Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum yeri Samosata

Loukianos, yaklaşık MS 120-125 yıllarında Fırat kıyısındaki Samosata’da doğdu. Kent, Roma İmparatorluğu’nun doğu eyaletlerindeki Samosata’da yetişen Loukianos, eserlerini dönemin eğitim ve edebiyat dili olan Antik Yunanca ile yazdı.

Hayatı hakkında bağımsız ve ayrıntılı bir antik biyografi günümüze ulaşmamıştır. Bilinenlerin önemli bölümü kendi eserlerinde kurduğu anlatıcı kimliklerinden çıkarılır. Bu metinlerdeki otobiyografik unsurlar, yazarın hayatını yansıtabildiği gibi edebî mizah ve öz kurgulama da içerebilir.

Rüya ya da Loukianos’un Hayatı adlı metninde anlattığına göre gençliğinde dayısının yanında heykeltıraşlık öğrenmeye başladı. Bir mermer levhayı kırması ve cezalandırılması üzerine bu meslekten uzaklaştı. Rüyasında Heykeltıraşlık ile Eğitim arasında seçim yaptığını ve kendisini söz sanatlarına yönelten Eğitimi seçtiğini anlattı.

Retorik eğitimi alan Loukianos, bir süre mahkemelerde konuşmalar yapan ve halka açık gösteri söylevleri sunan bir hatip olarak çalıştı. Anadolu, Yunanistan, İtalya ve Galya’da dolaşarak hitabet yeteneğiyle tanındı. Daha sonra Atina’ya yerleşerek edebî üretimini hiciv ve diyalog alanında yoğunlaştırdı.

Loukianos, Roma İmparatorluğu’nun Yunanca konuşulan bölgelerinde gelişen İkinci Sofistik döneminin önemli yazarlarındandır. Bu kültürel ortamda hatipler ve yazarlar klasik Atina dilini, eski edebî biçimleri ve halka açık söylevleri yeniden canlandırıyordu. Loukianos bu mirası benimsemekle birlikte onu parodi ve eleştiri amacıyla kullandı.

Erken döneminde örnek konuşmalar, hayalî davalar, övgüler ve betimleyici retorik metinler kaleme aldı. Sinek Övgüsü gibi eserlerinde önemsiz görülen bir varlığı abartılı bir ciddiyetle yücelterek geleneksel övgü söylevini parodiye dönüştürdü. Retoriğin gösterişe ve boş söz oyunlarına açık yönlerini, yine retoriğin araçlarından yararlanarak sergiledi.

Edebiyata getirdiği temel yeniliklerden biri, Platoncu felsefe diyaloğuyla Eski Komedya ve Menipposçu hicvi birleştirmesiydi. Böylece felsefi tartışma biçimini koruyan fakat filozofları, tanrıları, zenginleri, sahte bilginleri ve toplumsal kurumları alaya alan komik bir diyalog türü geliştirdi.

Filozof Yaşamlarının Satışı’nda Zeus, Hermes’in çığırtkanlığında farklı felsefe okullarını ve onların temsil ettiği yaşam biçimlerini açık artırmaya çıkarır. Pisagorcu, Kinik, Stoacı, Epikürcü ve başka öğretiler, ayırt edici düşünceleri ve davranışları abartılarak potansiyel alıcılara tanıtılır.

Eser, felsefenin kendisini bütünüyle reddetmez. Felsefi öğretileri gündelik hayatta uygulamadan yalnızca kıyafetlerini, sözlerini ve ünlerini kullanan kişileri hedef alır. Filozofların özgür düşünceyi savunurken dogmatikleşmeleri ve hakikati temsil ettiklerini ileri sürerken birbirleriyle çelişmeleri hicvin merkezindedir.

Dirilen Ölüler veya Balıkçı, Filozof Yaşamlarının Satışı’na karşı yöneltilebilecek suçlamalara cevap niteliğindedir. Eski filozoflar ölüm dünyasından dönerek kendilerini küçük düşürdüğü gerekçesiyle Loukianos’u yargılamak ister. Felsefe yargıç, Hakikat ise temel tanık ve savunma unsuru hâline gelir.

Loukianos, bu metinde gerçek filozoflarla onların adlarını ve dış görünüşlerini kullanan sahte takipçileri birbirinden ayırır. Balıkçı benzetmesiyle, sözde filozofların para ve çıkar karşısında gerçek karakterlerini açığa çıkarmayı amaçlar. Böylece hicvinin felsefeye değil, felsefeyi geçim ve itibar aracına dönüştüren kişilere yöneldiğini savunur.

Ölüler Diyalogları’nda krallar, zenginler, filozoflar, kahramanlar ve sıradan insanlar ölüm ülkesinde karşılaşır. Yaşarken sahip olunan servet, güzellik, makam ve siyasi güç ölüm karşısında anlamını kaybeder. Kinik filozof Menippos, insan ihtiraslarını küçümseyen ve ölüleri bile alaya alan temel seslerden biri olur.

