Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 14-07-1918
Doğum yeri Uppsala
Ölüm tarihi 30-07-2007

Ingmar Bergman, tam adıyla Ernst Ingmar Bergman, 14 Temmuz 1918’de İsveç’in Uppsala kentinde doğdu. Babası Erik Bergman Lüterci bir din adamı, annesi Karin Åkerblom ise hemşirelik eğitimi almıştı. Üç çocuklu ailenin ikinci çocuğu olan Bergman, dinî kuralların ve disiplinin belirleyici olduğu bir ev ortamında büyüdü.

Çocukluk yıllarında kukla tiyatrosu, oyuncak sahneler ve büyülü fenerle ilgilendi. Aile ortamındaki otorite, ceza, suçluluk ve bağışlanma düşünceleri ileride filmlerinde ve tiyatro çalışmalarında tekrar tekrar ortaya çıktı. Bununla birlikte Bergman’ın çocukluk anlatılarının önemli bir bölümü, kendi anıları ve edebî biçimde yeniden kurduğu otobiyografik metinler üzerinden bilinmektedir.

Stockholm Üniversitesinde edebiyat ve sanat tarihi derslerine katıldı. Özellikle August Strindberg üzerine verilen derslerle ilgilendi; ancak üniversite eğitimini tamamlamadan tiyatro çalışmalarına yöneldi. Öğrenci ve amatör tiyatro topluluklarında yönetmenlik yaparak sahne düzeni, oyuncu yönetimi ve dramatik metinlerle ilgili ilk deneyimlerini kazandı.

1940’ların başında profesyonel tiyatro ve sinema çevrelerine girdi. Alf Sjöberg’in yönettiği Hets’in senaryosunu yazması, sinema alanında tanınmasını sağladı. Film 1944’te gösterime girerken Bergman aynı yıl Helsingborg Şehir Tiyatrosunun yöneticiliğine getirildi ve genç yaşta önemli bir tiyatro kurumunun sorumluluğunu üstlendi.

İlk uzun metrajlı yönetmenlik çalışması Kris, Türkçedeki adıyla Kriz, 1946’da gösterime girdi. İlk filmlerinde aşk ilişkileri, aile baskısı, gençlerin yetişkin dünyasıyla çatışması ve bireyin toplumsal düzen içindeki sıkışmışlığı üzerinde durdu. Sinemayla eş zamanlı olarak Göteborg ve Malmö şehir tiyatrolarında çalışmayı sürdürdü.

Sommarnattens leende, Türkçede Bir Yaz Gecesi Tebessümleri veya Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri adlarıyla bilinen 1955 tarihli filmi, Bergman’ın uluslararası ölçekte görünürlük kazanmasında etkili oldu. Film, aşk ilişkilerini, evliliği ve toplumsal rolleri hafif komedi ile melankoliyi birleştiren bir anlatımla değerlendirdi.

1957’de yönettiği Det sjunde inseglet ve Smultronstället, Bergman sinemasının belirleyici eserleri arasına girdi. Yedinci Mühür, Haçlı Seferleri’nden dönen bir şövalyenin Ölüm’le satranç oynaması üzerinden inanç, kuşku ve fanilik sorunlarını ele aldı. Yaban Çilekleri ise yaşlı bir profesörün yolculuğunu anılar, düşler ve geçmişle hesaplaşma üzerinden kurdu.

Såsom i en spegel, Nattvardsgästerna ve Tystnaden filmleri, sonradan Bergman’ın inanç ve Tanrı’nın sessizliği çevresindeki üçlemesi olarak birlikte değerlendirildi. Aynadaki Gibi, Kış Işığı ve Sessizlik adıyla bilinen bu eserlerde Tanrı’nın varlığı, dinî inancın çözülmesi, ruhsal yalnızlık ve insanlar arasındaki iletişim yetersizliği belirginleşti.

Bergman, 1963-1966 yılları arasında İsveç’in ulusal sahnesi olan Kraliyet Dram Tiyatrosunun yöneticiliğini yaptı. Sinema çalışmalarının yanında Strindberg, Henrik Ibsen, William Shakespeare, Molière, Anton Çehov ve çağdaş oyun yazarlarının metinlerini sahneledi. Tiyatro, Bergman’ın sinemasından ayrı bir yan uğraş değil, bütün sanat yaşamını biçimlendiren temel çalışma alanlarından biri oldu.

1966 tarihli Persona, konuşmayı bırakan bir oyuncu ile ona bakan hemşire arasındaki ilişkinin giderek kimliklerin birbirine karıştığı bir yapıya dönüşmesini anlatır. Filmde yüz, sessizlik, rol yapma, sanatçı kimliği ve benliğin bölünmesi sorunları öne çıktı. Fårö Adası’nın yalın coğrafyası ve Sven Nykvist’in görüntü çalışması, Bergman’ın bu dönem sinemasının görsel dilini belirledi.

Vargtimmen, Skammen ve En passion gibi filmlerinde sanatçı, savaş, şiddet, korku ve ilişkilerdeki güvensizlik temalarını sürdürdü. Çalışmalarında Max von Sydow, Gunnar Björnstrand, Bibi Andersson, Harriet Andersson, Ingrid Thulin, Liv Ullmann ve Erland Josephson gibi oyuncularla uzun süreli yaratıcı ilişkiler kurdu.

