Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 10-07-1871
Doğum yeri Paris
Ölüm tarihi 18-11-1922

Marcel Proust, tam adıyla Valentin Louis Georges Eugène Marcel Proust, 10 Temmuz 1871’de Paris’in Auteuil bölgesinde doğdu. Babası Adrien Proust, halk sağlığı ve salgın hastalıklar alanında çalışan bir hekim ve akademisyendi. Annesi Jeanne Clémence Weil ise kültürlü ve varlıklı bir Yahudi aileden geliyordu.

Proust’un Robert adında, daha sonra cerrah olan küçük bir erkek kardeşi vardı. Katolik gelenek içinde yetiştirilmesine rağmen annesinin ailesinden gelen Yahudi kültürü de toplumsal çevresinin ve kimlik deneyiminin bir parçasını oluşturdu. Aile, Paris burjuvazisinin eğitimli ve varlıklı kesimine mensuptu.

Dokuz yaşındayken geçirdiği ağır astım krizi, yaşamının geri kalanını etkileyen sağlık sorunlarının başlangıcı oldu. Astım, alerjiler ve solunum yolu rahatsızlıkları nedeniyle açık havada bulunması ve düzenli bir yaşam sürmesi giderek zorlaştı. Hastalık, eserlerinde bedenin kırılganlığı, uyku, uyanıklık, bekleyiş ve kapalı mekânlar çevresinde gelişen duyarlılığın önemli kaynaklarından biri oldu.

Çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte Paris’te, Auteuil’de ve babasının ailesinin yaşadığı Illiers kasabasında zaman geçirdi. Illiers ve çevresine ilişkin anıları, Kayıp Zamanın İzinde’deki Combray bölümünün temel mekânsal malzemelerinden biri hâline geldi. Kasabanın adı 1971’de, Proust’un doğumunun yüzüncü yılı dolayısıyla Illiers-Combray olarak değiştirildi.

Paris’te Lycée Condorcet’de öğrenim gördü. Burada edebiyat, felsefe ve klasik metinlere ilgi duydu; okul arkadaşlarıyla hazırlanan öğrenci dergilerinde ilk yazılarını yayımladı. Felsefe öğretmeni Alphonse Darlu’nun düşünce, algı ve ahlak üzerine dersleri Proust’un zihinsel gelişiminde etkili oldu.

1889’da Orléans’daki 76. Piyade Alayı’nda bir yıllık gönüllü askerlik hizmetine başladı. Askerlik yaşamına ilişkin gözlemleri, daha sonra Jean Santeuil ile Kayıp Zamanın İzinde’deki askerî çevrelerin ve subay karakterlerinin oluşturulmasında malzeme sağladı.

1890’da Paris Hukuk Fakültesi ile École libre des sciences politiques’e kaydoldu. Hukuk öğreniminin yanında edebiyat ve felsefe derslerini sürdürdü. 1895’te felsefe alanındaki lisans eğitimini tamamladı; ancak düzenli bir hukuk, devlet veya akademi kariyerine yönelmedi.

Gençlik döneminde Paris’in sanat, edebiyat ve yüksek sosyete çevrelerine girmeye başladı. Madeleine Lemaire, Geneviève Straus ve Madame Arman de Caillavet gibi isimlerin salonlarına katıldı. Bu çevrelerde aristokratları, sanatçıları, siyasetçileri ve burjuva aileleri gözlemlemesi, romanlarındaki salon yaşamının ve toplumsal sınıf çözümlemelerinin temelini oluşturdu.

Arkadaşlarıyla birlikte Le Banquet dergisinin kuruluşuna katıldı; La Revue blanche ve başka süreli yayınlarda öyküler, portreler, eleştiri yazıları ve toplum yaşamına ilişkin metinler yayımladı. Erken dönem yazılarında aşk, kıskançlık, toplumsal yükselme arzusu, ölüm ve sanat gibi daha sonra büyük romanında geliştireceği temalar belirginleşmeye başladı.

İlk kitabı Les Plaisirs et les Jours, Türkçedeki adıyla Hazlar ve Günler, 1896’da yayımlandı. Anatole France’ın önsözünü yazdığı; Madeleine Lemaire’in resimleri ve Reynaldo Hahn’ın besteleriyle hazırlanan kitap öykü, şiir, portre, deneme ve kısa düşünce metinlerini bir araya getiriyordu. Eser, biçim bakımından parçalı olsa da Proust’un aşk, snobizm, yalnızlık, sanat ve zaman konularındaki erken arayışlarını gösterdi.

