Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
6 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 25-06-1926
Doğum yeri Klagenfurt

Ingeborg Bachmann, 25 Haziran 1926’da Avusturya’nın Klagenfurt kentinde doğdu. Çocukluk ve gençlik yılları, Avusturya’nın Nazi Almanyası’na katıldığı ve İkinci Dünya Savaşı’nın gündelik yaşamı belirlediği tarihsel ortamda geçti.

Klagenfurt’ta öğrenim gördü ve 1944’te lise bitirme sınavını tamamladı. Savaşın sona ermesinden sonra felsefe, Alman dili ve edebiyatı ile psikoloji alanlarına yöneldi.

1945’ten itibaren Graz, Innsbruck ve Viyana üniversitelerinde eğitim gördü. Felsefe çalışmalarında Martin Heidegger, Ludwig Wittgenstein ve Viyana Çevresi etrafında gelişen dil ve bilgi tartışmalarıyla ilgilendi.

1950’de Viyana Üniversitesinde Martin Heidegger’in varoluş felsefesinin eleştirel alımlanması üzerine hazırladığı tezle doktorasını tamamladı. İlk öyküsü Die Fähre 1946’da yayımlandı; aynı dönemde Hans Weigel, Paul Celan, Ilse Aichinger ve Klaus Demus gibi isimlerle ilişki kurdu.

Üniversite sonrasında Viyana’daki Amerikan denetimindeki Rot-Weiß-Rot radyo istasyonunda metin yazarı ve redaktör olarak çalıştı. Radyo deneyimi, konuşma dili, ses, diyalog, müzik ve kesintili anlatım üzerine düşünmesini sağladı.

1952’de Gruppe 47 toplantısında şiirlerini okudu. Ertesi yıl topluluğun edebiyat ödülünü kazanması, onu savaş sonrası Almanca edebiyatın öne çıkan genç şairlerinden biri hâline getirdi.

İlk şiir kitabı Die gestundete Zeit 1953’te yayımlandı. Kitapta savaş sonrasının güvenli ve düzenli bir döneme ulaştığı düşüncesine karşı zaman, tehdit, tarihsel sorumluluk ve yaklaşan yıkım duyguları öne çıktı.

1953 ile 1957 arasında ağırlıklı olarak İtalya’da yaşadı ve serbest yazar olarak çalıştı. Besteci Hans Werner Henze ile dostluk ve yaratıcı iş birliği kurarak bale metinleri, şarkılar ve opera librettoları hazırladı.

Henze için Der Prinz von Homburg ve Der junge Lord librettolarını yazdı. Şiir ile müzik arasındaki ilişki, Bachmann’ın radyo oyunlarında ve daha sonra Malina’nın biçimsel yapısında da etkisini sürdürdü.

İkinci şiir kitabı Anrufung des Großen Bären 1956’da yayımlandı. Eser, mitolojik ve kozmik imgelerle çağdaş tarih arasındaki ilişkiyi genişletti; Bachmann 1957’de Bremen Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü.

1957 ve 1958 yıllarında Münih’te Bayerischer Rundfunk ve Bavyera televizyonu çevresinde dramaturg olarak çalıştı. Ein Geschäft mit Träumen ve Die Zikaden gibi önceki radyo oyunlarının ardından Der gute Gott von Manhattan’ı yazdı.

Der gute Gott von Manhattan 1958’de yayımlandı ve ertesi yıl Savaş Körleri Radyo Oyunu Ödülü’nü kazandı. Oyun, sınırsız aşk arzusuyla toplumsal düzenin güvenlik ve uyum beklentisi arasındaki çatışmayı fantastik bir yargılama yapısıyla ele aldı.

1959-1960 kış döneminde Frankfurt Üniversitesinin ilk şiir sanatı konuk öğretim görevlisi oldu. Daha sonra Frankfurter Vorlesungen adıyla yayımlanan derslerinde çağdaş edebiyatın dili, görevleri, ütopyası ve tarihsel sorumluluğu üzerine konuştu.

