Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
4 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 26-11-1909
Doğum yeri Slatina

Eugène Ionesco, asıl adıyla Eugen Ionescu, 26 Kasım 1909’da Romanya’nın Slatina kentinde doğdu. Académie française kayıtlarında doğum tarihi 13 Kasım 1909 olarak geçerken Bibliothèque nationale de France ve Institut de France 26 Kasım 1909 tarihini kullanır; bu farklılık dönemin takvim kullanımından kaynaklanır.

Rumen bir baba ile Fransız bir annenin çocuğuydu. Küçük yaşta ailesiyle Fransa’ya gitti ve çocukluğunun önemli bir bölümünü burada geçirdi. Fransızca, çocukluk yıllarından itibaren yaşamının ve daha sonra edebî üretiminin temel dillerinden biri oldu.

Anne ve babasının ayrılmasının ardından 1925’te babasıyla birlikte Romanya’ya döndü. Bükreş Üniversitesinde Fransız dili ve edebiyatı öğrenimi gördü. Üniversite yıllarında Romanya’nın edebiyat ve düşünce çevreleriyle ilişki kurarak çeşitli öncü dergilerde yazılar yayımladı.

İlk döneminde şiir ve edebiyat eleştirisine yöneldi. Romence yazdığı Elegii pentru ființe mici, Fransızca adıyla Élégies pour êtres minuscules, 1931’de yayımlandı. 1934 tarihli Nu adlı eleştiri kitabında yerleşik edebî değerleri, eleştiri kurumunu ve kültürel otoriteleri kışkırtıcı bir yaklaşımla sorguladı.

1938’de doktora çalışması yapmak amacıyla Fransa’ya gitti. Savaşın başlaması üzerine Romanya’ya dönmek zorunda kaldıysa da 1942’de yeniden Fransa’ya yerleşti. Savaş sonrasında Fransız vatandaşlığına kabul edildi ve eserlerinin büyük bölümünü Fransızca yazdı.

Ionesco’nun tiyatro alanındaki belirleyici çıkışı La Cantatrice chauve ile gerçekleşti. Türkçede Kel Şarkıcı adıyla bilinen ve “karşı-oyun” alt başlığını taşıyan eser, 1950’de Paris’teki Théâtre des Noctambules’da sahnelendi. İlk gösterimleri geniş bir seyirci kitlesine ulaşmasa da oyun, gündelik konuşmanın mekanikleşmesini ve dilin iletişim kurma yeteneğini kaybetmesini sahneye taşıyan yenilikçi yapısıyla dikkat çekti.

La Leçon 1951’de, Les Chaises ise 1952’de sahneye geldi. Ders adıyla çevrilen La Leçon, öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişkinin giderek şiddet üreten bir iktidar düzenine dönüşmesini anlatır. Sandalyeler adıyla bilinen Les Chaises, görünmeyen konuklar için durmadan sandalye taşıyan yaşlı bir çift üzerinden yalnızlık, iletişimsizlik ve insanın dünyaya anlam bırakma arzusunu işler.

Victimes du devoir, Amédée ou Comment s’en débarrasser, Jacques ou la soumission ve Le Nouveau Locataire gibi oyunlarında aile, evlilik, görev, toplumsal uyum ve otorite kavramlarını grotesk durumlarla sorguladı. Büyüyen bir ceset, çoğalan eşyalar veya anlamsızlaşan konuşmalar gibi sahne unsurları, gündelik hayatın bastırılmış korkularını görünür hâle getirdi.

La Cantatrice chauve ile La Leçon, 16 Şubat 1957’den itibaren Théâtre de la Huchette’te birlikte sahnelenmeye başladı. Bu yapımların uzun süre aynı tiyatroda sürdürülmesi, Ionesco’nun başlangıçta küçük sahnelerde gelişen tiyatrosunun kalıcı bir repertuvar geleneğine dönüşmesini sağladı.

Tueur sans gages ve Rhinocéros, Ionesco’nun birey ile toplum arasındaki çatışmayı daha açık biçimde işlediği eserlerdir. Türkçede Gönüllü Katil adıyla yayımlanan Tueur sans gages, kusursuz görünen bir kentin ortasında açıklanamayan cinayetlerle karşılaşan Bérenger’in çaresizliğini konu alır.

1959’da yayımlanan Rhinocéros, Türkçede Gergedan adıyla tanındı. İnsanların birbiri ardına gergedana dönüşmesi, bireyin topluluk baskısı karşısında kimliğini ve ahlaki direncini koruyup koruyamayacağı sorusunu merkezine yerleştirir. Oyun, faşizm ve totalitarizm deneyimleriyle ilişkilendirilmekle birlikte her türden kitlesel uyumun ve ideolojik teslimiyetin eleştirisi olarak da okunur.

