Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 12-01-1931
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 19-07-2013

Leylâ Erbil, 12 Ocak 1931’de İstanbul’un Fatih ilçesinde doğdu. İlköğreniminin ardından Beşiktaş İkinci Kız Ortaokulunda okudu. Lise öğrenimine Beyoğlu Kız Lisesinde başladı, daha sonra Kadıköy Kız Lisesine geçti ve 1950’de mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümünde öğrenim gördü. Üniversite eğitimini tamamlamadan çalışma hayatına yöneldi. İskandinav Hava Yollarında ve Devlet Su İşlerinde sekreter ve çevirmen olarak görev yaptı.

Lise yıllarında şiir ve kısa öyküler yazmaya başlayan Erbil’in yayımlanan ilk öyküsü “Uğraşsız”, 1956’da Seçilmiş Hikâyeler dergisinde çıktı. Daha sonra Ataç, Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Papirüs, Yelken, Türk Dili, Yeni Dergi ve Türkiye Defteri gibi edebiyat dergilerinde öykü ve yazıları yayımlandı.

İlk öykü kitabı Hallaç 1960’ta yayımlandı. Kitaptaki öykülerde aile, evlilik, cinsellik, yalnızlık, sınıfsal çatışma ve bireyin toplumla kurduğu sorunlu ilişki öne çıktı. Erbil, geleneksel olay örgüsünü ve düzenli anlatıcı yapısını kırarak bilinç akışı, iç monolog ve çağrışıma dayalı bir anlatım geliştirdi.

İkinci öykü kitabı Gecede 1968’de yayımlandı. Kitapta kent yaşamı, kadınların aile ve toplum içindeki konumu, yabancılaşma, yoksulluk ve bastırılmış arzular işlendi. Konuşma dili, argo, kesintili cümleler ve değişen anlatıcı sesleri, öykülerin biçimsel yapısının temel unsurları oldu.

Erbil, Gecede’yi Sait Faik Hikâye Armağanı’na gönderdi; ödülün değerlendirilme biçimi üzerine gelişen tartışmaların ardından eserlerini yarışmalı edebiyat ödüllerine sunmama kararı aldı. Edebî değerin yarışma ve derecelendirme sistemiyle belirlenmesine karşı mesafeli tutumunu yaşamı boyunca büyük ölçüde korudu.

İlk romanı Tuhaf Bir Kadın 1971’de yayımlandı. Kız, Baba, Ana ve Kadın başlıklı dört bölümden oluşan roman, Nermin adlı genç kadının ailesi, edebiyat çevresi, siyasi düşünceleri ve erkek egemen toplumla çatışması çevresinde gelişir.

Tuhaf Bir Kadın, genç bir kadının kendi kimliğini kurma mücadelesini özel hayat ile Türkiye’nin toplumsal ve siyasi tarihi arasında konumlandırır. Aile baskısı, cinsel ahlak, sol hareket içindeki erkek egemenliği, sınıf farklılıkları ve aydın ile halk arasındaki mesafe romanın temel meseleleridir.

Romanın her bölümünde anlatıcı, zaman ve söyleyiş biçimi değişir. Günlük, iç konuşma, anı, tarihsel belge ve farklı kişilerin bakış açıları aynı yapı içinde kullanılır. Bu nedenle eser, klasik roman formunun sınırlarını zorlayan deneysel bir anlatı niteliği taşır.

Eski Sevgili 1977’de yayımlandı. Öykülerde geçmiş ilişkiler, yaşlanma, evlilik, kadınlık, toplumsal baskı ve kişisel hafıza ele alındı. Erbil, aşkı romantik bir uyum alanından çok iktidar, bağımlılık, hayal kırıklığı ve kendini gerçekleştirme mücadelesiyle birlikte işledi.

Karanlığın Günü 1985’te yayımlandı. Romanın merkezindeki yazar Neslihan, Alzheimer hastalığıyla yaşayan annesine bakım verirken aile geçmişi, arkadaşlıkları, edebiyat çevresi ve kendi kimliğiyle hesaplaşır. Annenin parçalanan hafızasıyla anlatıcının kesintili bilinci birbirine bağlanır.

Karanlığın Günü’nde bakım emeği, anne-kız ilişkisi, yaşlılık, ölüm, yazarlık ve aydın çevrelerin ikiyüzlülüğü iç içe geçer. Romanın parçalı kurgusu, belleğin düzenli bir arşiv olmadığını; hatırlama, bastırma ve unutma arasında sürekli yeniden kurulduğunu gösterir.

Mektup Aşkları 1988’de yayımlandı. Farklı kişiler tarafından yazılan tarihsiz mektuplardan oluşan roman, aşk söyleminin samimiyetini ve güvenilirliğini sorgular. Mektuplardaki sevgi, özlem ve bağlılık ifadelerinin arkasında çıkar, kıskançlık, cinsel iktidar ve kendini olduğundan farklı gösterme arzusu belirir.

Erbil, Tezer Özlü’nün kendisine gönderdiği mektupları yazarın isteği doğrultusunda Tezer Özlü’den Leylâ Erbil’e Mektuplar adıyla 1995’te yayına hazırladı. Bu eser, iki yazar arasındaki dostluğu, edebiyat tartışmalarını, kişisel sıkıntıları ve dönemin kültür ortamını belgeleyen bir mektup arşivi niteliğindedir.