1950’lerin sonunda İsviçreli yazar Max Frisch ile başlayan ilişkisi sırasında Roma ve Zürih arasında yaşadı. İlişkinin 1960’ların başında sona ermesi, yaşamındaki önemli kırılmalardan biri olsa da sonraki eserleri yalnızca bu biyografik deneyime indirgenemez.

İlk öykü kitabı Das dreißigste Jahr 1961’de yayımlandı. Kitaptaki öyküler, bireyin otuzlu yaşlara geçerken hazır kimliklerden, toplumsal rollerden ve kendisine öğretilmiş dilden uzaklaşma çabasını işledi.

Bachmann 1963’te Berlin’e taşındı ve 1965’e kadar burada yaşadı. 1964’te Georg Büchner Ödülü’nü aldı; ödül konuşmasında tarih, rastlantı, hastalık, yabancılaşma ve edebiyatın görünmeyeni algılanabilir kılma gücü üzerinde durdu.

1965’ten sonra yeniden Roma’ya yerleşti. Bu dönemde, farklı roman ve anlatıların birbirine bağlanacağı geniş kapsamlı Todesarten projesi üzerinde yoğunlaştı.

Malina 1971’de yayımlandı ve Bachmann’ın tamamlayarak yayımladığı tek roman oldu. Eser, Todesarten projesinin yayımlanabilen ilk ve tek tamamlanmış bölümü olarak tasarlandı.

Romanın adsız kadın anlatıcısı Viyana’da Malina ile aynı evde yaşar ve Ivan’a duyduğu yoğun aşkla varlığını sürdürmeye çalışır. Malina, ayrı bir erkek karakter olduğu kadar anlatıcının düzenleyen, denetleyen ve yaşamını devralan ikinci benliği olarak da okunabilir.

Malina; telefon konuşmalarını, mektupları, masalları, müzik işaretlerini, düşleri ve sorgulama sahnelerini bir araya getiren parçalı bir yapı taşır. Anlatıcının kişisel çözülüşü, savaşın ve faşist şiddetin gündelik ilişkilere aktarılmasıyla birlikte ele alınır.

İkinci öykü kitabı Simultan 1972’de yayımlandı. Farklı Avrupa şehirlerinde yaşayan kadınların dil, çeviri, meslek, aşk, seyahat ve kendilerini ifade etme sorunlarını konu alan eser, Bachmann’ın geç dönem düzyazısının diğer önemli parçasını oluşturdu.

Bachmann şiir, öykü ve romanın yanında denemeler, konuşmalar, eleştiriler ve çeviriler kaleme aldı. Edebiyatı, yozlaşmış ve hazır kalıplarla işleyen dile karşı yeni algılama ve yaşama imkânları arayan bir çalışma alanı olarak gördü.

26 Eylül 1973’te Roma’daki evinde çıkan yangında ağır biçimde yaralandı. Hastanede tedavi altında bulunduğu sırada 17 Ekim 1973’te öldü ve 25 Ekim’de Klagenfurt’taki Annabichl Mezarlığı’na defnedildi.

Ölümünden sonra Der Fall Franza, Requiem für Fanny Goldmann, Frankfurter Vorlesungen, mektupları ve çalışma notları farklı editoryal baskılarla yayımlandı. Edebî mirasının önemli bölümü Avusturya Millî Kütüphanesi ile Salzburg’daki Bachmann araştırma ve yayın çalışmaları kapsamında korunmaktadır.

Malina, Ahmet Cemal’in Almancadan çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından 2004’te Türkçede yayımlandı. Roman, Bachmann’ın doğumunun yüzüncü yılı kapsamında 2026’da özel bir baskıyla yeniden yayımlanarak Türkçedeki dolaşımını sürdürdü.

#IngeborgBachmann #Malina #AvusturyaEdebiyatı #AlmancaEdebiyat #Todesarten #Şiir #Modernizm #KadınEdebiyatı #Faşizm #Dil #ToplumsalŞiddet #Varoluş