La Photo du colonel 1962’de Gallimard tarafından yayımlandı. Türkçeye Albayın Fotoğrafı adıyla çevrilen kitap; öykü, düş, anı ve günlük parçalarını bir araya getiren bir anlatılar toplamıdır. Eserin Türkçe baskısı Ersel Topraktepe çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından 2024’te yayımlandı.

Albayın Fotoğrafı’ndaki anlatıların bir bölümü Ionesco’nun oyunlarıyla doğrudan ilişkilidir. Oriflamme, Amédée ou Comment s’en débarrasser’ın; kitaba adını veren La Photo du colonel, Tueur sans gages’ın; Une victime du devoir, Victimes du devoir’ın; Rhinocéros ve Le Piéton de l’air adlı öyküler ise aynı adlı oyunların anlatısal çekirdeğini oluşturdu. Kitap bu yönüyle Ionesco’nun düzyazı ile sahne metni arasında gerçekleştirdiği dönüşümü gösterir.

1962’de yayımlanan Le Roi se meurt, ölmekte olduğunu kabul edemeyen Kral Bérenger’in kaçınılmaz sona hazırlanmasını anlatır. Türkçede Kral Ölüyor adıyla bilinen oyun, ölüm korkusunu hem kişisel hem de evrensel bir deneyim olarak sahneye taşır. Aynı dönemde Délire à deux ve Le Piéton de l’air gibi eserlerinde savaş, gündelik çatışma, düş, uçuş ve dünyadan uzaklaşma arzusu üzerinde durdu.

Yine 1962’de yayımlanan Notes et contre-notes, Türkçedeki adıyla Notlar ve Karşı-notlar, Ionesco’nun tiyatro anlayışını açıklayan yazılarını, konuşmalarını ve eleştirmenlerle yürüttüğü tartışmaları bir araya getirir. Gerçekçi tiyatronun sınırlarını, öncü sanatın işlevini, sahne dilini ve sanatın siyasal öğretiye indirgenmesi sorununu bu metinlerde tartıştı.

La Soif et la Faim, Jeux de massacre ve Macbett, yazarın sonraki dönem tiyatrosunun başlıca eserleri arasındadır. Macbett’te Shakespeare’in Macbeth oyununu grotesk bir siyasal iktidar anlatısına dönüştürdü. İktidarın el değiştirmesinin baskıyı ortadan kaldırmadığını, yalnızca baskıyı uygulayan kişileri değiştirebildiğini gösterdi.

Ionesco’nun tek romanı Le Solitaire 1973’te yayımlandı ve Türkçeye Yalnız Adam adıyla çevrildi. Roman, beklenmedik biçimde ekonomik bağımsızlık kazanan sıradan bir insanın toplumdan uzaklaşmasını, yalnızlığını, ölüm korkusunu ve varoluşa ilişkin sorularını anlatır. Journal en miettes, Présent passé, passé présent ve La Quête intermittente gibi günlük ve düşünce kitaplarında benzer kaygıları daha doğrudan biçimde değerlendirdi.

Çocuklar için de anlatılar yazan Ionesco, Étienne Delessert’in resimlediği Conte no 1, Conte no 2, Conte no 3 ve Conte no 4 adlı kitaplarda yetişkin dünyasının mantığını çocuk anlatısının özgür çağrışımlarıyla bozdu. Yaşamının son dönemlerinde resim ve çizimle de ilgilendi; özellikle 1980’lerde düşlerini ve korkularını görsel çalışmalara aktardı.

Ionesco, 22 Ocak 1970’te Jean Paulhan’dan boşalan altıncı koltuğa Académie française üyesi seçildi ve 25 Şubat 1971’de kuruma kabul edildi. 1966’da Société des Auteurs Tiyatro Büyük Ödülü’nü, 1969’da Fransa Ulusal Tiyatro Büyük Ödülü’nü, 1970’te Avrupa Edebiyatı Büyük Ödülü’nü ve 1976’da Salzburg Festivali Max Reinhardt Madalyası’nı aldı.

Théâtre complet başlıklı toplu oyunları 1990’da Bibliothèque de la Pléiade dizisinde yayımlandı. Böylece Ionesco, hayattayken bu seçkin edebiyat dizisine alınan sınırlı sayıdaki yazardan biri oldu.

Eugène Ionesco 28 Mart 1994’te Paris’te öldü. Dilin çözülmesi, nesnelerin çoğalması, kimlik kaybı, kitlesel uyum, ölüm korkusu, yalnızlık ve anlam arayışı çevresinde geliştirdiği tiyatro anlayışı, yirminci yüzyıl sahne sanatlarının biçim ve anlatım olanaklarını genişletti.

#EugèneIonesco #AlbayınFotoğrafı #LaPhotoDuColonel #AbsürtTiyatro #UyumsuzTiyatro #KelŞarkıcı #Ders #Sandalyeler #Gergedan #KralÖlüyor #Grotesk #Varoluş