Proust, 1895 dolaylarında Jean Santeuil adlı geniş kapsamlı bir roman üzerinde çalışmaya başladı. Tamamlamadan bıraktığı eser, yazarın ölümünden sonra el yazmalarından düzenlenerek 1952’de yayımlandı. Jean Santeuil’de çocukluk belleği, sanatçı olma arzusu, toplumsal çevreler ve Dreyfus Davası gibi konular, Kayıp Zamanın İzinde’den önceki anlatı biçimleriyle ele alındı.

Dreyfus Davası sırasında Alfred Dreyfus’un yeniden yargılanmasını ve aklanmasını savunan çevreleri destekledi. Dava, Fransa’daki antisemitizmi, siyasal kamplaşmayı, orduyu ve aristokrat çevrelerin tutumlarını görünür hâle getirdi. Bu toplumsal bölünme daha sonra Kayıp Zamanın İzinde’nin salonlarında, dostluklarında ve aile ilişkilerinde belirleyici bir tarihsel arka plan oluşturdu.

John Ruskin’in sanat, mimarlık ve okuma üzerine çalışmalarına yoğun ilgi duydu. İngilizce bilgisi çeviriyi tek başına gerçekleştirecek düzeyde olmadığı için annesi Jeanne Proust ve Marie Nordlinger gibi yakınlarının hazırladığı sözcüğü sözcüğüne taslaklardan yararlandı; metinleri kendi yorumları, önsözleri ve açıklamalarıyla Fransızcaya aktardı. Ruskin’in La Bible d’Amiens adlı eseri 1904’te, Sésame et les Lys ise 1906’da Proust’un çeviri, önsöz ve notlarıyla yayımlandı.

Ruskin çalışmaları, Proust’un sanat eserinin değeri, okuma deneyimi ve sanatçının dünyayı görme biçimi üzerine kendi görüşlerini geliştirmesine yardımcı oldu. Sésame et les Lys için yazdığı Sur la lecture başlıklı önsöz, okumayı edilgin bilgi edinme süreci değil, okurun kendi düşünsel yaşamını başlatan bir karşılaşma olarak değerlendirdi.

Babası Adrien Proust 1903’te, annesi Jeanne Proust ise 1905’te öldü. Özellikle annesinin ölümü Proust üzerinde uzun süreli ve ağır bir etki bıraktı. Annesiyle kurduğu yakın ilişki, ayrılık korkusu ve geceleri beklenen anne öpücüğü gibi deneyimler, Kayıp Zamanın İzinde’nin başlangıç bölümlerinde kurmacaya dönüştürüldü.

Proust 1906’da 102 Boulevard Haussmann’daki daireye taşındı. Gürültü ve toza karşı duvarlarını mantar levhalarla kaplattığı odasında giderek daha kapalı bir yaşam sürmeye başladı. Gündüzleri uyuyor, geceleri yatağında çalışıyor ve ziyaretçilerini çoğu zaman burada kabul ediyordu.

1908-1909 yıllarında edebiyat eleştirmeni Charles-Augustin Sainte-Beuve’ün yazarları yaşam öykülerinden hareketle değerlendiren yöntemine karşı bir çalışma hazırladı. Sonradan Contre Sainte-Beuve adıyla yayımlanan bu taslaklarda, gündelik yaşamda görünen kişi ile sanat eserini yaratan derin benlik arasında ayrım kurdu. Eleştiri, anı, deneme ve kurmaca arasında ilerleyen bu çalışma giderek Kayıp Zamanın İzinde’nin yapısına dönüştü.

Proust, yaklaşık 1908’den itibaren À la recherche du temps perdu üzerinde yoğunlaştı. İlk cilt Du côté de chez Swann, yayıncıların eseri geri çevirmesinin ardından Proust’un masrafları üstlenmesiyle 1913’te Bernard Grasset tarafından yayımlandı. Eser Türkçede Kayıp Zamanın İzinde – Swann’ların Tarafı adıyla tanındı.

Swann’ların Tarafı; “Combray”, “Swann’ın Bir Aşkı” ve “Memleket İsimleri: İsim” olmak üzere üç ana bölümden oluşur. “Combray”de anlatıcının uyku, çocukluk, aile ve mekânla ilgili parçalı anıları; “Swann’ın Bir Aşkı”nda Charles Swann’ın Odette de Crécy’ye duyduğu aşkın kıskançlığa ve bağımlılığa dönüşmesi; son bölümde ise anlatıcının yer adları çevresinde kurduğu düşler anlatılır.

