Bibliosfer
★ 0.0/10 0 kişi
4 Kitap
0 Okunma
♥ 0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 05-10-1917
Doğum yeri Debrecen
Ölüm tarihi 19-11-2007

Magda Szabó, 5 Ekim 1917'de Macaristan'ın Debrecen kentinde doğdu. Babası Szabó Elek, annesi Jablonczay Lenke'ydi. Protestan bir ailenin çocuğu olarak yetişen Szabó'nun edebî dünyasının oluşmasında ailesinin kültürel birikimi, dinî gelenekleri ve yaşadığı şehrin tarihi önemli rol oynadı. Debrecen, yaşamı boyunca hem kişisel kimliğinin hem de eserlerinin temel mekânlarından biri olarak kaldı.

Çocukluğunda edebiyat, dil ve tarih konularıyla yakından ilgilendi. Babası ona Latinceyi ve Antik Çağ kültürünü öğretirken annesi hayal gücünü ve hikâye anlatma yeteneğini geliştirmesinde etkili oldu. Aile içinde anlatılan hikâyeler, geçmişe ilişkin hatıralar ve kitaplar, ilerleyen yıllarda romanlarına yansıyacak geniş bir anlatı dünyasının temelini oluşturdu.

İlk ve ortaöğrenimini Debrecen'deki Dóczi Kız Eğitim Enstitüsünde tamamladı ve 1935'te mezun oldu. Ardından Debrecen Üniversitesinde Macar dili ve edebiyatı ile Latin dili üzerine öğrenim gördü. 1940'ta öğretmenlik ve doktora derecelerini aldı. Üniversite yıllarında edebiyatla ilgisini sürdürdü ve ilk şiirlerini kaleme almaya başladı.

Mezuniyetinin ardından öğretmenlik yaptı. Önce Debrecen'de, daha sonra Hódmezővásárhely'deki bir kız okulunda çalıştı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında öğretmenlik görevini sürdürürken Macaristan'ın yaşadığı siyasal ve toplumsal değişimleri yakından gözlemledi. Savaş, kayıplar, korku ve insanların değişen koşullar karşısındaki davranışları, ilerleyen yıllarda eserlerinin önemli temaları arasına girdi.

1945'te Budapeşte'ye yerleşerek dönemin Din ve Kamu Eğitimi Bakanlığında çalışmaya başladı. Önce sinema, ardından edebiyat alanındaki idari görevlerde bulundu. Bu yıllarda Macar edebiyat çevreleriyle ilişkilerini geliştirdi. Özellikle Újhold çevresindeki şair ve yazarlarla kurduğu bağlantılar, edebî kişiliğinin oluşumunda etkili oldu.

1947'de yazar ve çevirmen Tibor Szobotka ile evlendi. Evlilikleri, Szobotka'nın 1982'deki ölümüne kadar sürdü. İkisi de edebiyatla uğraştı ve siyasal koşulların yarattığı güçlükleri birlikte yaşadı. Szabó, eşinin ölümünden sonra onun edebî mirasının korunması ve eserlerinin yayımlanması için çalışmalar yürüttü.

Yazarlık yaşamına şiirle başlayan Szabó'nun ilk şiir kitabı Bárány (Kuzu), 1947'de yayımlandı. Bunu 1949'da Vissza az emberig (İnsana Dönüş) izledi. İlk şiirlerinde insanın ahlaki sorumluluğu, savaşın bıraktığı izler, bireysel deneyimler ve varoluşsal sorular belirgindi. Şiirlerinin gördüğü ilgi, onu dönemin dikkat çeken genç edebiyatçıları arasına taşıdı.

1949'da Baumgarten Ödülü'ne layık görüldü; ancak ödül kararı aynı gün siyasal gerekçelerle geri alındı. Aynı dönemde bakanlıktaki görevinden uzaklaştırıldı ve eserlerinin yayımlanması engellendi. Komünist yönetimin kültür politikaları nedeniyle yaklaşık dokuz yıl boyunca edebiyat dünyasından dışlandı. Bu dönemde yeniden öğretmenlik yaparak geçimini sağladı, çevirilerle uğraştı ve yazmayı bırakmadı.

