Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
12 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 12-09-1959
Doğum yeri Nevşehir

Ercan Kesal, 1959 yılında Nevşehir’in Avanos ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Avanos’ta, lise öğrenimini Nevşehir’de tamamladı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1984 yılında mezun oldu. Mezuniyetinden sonra Ankara’nın Bala ve Keskin çevresindeki ilçe, kasaba ve köylerde sağlık ocağı hekimi olarak çalıştı. Taşra hekimliği deneyimi, daha sonra hem edebî metinlerinde hem sinema çalışmalarında belirleyici bir iz bıraktı.

Kesal’ın hekimlik yılları yalnızca mesleki bir dönem olarak kalmadı; insan yüzleri, hastalık, ölüm, yoksulluk, taşra hayatı, aile, devlet, yalnızlık ve vicdan üzerine güçlü bir gözlem alanına dönüştü. Sağlık ocağı hekimi olarak çalıştığı yıllarda, Anadolu’nun küçük yerleşimlerinde insan hikâyelerini yakından tanıdı. Bu gözlemler, onun yazarlığında sıkça görülen sahici karakterlerin, kırılgan hayatların ve taşra hafızasının temel kaynaklarından biri oldu.

1990 yılında İstanbul’a yerleşti ve özel sağlık sektöründe çalışmaya başladı. Poliklinik, tıp merkezi ve hastane girişimlerinde yer aldı. Serbest hekimlik yaptığı dönemde uygulamalı psikoloji ve sosyal antropoloji alanlarında eğitim aldı. Bu ilgi alanları, onun insan davranışlarını yalnızca bireysel düzeyde değil, kültürel, toplumsal ve psikolojik bağlamlarıyla birlikte düşünmesini sağladı.

Ercan Kesal’ın ilk şiir ve yazıları, tıp fakültesi öğrencisiyken İzmir’de yayımlanan Dönem dergisinde çıktı. Mecburi hizmet yıllarında Son Reçete dergisinde söyleşiler yaptı ve yazılar yazdı. Daha sonra Şizofrengi dergisinde, Radikal ve BirGün gazetelerinde hikâye ve denemeler yayımladı. Yazarlığında sohbet, anı, taşra anlatısı, insan hikâyesi, sinema belleği ve kişisel tanıklık iç içe gelişti.

Kesal’ın sinema serüveni Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filmiyle başladı. Daha sonra Üç Maymun ve Bir Zamanlar Anadolu’da filmlerinde oyuncu ve senarist olarak yer aldı. Özellikle Bir Zamanlar Anadolu’da, onun taşra hekimliği deneyimiyle sinema arasında kurduğu bağ açısından önemlidir. Filmdeki bozkır atmosferi, gece, yolculuk, bürokrasi, ölüm ve insan suskunluğu, Kesal’ın yazı dünyasında da karşılığı olan temalardır.

Oyuncu olarak Vavien, Saç, Küf, Yozgat Blues, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Hükümet Kadın, Ben O Değilim, Yol Kenarı, Kelebekler, Görülmüştür, İçerde ve Çukur gibi sinema ve televizyon yapımlarında yer aldı. Senaryo alanında da üretim yaptı. Anons filminin senaryo sürecinde yer aldı; Fındıktan Sonra belgeselini ve Nasipse Adayız adlı uzun metraj filmini yönetti. Böylece edebiyat, hekimlik ve sinema onun üretiminde birbirini besleyen üç ana alan hâline geldi.

Peri Gazozu, 2013 yılında yayımlandı ve Ercan Kesal’ın edebî kimliğini geniş okur kitlesine taşıyan önemli kitaplarından biri oldu. Kitap; çocukluk, baba, anne, ölüm, taşra, yoksulluk, hekimlik, vicdan, büyümek, yaşlanmak ve Türkiye’nin yakın dönem hafızası etrafında kurulan anlatılardan oluşur. Kesal bu eserde büyük olaylardan çok küçük hayat parçalarına, aile fotoğraflarına, unutulmuş yüzlere, yarım kalmış sözlere ve insanın içini sızlatan ayrıntılara yönelir.

Peri Gazozu, klasik anlamda roman değildir; anı, hikâye, deneme ve sözlü anlatı tadını bir araya getiren bir kitaptır. Metinlerde yazarın Avanos çocukluğu, taşra hekimliği, aile ilişkileri, ölümle karşılaşmaları ve insan hâllerine ilişkin gözlemleri iç içe geçer. Kitabın dili konuşmaya yakın, sıcak, hüzünlü ve yer yer serttir. Kesal, taşrayı ne yalnızca romantize eder ne de yalnızca karanlık bir alan olarak gösterir; onu hem sıcaklığı hem kasvetiyle anlatır.

Evvel Zaman, Bir Zamanlar Anadolu’da filminin doğuşuna ve çekim sürecine odaklanan bir anlatı kitabıdır. Kitap, bir filmin yalnızca teknik bir üretim değil, kültürel hafıza, taşra deneyimi, insan ilişkileri ve geçmişin tortularıyla kurulmuş bir anlam alanı olduğunu gösterir. Kesal burada sinema yapım sürecini, anı ve düşünce yazısıyla birleştirir.