Çaya batırılan madlenin tadının anlatıcıda çocukluğuna ait bir dünyayı istemsiz biçimde yeniden canlandırması, romanın en çok bilinen bölümlerinden biri oldu. Bu sahne, geçmişin bilinçli bir çabayla değil, duyusal bir karşılaşmayla geri dönmesini gösterir. Proust’un anlatısında bellek, geçmişi değişmeden saklayan bir arşiv değil, şimdiki zamanda yeniden kuran yaratıcı bir güçtür.

Birinci Dünya Savaşı, planlanan yayın sürecini kesintiye uğrattı; ancak Proust bu yıllarda romanı genişletmeyi sürdürdü. Başlangıçta daha kısa tasarlanan eser, yeni kişiler, olaylar ve tematik bağlantılar eklenerek çok ciltli bir yapıya dönüştü. Yazar, basım provalarını bile yeni paragraflar ve kâğıt şeritleri ekleyerek yeniden yazma alanı olarak kullandı.

Dizinin ikinci cildi À l’ombre des jeunes filles en fleurs, 1918’de Nouvelle Revue Française tarafından yayımlandı ve 1919’da Prix Goncourt’u kazandı. Ödül, Proust’un daha geniş bir okur kitlesi tarafından tanınmasını sağladı. Eser Türkçede Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde adıyla yayımlandı.

Le Côté de Guermantes 1920 ve 1921’de iki bölüm hâlinde, Sodome et Gomorrhe’nin bölümleri ise 1921 ve 1922’de yayımlandı. Bu ciltlerde aristokrasi, salon yaşamı, Dreyfus Davası, toplumsal sınıflar, eşcinsellik, arzu ve kıskançlık daha belirgin biçimde anlatının merkezine yerleşti.

Proust, son yıllarında hastalığı ağırlaşmasına rağmen romanın tamamlanması için çalışmayı sürdürdü. Metni sürekli genişletti, düzeltti ve bölümler arasındaki bağlantıları yeniden kurdu. Bununla birlikte son ciltlerin basıma hazırlanmasını tamamlayamadan 18 Kasım 1922’de Paris’te öldü.

La Prisonnière 1923’te, Albertine disparue 1925’te ve Le Temps retrouvé 1927’de ölümünden sonra yayımlandı. Türkçede Mahpus, Albertine Kayıp ve Yakalanan Zaman adlarıyla bilinen bu ciltlerin yayına hazırlanmasında kardeşi Robert Proust ile Nouvelle Revue Française çevresi görev aldı. Ölüm sonrası ciltlerde el yazmalarının farklı aşamalarda kalmış olması, metinlerin sırası ve son biçimi hakkında uzun süreli editoryal tartışmalara yol açtı.

Kayıp Zamanın İzinde, anlatıcının çocukluk izlenimlerinden aşk ve kıskançlığa, salon yaşamından savaş yıllarına, sanattan yaşlanma ve ölüme kadar genişleyen bir dünya kurar. Dizinin sonunda anlatıcı, geçmiş deneyimlerinin kaybolmadığını; sanat aracılığıyla yeni bir biçim kazanabileceğini fark eder. Böylece romanın konusu yalnızca kaybedilen zaman değil, yazı yoluyla yeniden bulunan ve anlamlandırılan zamandır.

Proust’un el yazmaları, defterleri, düzeltmeleri ve “paperolles” adı verilen ek kâğıt şeritleri, yazma sürecinin sürekli genişleyen yapısını gösterir. Eserin ilk ve son bölümlerini birbirine yakın dönemlerde tasarlaması, romanın doğrusal bir ilerlemeden çok başlangıcı ile sonu birbirini açıklayan döngüsel bir mimariye sahip olmasını sağladı.

Marcel Proust’un roman, öykü, eleştiri, çeviri, deneme ve mektupları; bellek, zaman, arzu, kıskançlık, sanat, toplumsal sınıf, kimlik ve ölüm üzerine geliştirdiği ayrıntılı çözümlemelerle modernist edebiyatın gelişiminde etkili oldu. Özellikle bireyin dış dünyadan çok algı, çağrışım ve bellek yoluyla kurulabileceğini gösteren anlatımı, yirminci yüzyıl romanının biçimsel olanaklarını genişletti.

#MarcelProust #KayıpZamanınİzinde #SwannlarınTarafı #DuCôtéDeChezSwann #FransızEdebiyatı #ModernistRoman #Bellek #Zaman #SwannınBirAşkı #Combray #Goncourt #RozaHakmen