Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 28-05-1964
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 03-07-2019

Asıl adı Derman İskender Över olan Küçük İskender, 28 Mayıs 1964’te İstanbul’da doğdu. Ressam ve grafik sanatçısı Derman Över’in oğluydu. Kitaplarla çevrili bir aile ortamında büyüdü; çocukluk yıllarından itibaren şiir, çizgi roman ve edebiyatla ilgilendi.

Kabataş Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girdi. Beş yıl devam ettiği tıp eğitimini tamamlamadan bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde üç yıl öğrenim gördü; bu eğitimini de tamamlamadı.

Edebiyat dışında tezgâhtarlık, kartpostal satıcılığı, düzeltmenlik, seslendirme, reklam ajansında kostümcülük, resepsiyon görevliliği, barmenlik, radyo programcılığı, şarkı sözü yazarlığı ve televizyon için skeç yazarlığı gibi farklı işlerde çalıştı. Bu deneyimler, eserlerinde görülen sokak, gece hayatı, kent yoksulluğu, farklı toplumsal çevreler ve gündelik konuşma diliyle doğrudan ilişkilidir.

İlk şiiri 1985’te İskender Över imzasıyla Milliyet Sanat dergisinde yayımlandı. Daha sonra Adam Sanat, Varlık, Gösteri, Şiir Atı, Sombahar, Deli ve Öküz gibi dergilerde şiir ve yazılarıyla yer aldı. Gösteri ve Varlık’ta “Şiirli Değnek” başlığı altında şiir, şair ve güncel edebiyat üzerine değerlendirmeler kaleme aldı.

İlk şiir kitabı Gözlerim Sığmıyor Yüzüme 1988’de yayımlandı. Kitap; gençlik, aşk, çocukluk, sokak, yalnızlık, ölüm, toplumsal huzursuzluk ve başkaldırı çevresinde gelişen şiirlerden oluşur. Şairin sonraki eserlerinde belirginleşecek yoğun imge kullanımı, beklenmedik çağrışımlar, doğrudan hitaplar ve yüksek duygusal gerilim bu ilk kitapta görünür hâle geldi.

Gözlerim Sığmıyor Yüzüme, Küçük İskender’in şiir dünyasının temel yönlerini erken dönemde ortaya koydu. Bireysel kırılmaları toplumsal sorunlardan ayırmayan şair; sevgi, yalnızlık ve ölüm duygularını çocuklar, sokaklar, hayvanlar, mektuplar ve kent yaşamından alınan görüntülerle birleştirdi.

İkinci şiir kitabı Erotika 1991’de yayımlandı. Beden, arzu, aşk, cinsellik, suçluluk, yasak ve ahlaki baskı gibi temaları açık ve sarsıcı bir dille ele alan eser, yerleşik şiir söyleminin sınırlarını zorladı. Erotik anlatımı yalnızca bedensel hazla sınırlamayan Küçük İskender, cinselliği iktidar, yalnızlık, kimlik ve toplumsal dışlanmayla ilişkilendirdi.

Yirmi5April ve Periler Ölürken Özür Diler, 1994’te yayımlandı. Yirmi5April’de şiir, kişisel hafıza, gençlik ve kent kültürünün parçalarıyla iç içe geçerken Periler Ölürken Özür Diler’de sokak hayatı, arabesk duyarlık, kırılganlık, terk edilme ve toplumun dışında bırakılmış kişilerin dünyası belirginleşti.

Güzel Annemin Hayal Gücü, Suzidilara ve Ciddiye Alındığım Kara Parçaları, şairin 1990’lı yıllardaki üretimini sürdürdü. Ciddiye Alındığım Kara Parçaları, şiirlerin biçimsel düzeni ve ölçülü kuruluşuyla şairin yalnızca taşkın ve serbest söyleyişe değil, bilinçli biçim arayışlarına da yöneldiğini gösterdi.

Papağana Silah Çekme!, Gözyaşlarım Nal Sesleri, Bir Çift Siyah Deri Eldiven, İpucu Bırakma Sanatı, Bahname, Klarnet, Kahramanlar Ölü Doğar ve Eski Kral Deposu gibi kitaplarında kent, suç, şiddet, aşk, ölüm, bedensel deneyim, iktidar ve bireyin toplumsal düzenle çatışması üzerine kurduğu şiir dünyasını genişletti.