1958'de siyasal baskının görece hafiflemesiyle edebiyat dünyasına geri döndü. Aynı yıl Neszek adlı şiir kitabı, Bárány Boldizsár adlı çocuk kitabı, Mondják meg Zsófikának adlı gençlik romanı ve ilk yetişkin romanı Freskó yayımlandı. Özellikle Freskó, aile ilişkilerini, geçmişin etkilerini, dinî ve toplumsal beklentileri psikolojik bir anlatımla incelemesi bakımından dikkat çekti.

Freskó (1958), bir aileyi geçmişte yaşanan olaylar ve saklı çatışmalar üzerinden ele alan romandır. Bir cenaze vesilesiyle bir araya gelen aile üyelerinin düşünceleri, ilişkileri ve birbirlerine yönelik değerlendirmeleri anlatının temelini oluşturur. Szabó, aile içindeki görünür düzenin arkasında biriken kırgınlıkları ve anlaşmazlıkları ortaya çıkarırken farklı karakterlerin bakış açılarını kullanır. Bu eser, sonraki psikolojik romanlarının anlatım anlayışını haber verir.

1959'da yayımlanan Az őz, Türkçede Yavru Ceylan adıyla tanındı. Roman, yoksullaşmış bir ailenin kızı olarak yetişen ve daha sonra başarılı bir tiyatro oyuncusuna dönüşen Eszter Encsy'nin yaşamına odaklanır. Eszter'in çocukluk yıllarında yaşadığı aşağılanmalar, kıskançlığı ve çevresindeki insanlarla kurduğu karmaşık ilişkiler, kronolojik olmayan iç monologlarla aktarılır. Roman, sevgi arayışıyla birikmiş öfke arasındaki çatışmayı psikolojik bir çözümlemeye dönüştürür.

Yavru Ceylan, Szabó'nun uluslararası alanda tanınmasına katkı sağlayan ilk romanlarından biri oldu. Eserde kişisel kıskançlık, toplumsal sınıf farklılıkları, çocukluk deneyimlerinin kalıcı etkileri ve savaş sonrası Macaristan'ın değişen koşulları bir araya gelir. Romanın merkezindeki Eszter, kendi davranışlarını ve geçmişini anlatırken okurun onun değerlendirmelerini sorgulamasına da imkân verir. Eser Türkiye'de ilk kez 1972'de E Yayınları tarafından yayımlandı; Yapı Kredi Yayınları ise romanı 2013'te yeniden okurlarla buluşturdu.

1959'da József Attila Ödülü'nü kazanan Szabó, 1972'de aynı ödüle ikinci kez layık görüldü. İlk iki romanının ardından edebî üretimini yoğunlaştırdı ve serbest yazar olarak çalışmaya başladı. Romanlarında bireylerin iç dünyasını, aile ve toplumla ilişkilerini, ahlaki kararlarını ve geçmişleriyle hesaplaşmalarını incelemeyi sürdürdü. Aynı zamanda çocuk ve gençlik edebiyatına, tiyatroya ve çeviriye de zaman ayırdı.

1963'te yayımlanan Pilátus, Türkçeye Iza'nın Şarkısı adıyla çevrildi. Roman, yaşlı bir anneyle yetişkin kızı arasındaki ilişkinin değişimini konu alır. Kızının annesine daha iyi bir yaşam sunma çabası, iki kuşağın farklı ihtiyaçları ve duygusal beklentileri nedeniyle karmaşık bir duruma dönüşür. Szabó, iyi niyetli davranışların karşısındaki kişinin istekleri anlaşılmadığında nasıl incitici sonuçlar doğurabileceğini sorgular.

