bütünüyle küçümsemez; ancak teorik kavramların aile hayatına doğrudan uygulanmasından doğan komik sonuçları görünür kılar. İdealler ile gündelik davranışlar arasındaki mesafe anlatının temel gerilimidir.
“Özel olan politiktir” düşüncesi, Schreiner’in otobiyografik dizisinin temelini oluşturur. Annenin ev içi emeği, babanın ekonomik gücü, çocukların itaati ve ergenlikteki cinsel kurallar, geniş toplumsal düzenin aile içindeki görünümleridir.
Mobilmachung’da otobiyografik anlatı, hatırlanması mümkün olmayan embriyo ve bebeklik dönemlerine kadar genişler. Yazar, kesin bilgi eksikliğini hayal gücü, aile anlatıları ve toplumsal tarih aracılığıyla doldurur.
Bu yaklaşım, benliğin yalnızca kişinin doğrudan hatırladığı olaylardan oluşmadığını gösterir. Aile tarafından anlatılan hikâyeler, fotoğraflar, toplumsal bilgiler ve bedene ilişkin varsayımlar da kişinin kendi geçmişini kurmasına katılır.
Schreiner’in eserlerinde beden sürekli merkezi bir konumdadır. Yaşlanma, hastalık, cinsellik, doğum, ölüm, bakım ve fiziksel yetersizlik, soyut düşünceleri gündelik hayatın maddi koşullarına bağlar.
Yaşlanma üzerine metinlerinde insanın bedeni ve eşyaları üzerindeki denetimini kaybetmesi, yalnızca trajik bir süreç olarak sunulmaz. Unutkanlık, fiziksel değişimler ve gündelik yetersizlikler kara mizahın da kaynağıdır.
Yazarın mizahı karakterlerin acılarını değersizleştirmez. Mizah, ölüm, aile çatışması ve başarısızlık gibi ağır konuların içindeki toplumsal saçmalıkları ve kişisel kendini kandırmaları görünür kılar.
Schreiner’in denemelerinde edebiyat dünyasının cinsiyetli değer ölçütleri sorgulanır. Erkek yazarların ev, aile ve kişisel deneyim üzerine yazdıklarında evrensel kabul edilmesine karşılık kadınların benzer konularda “kadın edebiyatı” başlığı altında sınırlanması eleştirilir.
Schreibt Thomas Bernhard Frauenliteratur? başlığı bu ayrımı tersine çevirir. Avusturya edebiyatının merkezindeki erkek bir yazarın metinleri, kadın yazarlara uygulanan sınıflandırma ölçütleriyle yeniden düşünülür.
İnsan Dengesi’nde kişisel günlük, aile geçmişi ve kuşaklar arası travma iç içe geçer. Anlatıcının Sarah’nın günlüğünü okuması, başka bir kişinin hayatını anlatmanın ahlaki sınırlarını da gündeme getirir.
Schreiner’in gezi ve kent yazılarında yabancı mekânlar egzotik birer dekor değildir. Yolculuk, anlatıcının kendi kültürel kabullerini ve başka toplumlara bakışını sorgulamasına imkân verir.
Dili çoğunlukla açık, doğrudan ve konuşma ritmine yakındır. Kısa cümleler, tekrarlar, ani düşünce değişimleri ve uzun iç konuşmalar karakterlerin kendilerini savunma veya geçmişlerini düzenleme çabasını yansıtır.
Margit Schreiner’in Bibliosfer’deki temel sınıflandırma alanları otobiyografik roman, aile romanı, psikolojik kurgu, toplumsal cinsiyet, feminist edebiyat, rol düzyazısı, güvenilmez anlatıcı, ironi, kara mizah, çocukluk, yaşlanma, Alzheimer, ebeveynlik, evlilik, ayrılık, bellek ve denemedir. Eserlerini ayırt eden temel özellik, aile hayatının en kişisel görünen ayrıntılarını toplumsal iktidar, tarih ve cinsiyet ilişkileriyle birlikte ele almasıdır.
Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları Özele Dair
Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları Özele Dair