Bir Çift Siyah Deri Eldiven ile 2000 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü kazandı. Kitap, şairin karanlık kent atmosferini, aşkın yıkıcı yönünü, bedenin kırılganlığını ve toplumun sınırlarında yaşayan insanların deneyimlerini bir araya getiren eserlerinden biri oldu.

Dicle ile Fırat, Küçük İskender’in şiirinde farklı bir yönelimi temsil eder. Şair bu kitapta halk şiiri, destan, türkü ve sözlü kültürün anlatım imkânlarından yararlandı. Doğu ile Batı, tarih ile güncel hayat ve yerel söyleyiş ile modern kent dili arasında bağlantılar kurdu.

İskender’i Ben Öldürmedim, şairin kendi edebî kimliğiyle, geçmişiyle ve toplum tarafından kendisine verilen rollerle hesaplaştığı eserlerinden biridir. Kitap, 2006 Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Şairin kendi adını kitabın merkezine yerleştirmesi, benlik ile yaratılan şair kimliği arasındaki gerilimi görünür kıldı.

Karanlıkta Herkes Biraz Zencidir, Teklifsiz Serseri, Lezzetli Tümörler Lokantası, Hasta Hayat Depoları, Ağır Abiler Orkestrası, The God Jr., Ölü Evinde Seks Partisi ve Underground Otopark, şairin 2000’li yıllardaki yoğun üretiminin parçalarıdır. Bu eserlerde hastalık, ölüm, gece hayatı, kent şiddeti, dışlanma, cinsellik, popüler kültür ve yeraltı dünyası birlikte işlenir.

Sarı Şey, Bu Defa Çok Fena, Ali ve Elli Belirsiz, şairin olgunluk dönemindeki bireysel ve toplumsal şiir anlayışını sürdürdü. Küçük İskender bu kitaplarda sokak diliyle şiirsel yoğunluğu, kişisel tanıklıkla toplumsal eleştiriyi ve gündelik hayatla karanlık imgeleri bir araya getirdi.

Mayıs Giremez, 2016’da yayımlandı ve 2017 Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. Kitap, şairin otuz yılı aşan şiir birikimini aşk, kayıp, zaman, ölüm, kent ve hafıza eksenlerinde yoğunlaştırdı. Şairin ilk eserlerinden itibaren kullandığı sert ve huzursuz söyleyiş, bu kitapta daha dingin fakat etkisini koruyan bir yapıya dönüştü.

Ölen Sevgilimin Şiir Defteri, 2017’de yayımlandı. Aşkın ardından kalan boşluk, yas, hatıra, bedensel kayıp ve sevilen kişinin yokluğuyla sürdürülen ilişki kitabın temel konularıdır. Şair, ölümü sona ermiş bir bağdan çok hafızada ve dilde devam eden bir yakınlık biçimi olarak ele aldı.

Küçük İskender’in üretimi şiir kitaplarıyla sınırlı kalmadı. Dedem Beni Korkuttu Hikâyeleri, İkizler Burcu Hikâyeleri, 666, Belden Aşağı Aşk Hikâyeleri, The Kırmızı Başlıklı İstasyon Şefi, Pop H’art, Balık Burcu Hikâyeleri, Insectisid, Necronomicon: Ölüm Kitabı ve Bir Delinin Ot Defteri gibi kitaplarında anlatı, hikâye, deneme, günlük ve şiir arasındaki sınırları belirsizleştirdi.

Yazar bu tür metinlerini çoğu zaman “özgür metin” anlayışıyla kurdu. Olay örgüsünden çok çağrışım, ritim, parçalanmış anlatıcı sesi, iç konuşma, kültürel gönderme ve dilsel deney öne çıktı. Böylece şiirsel söyleyişini düzyazıda da sürdürdü.

Flu’es ve Zatülcenp, Küçük İskender’in roman türündeki eserleridir. Bu romanlarda metropol hayatı, bohem çevreler, iletişimsizlik, arzu, hastalık, şiddet ve modern bireyin parçalanmış kimliği işlenir. Roman yapısını doğrusal olay örgüsünden çok farklı sesler, iç konuşmalar ve şiirsel parçalar üzerine kurdu.

Cangüncem, Waliz Bir ve İkinci Waliz, günlük ile edebî anlatı arasında gelişen metinlerdir. Gündelik gözlemler, kişisel hatıralar, edebiyat çevresi, hastalık, ölüm, kent hayatı ve yazma deneyimi bu kitaplarda parçalı bir yapı içinde bir araya gelir.