Nasipse Adayız, yazarın siyaset, yerel yönetim, adaylık, iktidar ilişkileri, bürokrasi, kişisel hırs, komedi ve trajedi arasında gidip gelen anlatılarından biridir. Daha sonra Kesal tarafından sinemaya uyarlanmış ve yönetilmiştir. Eser, doktor bir karakterin belediye başkanlığı aday adaylığı sürecini merkeze alırken, yerel siyasetin küçük iktidar oyunlarını ve insanın kendini kandırma biçimlerini görünür kılar.

Cin Aynası, Aslında..., Kendi Işığında Yanan Adam, Velhasıl, Hekimlik Sanatları ve Cebimdeki Ekmek Kırıntıları gibi kitapları, Kesal’ın anı, deneme, söyleşi, portre ve meslek deneyimi alanlarındaki üretimini gösterir. Bu eserlerde hayatın sıradan görünen ayrıntıları, insanın geçmişle ilişkisi, dostluklar, sinema, hekimlik, babalık, ölüm, memleket ve yazmak üzerine düşünceler öne çıkar.

Kendi Işığında Yanan Adam, Metin Erksan üzerine hatıra ve izlenimlerden oluşan bir kitaptır. Kesal bu eserde yalnızca bir yönetmeni anlatmaz; sinema hafızası, usta-çırak ilişkisi, yaratıcı kişilik, yalnızlık ve Türkiye’de sanatçı olmanın yükü üzerine de düşünür. Bu yönüyle kitap, sinema tarihine kişisel tanıklıkla bakan portre metinleri arasında değerlendirilebilir.

Hekimlik Sanatları, Kesal’ın hekimlik mesleğine dönük düşüncelerini merkeze alan eserlerinden biridir. Kitapta mecburi hizmet, taşra hekimliği, muayenehane, uzmanlık, hastanecilik, hekimliğin emek süreci, etik sorumlulukları ve insanla yüz yüze gelme biçimleri ele alınır. Kesal için hekimlik yalnızca teknik bilgiye dayalı bir meslek değil, insanı dinleme, görme, anlama ve ona tanıklık etme sanatıdır.

İsim Şehir Film Roman, Yenal Bilgici’nin soruları etrafında kurulan söyleşi-anlatı yapısına sahip bir kitaptır. Eserde isimler, şehirler, filmler ve romanlar üzerinden Kesal’ın hayatı, çocukluğu, yazarlık serüveni, sinema tutkusu, dostlukları, anıları ve dünyayı anlamlandırma biçimi açılır. Kitap, yazarın kendi geçmişine yalnızca nostaljik bir yerden değil, hafıza, yolculuk, ev, zaman ve anlatı fikri üzerinden baktığını gösterir.

Sinemada Anlam Arayışı: Bir Otoetnografik Yaklaşım, Kesal’ın sinema deneyimini akademik ve düşünsel bir çerçevede değerlendirdiği geç dönem eserlerinden biridir. Kitapta otoetnografi, anlam inşası, hakikat-kurmaca ilişkisi, kişisel deneyim ve sinema yaratımı arasındaki bağlar ele alınır. Kesal, kendi oyunculuk, senaristlik ve yönetmenlik deneyimlerini Bir Zamanlar Anadolu’da ve Nasipse Adayız gibi filmler üzerinden okur. Bu eser, onun sinemayı yalnızca mesleki bir alan değil, insanın kendini, geçmişini ve toplumunu anlamlandırma yolu olarak gördüğünü ortaya koyar.

Ercan Kesal’ın metinlerinde taşra merkezi bir temadır. Avanos, bozkır, köyler, kasabalar, sağlık ocakları, hastane koridorları, kahvehaneler, evler, cenazeler, yolculuklar ve aile sofraları onun anlatılarında tekrar tekrar görünür. Taşra, onda yalnızca coğrafi bir yer değil; insanın hafızasını, eksikliğini, kederini, merhametini ve toplumsal ilişkilerini taşıyan bir varoluş alanıdır.

Kesal’ın üslubu sohbetle edebiyat arasında duran, içten, gözlemci, hüzünlü ve insana yakın bir yapı taşır. Cümlelerinde hekimliğin gözlem gücü, sinemanın sahne duygusu ve edebiyatın hafıza kurma yeteneği birlikte çalışır. Karakterleri çoğu zaman büyük ideallerin değil, küçük hayatların, kırık ailelerin, unutulmuş yüzlerin ve sıradan görünen ama derin izler bırakan anların içinden çıkar.

Ercan Kesal, çağdaş Türk edebiyatında hekimlik, taşra, sinema, anı, deneme, anlatı ve insan hikâyeleri arasında kendine özgü bir yer edinmiştir. Yazarlığı, yalnızca kitaplarla değil, sinema senaryoları, oyunculuk deneyimi ve yönetmenlik çalışmalarıyla da birlikte düşünülmelidir.

#TürkYazar #HekimYazar #Oyuncu #Senarist #Yönetmen #PeriGazozu #İsimŞehirFilmRoman #SinemadaAnlamArayışı #NasipseAdayız #Taşra #Sinema #Anı