Tanrıların Diyalogları, Deniz Tanrılarının Diyalogları ve Hetairelerin Diyalogları’nda mitolojik ve toplumsal kişileri gündelik konuşmalar içinde gösterdi. Tanrılar kıskançlık, arzu, korku ve çıkar gibi insan özellikleriyle anlatılırken geleneksel mitlerin tutarsızlıkları komik sonuçlara dönüştürüldü.

Hakiki Hikâyeler, anlatıcının daha başlangıçta doğru bir şey anlatmayacağını bildirdiği fantastik bir yolculuk anlatısıdır. Deniz yolculuğuna çıkan kahramanlar dev varlıklarla, olağanüstü adalarla ve Ay ile Güneş halkları arasındaki savaşla karşılaşır. Eser, güvenilmez seyahatnameleri ve doğrulanamaz olağanüstü olayları gerçekmiş gibi aktaran tarihçileri parodileştirir.

Ay yolculuğu, dünya dışı toplumlar ve gezegenler arası savaş nedeniyle Hakiki Hikâyeler, fantastik yolculuk ve bilimkurgu tarihinin öncül metinlerinden biri olarak değerlendirilir. Bununla birlikte eserin temel amacı geleceğin teknolojisini öngörmekten çok edebî yalan, anlatıcının güvenilirliği ve okurun inanma isteğiyle oynamaktır.

Yalancısever veya Kuşkucu’da hayaletler, büyüler, canlanan heykeller ve olağanüstü tedaviler hakkında anlatılan hikâyeleri bir araya getirdi. Anlatıcı, eğitimli olduklarını söyleyen insanların bile doğaüstü hikâyelere kolayca inanmasını sorgular. Sonraki dönemlerde yaygınlaşan “büyücünün çırağı” anlatısının erken örneklerinden biri bu eserde bulunur.

Aleksandros ya da Düzmece Yalvaç’ta sahte bir kehanet merkezi kuran Abonuteikhoslu Aleksandros’u ele aldı. Kehanet, dinsel gösteri, korku ve maddi çıkar arasındaki ilişkileri sergileyerek insanların belirsizlik karşısındaki inanç ihtiyacının nasıl kullanılabileceğini gösterdi.

Peregrinos’un Ölümü’nde kendisini filozof ve kutsal kişi olarak sunan Peregrinos Proteus’un gösterişli ölümünü anlattı. Metin, şöhret arzusunun çilecilik, din ve felsefe diliyle gizlenmesini hedef alır. Loukianos’un Hristiyan topluluklara ilişkin kısa gözlemleri de bu eser içinde yer alır.

Tarih Nasıl Yazılmalı? adlı incelemesinde tarihçinin övgü yazarı ya da iktidarın sözcüsü olmaması gerektiğini savundu. Tarihçinin tarafsızlığa, açıklığa ve gerçeğe bağlı kalmasını; uydurma konuşmalarla, aşırı süslemelerle ve hükümdarları memnun etme amacıyla tarihsel olayları değiştirmemesini istedi.

Timon veya İnsan Düşmanı, İkaromenippos, Menippos ya da Ölüler Ülkesine Yolculuk, Kharon, İki Kere Suçlanan ve Şölen gibi diyaloglarında zenginlik, tanrılar, filozoflar, edebiyat, şöhret ve insanın kendini kandırma biçimleri üzerinde durdu. Farklı dünyalara ve alışılmadık gözlem noktalarına yerleştirdiği anlatıcılar aracılığıyla gündelik hayatın kabul edilmiş değerlerini yabancılaştırdı.

Geç döneminde Roma yönetiminin Mısır’daki idari yapısı içinde bir görev üstlendiği kabul edilir. Ölümünün kesin tarihi bilinmez; eserlerindeki tarihsel göndermeler onun MS 180’den sonra da yaşamış olduğunu düşündürür.

Loukianos’un adına günümüze seksenin üzerinde eser ulaşmıştır; ancak bunların bir bölümünün ona ait olup olmadığı tartışmalıdır. Tür bakımından diyalog, söylev, mektup, risale, edebiyat eleştirisi, fantastik anlatı ve toplumsal hiciv arasında geniş bir çeşitlilik gösterir.

Eserleri Bizans döneminden Rönesans’a ve Aydınlanma’ya kadar okunmayı sürdürdü. Komik diyalog, ölüler diyaloğu, fantastik yolculuk ve düşünsel hiciv gelenekleri üzerindeki etkisi, onu Roma İmparatorluğu döneminde Yunanca yazan en kalıcı düzyazı ustalarından biri hâline getirdi.

#Loukianos #SamosatalıLoukianos #AntikYunanEdebiyatı #Hiciv #FilozofYaşamlarınınSatışı #DirilenÖlüler #HakikiHikâyeler #ÖlülerDiyalogları #İkinciSofistik #KomikDiyalog #FelsefiParodi #FantastikEdebiyat