1964'te yayımlanan A Danaida, kadın karakterlerin içsel çatışmalarını ve kişisel ilişkilerini inceleyen psikolojik romanlarındandır. Bunu Mózes egy, huszonkettő (1967) izledi. Bu dönemde Szabó, kuşaklar arasındaki farklılıkları, aile ilişkilerindeki otoriteyi ve insanların kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenme güçlüğünü ele aldı. Anlatılarında toplumsal konularla bireysel psikolojiyi birlikte değerlendirdi.

1969'da yayımlanan Katalin utca, Türkçedeki adıyla Katalin Sokağı, İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında birbirine bağlı ailelerin yaşamlarını anlatır. Savaşın insanların ilişkilerini, hatıralarını ve geleceğe yönelik beklentilerini nasıl değiştirdiğini gösterir. Roman, kayıp, suçluluk, özlem ve geçmişe dönme isteği çevresinde gelişir. Zamanın doğrusal biçimde ilerlemediği anlatı yapısı, geçmişin karakterlerin bugünkü yaşamlarındaki etkisini belirginleştirir.

1970'te yayımlanan Abigél, Szabó'nun gençlik edebiyatındaki en tanınmış eserlerinden biri oldu. İkinci Dünya Savaşı sırasında yatılı bir kız okuluna gönderilen Gina adlı öğrencinin yaşadıklarını anlatır. Okul yaşamı, arkadaşlıklar, gizem ve yetişkinlerin sakladığı gerçekler, savaşın siyasal koşullarıyla birleşir. Roman, gençlik edebiyatının anlatım özelliklerini tarihsel kurmaca ve direniş temalarıyla bir araya getirir; daha sonra televizyona da uyarlanır.

Szabó'nun kişisel ve ailevi geçmişini konu alan eserleri arasında Ókút (1970) ve Régimódi történet (1977) özel bir yer tutar. Ókút, çocukluk hatıraları ve aile yaşamı üzerinden geçmişin yeniden kurulmasına dayanır. Régimódi történet, yazarın annesi Jablonczay Lenke'nin ve önceki kuşakların yaşamlarını merkeze alan bir aile romanıdır. Bu eserlerde Debrecen'in toplumsal tarihi, aile ilişkileri ve kadınların yaşamlarını belirleyen kurallar geniş bir anlatı içinde birleşir.

1970'li yıllarda tarihsel konular ve tiyatro çalışmalarıyla da ilgilendi. Kiálts, város! (1971), Debrecen'in tarihini konu alan oyunları arasındadır. A szemlélők (1973) romanında aidiyet, toplumsal sorumluluk ve siyasal koşullar üzerinde durdu. Antik kültüre ve tarihe duyduğu ilgi, sonraki eserlerinde de farklı biçimlerde kendini gösterdi.

1978'de Macaristan'ın önemli devlet sanat ve edebiyat ödüllerinden Kossuth Ödülü'nü kazandı. Edebî çalışmalarının yanı sıra kültürel ve dinî kurumlarda da görev aldı. 1985-1990 yılları arasında Tiszántúl Reform Kilisesi Bölgesinin üst düzey laik yöneticiliğini ve sinod başkan yardımcılığını yürüttü. Bu görevleri, yetiştiği Protestan kültürle bağının sürdüğünü gösterdi.

1987'de yayımlanan Az ajtó, Türkçede Kapı adıyla tanındı. Roman, bir kadın yazar ile ev işlerinde çalışan Emerenc arasındaki sıra dışı ilişkiyi anlatır. Farklı toplumsal konumlardan gelen iki kadının zamanla gelişen yakınlığı, güven, gurur, sevgi, mahremiyet ve ihanet gibi konular çevresinde ilerler. Szabó, yardım etme isteğiyle başkasının yaşamına müdahale etme arasındaki ahlaki sınırları sorgular.