Şiirli Değnek, Eflatun Sufleler, Rimbaud’ya Akıl Notları, Cin Kontrol Noktası ve Türkçe Sözlü Hafif Mavi gibi kitaplarında şiir, şairlik, edebiyat, sanat, toplum ve dil üzerine düşüncelerini ele aldı. Rimbaud’dan çağdaş Türk şiirine uzanan geniş bir kültürel alanda, şairin toplumsal konumu ve şiirin yerleşik değerlere karşı taşıdığı dönüştürücü imkân üzerinde durdu.

Her Şey Ayrı Yazılır, deneme ve şiirsel düzyazı arasında gelişen son dönem kitaplarından biridir. Dil, aşk, yalnızlık, ölüm, toplumsal ilişkiler ve gündelik hayatın küçük ayrıntıları, bağımsız fakat birbirleriyle çağrışımsal bağlar kuran metinler içinde yer alır.

Küçük İskender, şiiri yalnızca kitap sayfasına bağlı bir tür olarak görmedi. Türkiye’de ve yurt dışında şiir okumaları, tek kişilik gösteriler, paneller ve performanslar gerçekleştirdi. Ses, beden, vurgu, müzik ve sahne hareketini şiirin anlatım imkânlarıyla birleştirdi.

Sinema alanında Gece, Melek ve Bizim Çocuklar, Ağır Roman ve O Şimdi Asker gibi filmlerde rol aldı. Sinema, müzik ve görsel kültür; hem şiirlerinin imge dünyasında hem de düzyazı eserlerinin hızlı, kesintili ve sahneye yakın anlatımında etkili oldu.

Şiirlerinde argo, küfür, tıp terimleri, sokak dili, popüler kültür, mitoloji, müzik, sinema ve farklı toplumsal gruplara ait söyleyişleri bir arada kullandı. Yeni kelimeler türetti, sözcüklerin yazılışını değiştirdi ve farklı dil katmanlarını çarpıştırarak kendine özgü bir şiir dili geliştirdi.

Küçük İskender’in eserlerinde beden, cinsellik ve cinsel kimlik temel anlatı alanları arasındadır. Toplumun normal, ahlaklı ya da kabul edilebilir saydığı kimlikleri sorguladı; dışlanan, bastırılan ve görünmez kılınan deneyimleri şiirin merkezine taşıdı. Bu yönüyle eserleri kuir edebiyat, beden politikaları ve toplumsal cinsiyet tartışmalarıyla kesişen güçlü bir alan oluşturdu.

Aşk, şiirlerinde huzurlu ve tamamlanmış bir birliktelikten çok arzu, yara, bağımlılık, şiddet, ayrılık ve kayıp üzerinden anlatılır. Sevilen kişi hem hayata bağlayan hem de benliği parçalayan bir kuvvete dönüşebilir. Ölüm ise aşkın karşıtı olmaktan çok onun içinde sürekli bulunan bir ihtimaldir.

2014’te Erdal Öz Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Ödül, yalnızca belirli bir kitabına değil, şiire getirdiği farklı söyleyişe ve uzun yıllara yayılan edebî üretimine verildi. Şiirlerinin ve kitaplarının bir bölümü Almanca ve Kürtçe yayımlandı; farklı ülkelerdeki antolojilerde yer aldı.

Küçük İskender, yaklaşık bir yıl süren kanser tedavisinin ardından 3 Temmuz 2019’da Bodrum’da öldü. Ardında şiir, roman, deneme, günlük ve türler arasında dolaşan çok sayıda eser bıraktı.

1980 sonrası Türk şiirinin özgün ve ayrıksı isimlerinden biri olan Küçük İskender, kent hayatını, bedeni, cinselliği, şiddeti, aşkı ve ölümü yüksek gerilimli bir şiir diliyle ele aldı. Yerleşik ahlak, edebî tür ve şiir dili anlayışlarını sorgulayan eserleri, çağdaş Türk şiirinde geniş ve etkili bir edebî dünya oluşturdu.

#Küçükİskender #DermanİskenderÖver #TürkŞiiri #GözlerimSığmıyorYüzüme #Erotika #MayısGiremez #YeraltıEdebiyatı #KentŞiiri #KuirEdebiyat #ŞiirPerformansı #Deneme #ÇağdaşTürkEdebiyatı