Zihin Kuşları 1998’de yayımlandı. Erbil’in edebiyat, siyaset, toplum, kadınlık, dil ve yazarın sorumluluğu üzerine kaleme aldığı metinleri bir araya getiren kitap, deneme ile düşünce yazısı arasında gelişir. Yazarın kurmaca eserlerinde dolaylı biçimde işlediği meseleler burada daha açık bir eleştirel söyleyiş kazanır.

Cüce 2001’de yayımlandı. Mustafa Horasan’ın desenlerinin eşlik ettiği ve “girdap metin” olarak tanımlanan eser, yaşlı yazar Zenîme Hanım’ın notları, hatıraları ve varoluşsal sorgulamaları çevresinde kurulur.

Zenîme; geçmişi, bedeni, kadınlığı, yalnızlığı, yazarlığı ve ölüm düşüncesiyle hesaplaşırken benliğin sabit bir bütün olmadığı ortaya çıkar. Bunaltı, yabancılaşma, hiçlik, cinsellik ve kendini arama, metnin temel varoluşsal alanlarını oluşturur.

Cüce’de yazar, anlatıcı ve kurmaca kişi arasındaki sınırlar bilinçli biçimde belirsizleştirilir. Değişen yazı karakterleri, çizimler, parçalı notlar ve farklı söylem katmanları, kitabı yalnızca bir hikâye anlatan romandan çok kendi oluşum sürecini de sergileyen görsel ve üstkurmaca bir metne dönüştürür.

Üç Başlı Ejderha 2005’te yayımlandı. Kişisel yas, toplumsal şiddet, tarihsel hafıza ve İstanbul’un değişen yüzü kısa fakat yoğun bir anlatı içinde birleşir. Bireyin yaşadığı kayıplarla toplumun bastırılmış geçmişi birbirinin içine geçer.

Kalan 2011’de yayımlandı. Roman, İstanbul’un farklı din, dil ve kültürlerden topluluklarla biçimlenen geçmişini kişisel hafıza, kayıp ve tarihsel şiddet üzerinden ele alır. Şehrin değişimi, anlatıcının kendi çocukluğu ve çevresinde kaybolan hayatlarla birlikte hatırlanır.

Son romanı Tuhaf Bir Erkek 2013’te yayımlandı. Tuhaf Bir Kadın’la başlayan kimlik, aile, siyaset ve toplumsal cinsiyet tartışmaları bu eserde erkeklik üzerinden yeniden ele alınır. Roman; iktidar, korku, baba-oğul ilişkileri, siyasi şiddet ve erkek kimliğinin kırılganlığı üzerinde durur.

Erbil’in eserlerinde geleneksel noktalama işaretlerinin dışında kendi geliştirdiği işaretler, kesintili söz dizimleri, büyük ve küçük harf değişimleri, argo, farklı toplumsal dillere ait ifadeler ve yeni kelime birleşimleri kullanılır. Dil, olayları aktaran tarafsız bir araç olmaktan çıkarak toplumsal baskının, zihinsel parçalanmanın ve başkaldırının doğrudan alanına dönüşür.

Eserleri Marksist toplumsal eleştiri, psikanaliz, varoluşçuluk ve feminist edebiyatla kesişir. Bununla birlikte Erbil, belirli bir edebî akıma ya da hazır anlatı kalıbına bağlı kalmadı. Her eserinde tür, anlatıcı, zaman ve dil yapısını yeniden kurdu.

1961’de Türkiye İşçi Partisine üye oldu ve partinin Sanat ve Kültür Bürosunda çalıştı. Türkiye Sanatçılar Birliği ile Türkiye Yazarlar Sendikasının kurucuları arasında yer aldı; PEN Yazarlar Derneğine üye oldu. 1979’da Iowa Üniversitesinin Uluslararası Yazarlık Programına katıldı.

Türkiye PEN Yazarlar Derneği, Leylâ Erbil’i 2002’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterdi. Böylece PEN tarafından bu ödüle önerilen ilk Türkiyeli kadın yazar oldu. Erbil’in eserleri çeşitli dillere çevrildi ve Türk edebiyatındaki deneysel, feminist ve politik anlatının önemli örnekleri arasında değerlendirildi.

2005’ten sonra nadir görülen Langerhans hücreli histiyositoz hastalığıyla mücadele etti. Buna rağmen Kalan ve Tuhaf Bir Erkek üzerinde çalışmayı sürdürdü. Leylâ Erbil, 19 Temmuz 2013’te İstanbul’da öldü.

Leylâ Erbil, bireyin kendi kimliğini kurma çabasını aile, cinsellik, sınıf, siyaset, tarih ve dil ile birlikte ele aldı. Türkçenin yerleşik söz dizimini ve edebî türlerin sınırlarını dönüştüren eserleri, çağdaş Türk öykü ve romanında özgün ve etkili bir anlatı alanı oluşturdu.

#LeylaErbil #TürkEdebiyatı #TuhafBirKadın #Cüce #Roman #Öykü #DeneyselRoman #Modernizm #FeministEdebiyat #BilinçAkışı #DilDeneyi #ToplumsalEleştiri