Kapı, yazarın uluslararası tanınırlığını artıran eserlerden biri oldu. Romanın Fransızca çevirisi, 2003'te yabancı roman dalında Prix Femina Étranger ödülünü kazandı. Eser daha sonra İngilizce başta olmak üzere farklı dillere çevrildi ve yeni okur kuşaklarına ulaştı. Romanın başarısı, Szabó'nun psikolojik çözümleme ve ahlaki sorgulama üzerine kurulu anlatımının farklı kültürlerde de karşılık bulmasını sağladı.

1990'da yayımlanan A pillanat, Antik Roma edebiyatının önemli metinlerinden Aeneis ile ilişki kuran bir romandır. Szabó, geleneksel destan anlatısında geri planda kalan Creusa karakterinin bakış açısını merkeze taşıyarak mitolojik hikâyeyi yeniden yorumladı. Kadınların tarihsel anlatılardaki görünürlüğü, kahramanlık anlayışı ve bireysel irade gibi sorunları sorguladı. Bu eser, yazarın klasik kültür birikimiyle modern roman anlayışını bir araya getirdi.

2002'de yayımlanan Für Elise, otobiyografik unsurları belirgin olan geç dönem eserlerindendir. Çocukluk, aile ilişkileri, eğitim ve kişisel kimliğin oluşumu, geçmişe dönük bir anlatımla ele alınır. Szabó, yaşamını doğrudan belgelemekten çok hatıraları edebî bir düzene yerleştirerek yeniden kurar. Böylece kişisel geçmişle kurmaca arasındaki ilişkiyi, yazarlığının son döneminde de sürdürdü.

Yaşamı boyunca çocuklar için şiirler, masalsı anlatılar ve gençlik romanları da yazdı. Mondják meg Zsófikának, Sziget-kék (1959), Tündér Lala (1965) ve Abigél, bu alandaki eserleri arasında yer aldı. Çocuk ve gençlik kitaplarında aile ilişkileri, arkadaşlık, sorumluluk, büyüme ve ahlaki kararlar önem taşıdı. Genç karakterleri yalnızca yetişkinlerin yönlendirmesine bağlı kişiler olarak değil, kendi kararlarını vermeye çalışan bireyler olarak ele aldı.

Szabó, tiyatro oyunlarının yanı sıra denemeler, gezi yazıları ve edebiyat incelemeleri de yayımladı. Çeviri çalışmaları, özellikle klasik edebiyat ve farklı dil gelenekleriyle kurduğu ilişkinin bir parçasıydı. 1992'de Széchenyi Edebiyat ve Sanat Akademisinin kurucu üyeleri arasına katıldı; 1998'de Dijital Edebiyat Akademisinin kurucu üyelerinden biri oldu. Eserleri çok sayıda dile çevrilerek Macaristan dışındaki okurlara ulaştı.

Magda Szabó, 19 Kasım 2007'de Macaristan'ın Kerepes kentindeki evinde, 90 yaşındayken hayatını kaybetti. Budapeşte'deki Farkasréti Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünün ardından romanları yeniden yayımlandı, farklı dillere çevrildi ve edebiyat araştırmalarının konusu olmaya devam etti.

Magda Szabó'nun edebî mirası, bireysel hafızayı aile ve toplum tarihiyle ilişkilendiren psikolojik anlatımında belirginleşir. Kadınların yaşamlarını, kuşaklar arasındaki çatışmaları, savaşın kalıcı etkilerini ve ahlaki kararların sonuçlarını, çoğu zaman kendi içinde çelişkiler taşıyan karakterler aracılığıyla inceler. Yavru Ceylan, Iza'nın Şarkısı, Katalin Sokağı, Abigail ve Kapı, onun farklı dönemlerde geliştirdiği anlatım özelliklerini gösteren başlıca eserleridir. Macar edebiyatının uluslararası ölçekte tanınan romancıları arasında yer alır.

#MagdaSzabo #YavruCeylan #AzOz #Kapı #IzanınŞarkısı #KatalinSokağı #Abigail #MacarEdebiyatı #PsikolojikRoman #KadınEdebiyatı #AileRomanı #EdebîRoman