Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
3 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 18-11-1918
Doğum yeri Manisa
Ölüm tarihi 28-08-2008

İlhan Berk, 1918’de Manisa’da doğdu. Asıl adı Emrullah İlhan Birsen’di. Kalabalık bir ailenin en küçük çocuğu olarak büyüdü. İlk şiir ve yazı denemelerine okul yıllarında başladı; Manisa Halkevinin çıkardığı Uyanış dergisinde şiirleri yayımlandı.

Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulunda öğrenim gördü. Mezuniyetinin ardından Giresun’un Espiye ilçesinde ilkokul öğretmenliği yaptı. Daha sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümüne girdi ve 1945’te mezun oldu.

Zonguldak ve Kırşehir başta olmak üzere farklı şehirlerde Fransızca öğretmenliği yaptı. Öğretmenlik yıllarında çalıştığı kentlerin sokaklarını, işçilerini, yoksul mahallelerini ve gündelik yaşamını gözlemledi. Bu deneyimler ilk dönemindeki toplumcu şiirlerin oluşumuna katkı sağladı.

1956’da Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının Yayın Bürosunda çevirmen olarak çalışmaya başladı. On üç yıl sürdürdüğü bu görev sırasında Fransız ve dünya şiirini yakından izledi. Arthur Rimbaud, Ezra Pound ve başka şairlerden yaptığı çeviriler modern dünya şiiriyle kurduğu ilişkiyi güçlendirdi.

1970’te çalışma hayatından ayrılarak Bodrum’a yerleşti. Bundan sonraki yaşamını büyük ölçüde şiir, deneme, günlük, çeviri, resim ve defter çalışmalarına ayırdı. El yazıları, çizimler, haritalar ve renkli sayfa düzenleri şiir üretiminin parçalarına dönüştü.

İlk şiir kitabı Güneşi Yakanların Selâmı, 1935’te yayımlandı. Gençlik döneminin duygusal ve karamsar şiirlerini içeren eserde hece ölçüsünün, Ahmet Haşim’in ve dönemin şiir anlayışının etkileri görülür.

İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı ve Köroğlu, toplumcu gerçekçi şiire yöneldiği dönemin kitaplarıdır. Bu eserlerde kent yaşamı, emekçiler, yoksulluk, Anadolu coğrafyası ve toplumsal eşitsizlikler geniş ve hareketli dizelerle anlatılır.

İstanbul, şehrin mahallelerini, sokaklarını, limanlarını, işçilerini ve farklı toplumsal kesimlerini şiirin konusu hâline getirir. Kent, yalnızca mekân olarak değil, içinde yaşayan insanların çalışma şartlarını ve sınıfsal farklılıklarını taşıyan canlı bir yapı biçiminde ele alınır.

1950’lerin ortalarından itibaren önceki şiir anlayışından uzaklaşarak dil, imge ve çağrışım merkezli yeni bir şiire yöneldi. Galile Denizi, Çivi Yazısı, Otağ ve Mısırkalyoniğne, İkinci Yeni ile ilişkilendirilen deneysel döneminin temel kitapları oldu.

Bu dönemde şiiri düşünce veya olay aktaran doğrusal bir anlatı olmaktan çıkardı. Sözcüklerin seslerini, biçimlerini ve beklenmedik ilişkilerini öne çıkardı; anlamın tek bir yoruma bağlanmadığı, parçalı ve çağrışımsal bir şiir dili geliştirdi.

Âşıkane, Şenlikname, Taşbaskısı ve Atlas adlı kitaplarında aşk, beden, cinsellik, tarih, coğrafya ve eski uygarlıkları işledi. Haritalar, şehir adları, bitkiler, hayvanlar ve mitolojik kişilikler şiirlerinin genişleyen söz varlığına katıldı.

Kül, insanın varoluşunu, ölümü, bedeni ve maddi dünyayı yoğun imgelerle ele alan şiirlerden oluşur. Kitap, Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne değer görüldü.

Deniz Eskisi, deniz, aşk, gündelik hayat, bitkiler ve nesneler çevresinde gelişen şiirlerden oluşur. Şiirin Gizli Tarihi ile birlikte yayımlanan eser, Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazandı.

Güzel Irmak, tabiatı, bedeni, zamanı ve şiirin oluşum sürecini bir araya getirir. Kitap, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’ne değer görülen eserleri arasındadır.

Galata ve Pera, İstanbul’un iki tarihî bölgesini şiirsel birer kent atlası hâline getirir. Sokaklar, yapılar, meslekler, ticaret, eğlence hayatı, farklı topluluklar ve geçmişten kalan belgeler şiir, tarih ve şehir monografisinin kesiştiği bir anlatımla işlenir.

Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum ve Avluya Düşen Gölge, şairin tabiat, yalnızlık, ölüm, beden ve gündelik nesnelerle kurduğu ilişkiyi sürdürür. Şiir, dünyaya bakma ve görülen şeyleri yeniden adlandırma biçimine dönüşür.