Viskningar och rop, Türkçede Çığlıklar ve Fısıltılar adıyla bilinen film, 1972’de tamamlandı ve 1973’te uluslararası gösterime girdi. Ölmekte olan bir kadın ile iki kız kardeşi arasındaki ilişkiyi merkezine alan eser; beden, acı, bakım, suçluluk ve aile içindeki duygusal uzaklık üzerinde yoğunlaştı.

Scener ur ett äktenskap, Türkçedeki adıyla Bir Evlilikten Sahneler, Bergman tarafından 1972’de yazıldı. Senaryo 1973’te yayımlandı ve aynı yıl İsveç televizyonunda altı bölüm hâlinde gösterildi. Liv Ullmann’ın Marianne’i, Erland Josephson’ın Johan’ı canlandırdığı yapım, dışarıdan uyumlu görünen bir evliliğin sadakatsizlik, ayrılık, boşanma ve devam eden duygusal bağlılık içinde geçirdiği dönüşümü izledi.

Bir Evlilikten Sahneler, olay örgüsünü büyük ölçüde iki insan arasındaki uzun konuşmalara dayandırdı. Evliliği yalnızca romantik bir ilişki olarak değil; ekonomik güvenlik, toplumsal saygınlık, alışkanlık, cinsellik, ebeveynlik ve yalnız kalma korkusuyla biçimlenen bir kurum olarak inceledi. Altı bölümlük televizyon sürümünün ardından daha kısa bir sinema sürümü hazırlandı.

Metin 1981’de Bergman tarafından Münih’te tiyatroya da uyarlandı. Marianne ile Johan, otuz yıl sonra Saraband’da yeniden ortaya çıktı. Bergman’ın 2003 tarihli son televizyon filmi olan Saraband, aynı karakterlerin yaşlılık dönemindeki karşılaşmasını anlattı; ancak önceki anlatıyı doğrudan tekrarlamak yerine aile ilişkileri, yaşlılık, bağımlılık ve geçmişin sürekliliği üzerinde durdu.

Bergman, 1976’da vergi kaçırdığı şüphesiyle bir tiyatro provası sırasında gözaltına alındı. Hakkındaki soruşturma daha sonra düştü ve suçlamalardan aklandı; ancak yaşadığı ruhsal çöküntünün ardından İsveç’ten ayrılarak Münih’e yerleşti. Almanya döneminde Yılanın Yumurtası ve Kuklaların Yaşamından filmlerini yönetti; Norveç’te çekilen Güz Sonatı’nda Ingrid Bergman ile Liv Ullmann’ı bir anne-kız çatışmasının merkezinde buluşturdu.

Fanny och Alexander, Bergman’ın çocukluk, aile, tiyatro ve dinî otorite temalarını bir araya getirdiği kapsamlı yapıtlarından biri oldu. Sinema sürümü 1982’de, daha uzun televizyon sürümü ise 1983’te gösterildi. Bergman bu çalışmayı sinema için yönettiği son uzun metrajlı film olarak tanımladı; ancak daha sonraki yıllarda televizyon filmleri, senaryolar ve tiyatro yapımları üretmeye devam etti.

1987’de yayımlanan Laterna magica, Türkçede Büyülü Fener adıyla bilinen otobiyografisidir. Bergman bu kitapta çocukluğunu, ailesini, evliliklerini, tiyatro çalışmalarını, sanatçılarla ilişkilerini ve 1976’daki vergi olayını kronolojik olmayan bir yapı içinde anlattı. Kitap, belgesel bir yaşam kaydı kadar belleğin ve kişinin kendisini anlatırken kurduğu görüntünün edebî bir incelemesi niteliğindedir.

Den goda viljan, Söndagsbarn ve Enskilda samtal gibi geç dönem senaryolarında anne ve babasının yaşamından, aile geçmişinden ve çocukluk belleğinden yararlandı. Yönetmenliğini başka isimlerin üstlendiği bu yapımlar, Bergman’ın sinema yönetmenliğini azalttıktan sonra da senaryo ve düzyazı üretimini sürdürdüğünü gösterdi.

Bergman, 1970’te sinema yapımcılığındaki çalışmalarının bütünü nedeniyle Irving G. Thalberg Anı Ödülü’nü aldı. Yaban Çilekleri, Aynadaki Gibi, Çığlıklar ve Fısıltılar, Güz Sonatı ve Fanny ve Alexander gibi eserlerle senaryo ve yönetmenlik dallarında Akademi Ödülü adaylıkları elde etti. Yedinci Mühür 1957 Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü paylaşırken Bergman 1958’de Yaşamın Eşiğinde ile en iyi yönetmen ödülünü aldı.

Ingmar Bergman, yaşamının son dönemini büyük ölçüde Fårö Adası’nda geçirdi. 30 Temmuz 2007’de burada öldü. Sinema, televizyon, tiyatro ve edebiyat arasında kurduğu bağlantı; yüz, sessizlik, ölüm, inanç, aile, evlilik, çocukluk, kimlik ve iletişimsizlik çevresinde geliştirdiği anlatım, yirminci yüzyılın görsel ve dramatik sanatlarında kalıcı bir etki bıraktı.

#IngmarBergman #BirEvliliktenSahneler #ScenerUrEttÄktenskap #İsveçSineması #Senaryo #Tiyatro #Persona #YedinciMühür #YabanÇilekleri #FannyVeAlexander #BüyülüFener #Saraband