Şeyler Kitabı, 2002’de yayımlandı. Kitap, daha önce Ev ve Çok Yaşasın Sayılar adlarıyla yayımlanan şiirleri, Bir Şey Olanlarla Bir Şey Olmayanlar bölümüyle aynı ciltte bir araya getirir.

Şeyler Kitabı’nda ev, masa, su, taş, kapı, sayı, geometrik biçim ve gündelik eşyalar şiirin merkezine yerleşir. Nesneler insanın kullanımına bağlı edilgen varlıklar olarak değil, kendilerine özgü biçimleri, çağrışımları ve sessizlikleri bulunan varlıklar olarak ele alınır.

Bir Yeryüzü Tanığı, Güven Turan tarafından hazırlanan seçme şiirler kitabıdır. İlhan Berk’in farklı dönemlerde yazdığı şiirlerden oluşan seçki, toplumcu gerçekçi başlangıcından İkinci Yeni’ye, kent şiirlerinden nesne ve tabiat merkezli çalışmalarına uzanan edebî değişimini yansıtır.

Uzun Bir Adam, çocukluk, aile, öğretmenlik, edebiyat çevresi ve yazma serüveni üzerine kurulmuş otobiyografik bir eserdir. İlhan Berk’in yaşamını doğrusal ve eksiksiz bir hatırat biçiminde değil, parçalar, anılar ve şiirsel görüntüler aracılığıyla aktarır.

El Yazılarına Vuruyor Güneş ve Kanatlı At, günlük ve defter türündeki çalışmalarındandır. Şiir taslakları, okumalar, karşılaşmalar, resimler, düşler ve gündelik gözlemler bu eserlerde iç içe geçer.

Poetika, Logos, Şairin Toprağı ve Şiirin Gizli Tarihi, şiir, dil, anlam, imge ve şairlik üzerine yazılarını içerir. İlhan Berk bu metinlerde şiirin tek bir tanım veya yönteme bağlanamayacağını, her şiirin kendi dilini ve biçimini kurması gerektiğini savunur.

Şifalı Otlar Kitabı, bitkileri, otları ve doğanın küçük ayrıntılarını şiirsel düzyazıyla anlatır. Bitkilerin görünüşleri, adları, kullanım biçimleri ve çağrıştırdıkları dünyalar edebiyat ile doğa gözlemini birleştiren özgün bir yapı oluşturur.

İlhan Berk, Arthur Rimbaud ve Ezra Pound başta olmak üzere dünya şiirinden çeviriler yaptı. Dünya Edebiyatında Aşk Şiirleri ve Dünya Şiiri gibi antoloji ve çeviri çalışmalarıyla farklı şiir geleneklerinin Türkçe okurla buluşmasına katkı sağladı.

Resim, Berk’in şiirden sonraki temel üretim alanıydı. Yağlı boya, desen, kolaj ve el yazısı çalışmalarında sözcük ile görüntü arasındaki ilişkiyi araştırdı. Kitaplarının sayfa düzenlerinde, kapaklarında ve defterlerinde görsel sanatlara duyduğu ilgi belirgin biçimde yer aldı.

İlhan Berk’in şiiri sürekli değişim üzerine kuruludur. Toplumcu şiirden İkinci Yeni’ye, oradan kent, tarih, erotizm, nesne, tabiat ve poetika merkezli çalışmalara yöneldi. Önceki kitabında ulaştığı biçimi tekrarlamak yerine her yeni eserde şiirin dilini yeniden kurmaya çalıştı.

Şiirlerinde İstanbul, Galata, Pera, Bodrum ve Anadolu şehirleri önemli yer tutar. Kentleri yalnızca gözle görülen yapılarıyla değil, eski haritalar, belgeler, sokak adları, meslekler, kokular ve tarihsel katmanlarla birlikte ele aldı.

Dili geniş bir söz varlığına dayanır. Arkaik kelimeler, yabancı sözcükler, bitki ve hayvan adları, coğrafya terimleri, sayılar, harfler ve gündelik konuşma ifadeleri aynı şiirde yan yana bulunabilir. Noktalama, boşluk, harf düzeni ve sayfa görünümü de anlamın parçaları hâline gelir.

İlhan Berk, Kül ile Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü, İstanbul Kitabı ile Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü, Deniz Eskisi ile Yeditepe Şiir Armağanı’nı ve Güzel Irmak ile Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü aldı.

28 Ağustos 2008’de Bodrum’da öldü ve Bodrum Türbe Mezarlığı’na defnedildi. Modern Türk şiirinin dilini, konularını ve görsel imkânlarını genişleten; şiiri kentlerden nesnelere, bedenden coğrafyaya kadar yeryüzündeki her şeye açan başlıca şairlerden biri oldu.

#İlhanBerk #TürkŞiiri #İkinciYeni #BirYeryüzüTanığı #ŞeylerKitabı #ModernŞiir #DeneyselŞiir #KentŞiiri #NesneŞiiri #Çeviri #Poetika #Resim