Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
26 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 22-10-1919
Doğum yeri Kermanşah
Ölüm tarihi 17-11-2013

Doris Lessing, 22 Ekim 1919’da İran’ın Kermanşah kentinde Doris May Tayler adıyla doğdu. Anne ve babası Britanyalıydı. Babası I. Dünya Savaşı’nda yaralanmış eski bir asker, annesi ise hemşireydi. Ailesi, Lessing henüz çocukken 1925 yılında Güney Rodezya’ya taşındı. Bugünkü Zimbabve topraklarında geçen çocukluk ve gençlik yılları, onun yazarlığında sömürgecilik, ırk ayrımı, sınıf, kadın deneyimi, çiftlik hayatı, yalnızlık ve toplumsal adaletsizlik temalarının temel kaynaklarından biri oldu.

Lessing, Güney Rodezya’da önce Katolik bir manastır okulunda, ardından kız okulunda öğrenim gördü. On dört yaşında örgün eğitimini bıraktı. Kendi kendini yetiştiren bir okur ve yazar olarak edebiyatla bağını sürdürdü. Genç yaşlarda hem çalıştı hem yazmaya başladı; hemşire yardımcılığı, telefon operatörlüğü, stenograflık ve gazetecilik gibi farklı işlerde bulundu. Bu deneyimler, onun yazarlığında sınıfsal gözlem, gündelik hayat bilgisi ve toplumsal eşitsizliklere duyarlılık olarak görünür.

1939’da Frank Wisdom ile evlendi; bu evlilikten iki çocuğu oldu. Daha sonra Gottfried Lessing ile evlendi ve Lessing soyadını aldı. 1940’lı yıllarda Güney Rodezya’daki sol çevrelerle ilişki kurdu, ırkçılık ve sömürge düzenine karşı politik duyarlılık geliştirdi. 1949’da küçük oğlu Peter ile birlikte Londra’ya taşındı. İngiltere’ye gelişi, onun edebiyat kariyerinin dönüm noktası oldu.

İlk romanı The Grass Is Singing, 1950 yılında yayımlandı. Roman, Güney Rodezya’daki beyaz yerleşimci toplumunu, ırkçılığı, sömürgeci şiddeti, evlilik içi mutsuzluğu ve psikolojik çöküşü anlatır. Lessing bu ilk romanıyla yalnızca güçlü bir kurmaca yazarı olarak değil, sömürge toplumunun ahlaki ve ruhsal yıkımını gören keskin bir gözlemci olarak da dikkat çekti.

Children of Violence dizisi, Lessing’in yarı otobiyografik çizgide ilerleyen en önemli roman döngülerinden biridir. Martha Quest, A Proper Marriage, A Ripple from the Storm, Landlocked ve The Four-Gated City adlı romanlardan oluşan bu dizi; genç bir kadının Güney Afrika bağlamındaki politik, cinsel, ailevi ve entelektüel gelişimini izler. Martha Quest karakteri üzerinden Lessing, kadın kimliği, evlilik, annelik, politik örgütlenme, bireysel özgürlük ve tarihsel değişim konularını işler.

Doris Lessing’in en çok tartışılan ve etkili eserlerinden biri The Golden Notebook’tur. 1962 yılında yayımlanan roman, Anna Wulf adlı yazarın parçalanmış yaşamını, farklı defterler üzerinden kurar. Kişisel deneyim, politik hayal kırıklığı, yazarlık krizi, kadınlık, cinsellik, annelik, dostluk, psikanaliz, komünizm ve modern bireyin bölünmüş bilinci romanın temel eksenleridir. Eser, feminist edebiyat tartışmalarında önemli bir yere sahip olsa da Lessing kendisini yalnızca bu çerçeveye indirgemeyen daha geniş bir insanlık ve bilinç çözümlemesi kurar.

Siyah Madonna, özgün adıyla The Black Madonna, Lessing’in Afrika öyküleri çevresinde değerlendirilen eserlerinden biridir. Bu metinlerde Güney Rodezya’daki sömürgeci toplum, beyaz yerleşimcilerin dünyası, siyah Afrikalıların maruz kaldığı eşitsizlik, kültürel karşılaşmalar, ırksal gerilim ve ahlaki körlük işlenir. Lessing’in Afrika öyküleri, kısa anlatı formunda sömürge düzeninin gündelik ilişkiler içinde nasıl sürdüğünü gösterir.

İyi Terörist, özgün adıyla The Good Terrorist, 1985 yılında yayımlandı. Roman, 1980’ler Londra’sında radikal politik çevrelere katılan Alice Mellings ve onun çevresindeki kişileri anlatır. Eser, politik idealizm, küçük burjuva radikalizmi, ideolojik körlük, şiddet, evsizlik, devlet karşıtlığı, bireysel sorumsuzluk ve kendini kandırma temalarını işler. Lessing bu romanda politik bağlılığı yüceltmekten çok, devrimci söylemin gündelik hayat içinde nasıl çelişkiler, güç ilişkileri ve ahlaki zaaflar ürettiğini gösterir.

Lessing’in yazarlığı yalnızca gerçekçi romanlarla sınırlı değildir. Briefing for a Descent into Hell, Memoirs of a Survivor ve Canopus in Argos: Archives dizisi, onun bilimkurgu, spekülatif kurgu, distopya, mistik düşünce ve bilinç araştırmalarıyla kurduğu ilişkiyi gösterir. Canopus in Argos dizisinde uygarlıkların yükselişi ve çöküşü, gezegenler arası düzenler, ruhsal gelişim, insanlığın tarihi ve kozmik bakış açısı bir araya gelir. Bu eserler, Lessing’in edebî cesaretinin ve tür sınırlarını aşma isteğinin önemli örnekleridir.

The Fifth Child, 1988 yılında yayımlandı ve aile, annelik, çocuk, yabancılık, korku ve toplumsal normlar üzerine sert bir anlatı kurdu. Roman, mutlu ve kalabalık bir aile idealinin Ben adlı beşinci çocuğun doğumuyla sarsılmasını anlatır. Lessing burada annelik mitini, aile kurumunu ve “normal” kabul edilen insan davranışının sınırlarını rahatsız edici bir biçimde sorgular. Ben, in the World bu hikâyeyi farklı bir düzlemde sürdürür.

Lessing’in otobiyografik eserleri de külliyatında önemli yer tutar. Under My Skin ve Walking in the Shade, yazarın çocukluk, Güney Rodezya yılları, Londra’ya gelişi, politik çevreler, edebiyat hayatı ve 20. yüzyılın büyük kırılmalarıyla ilişkisini anlatır. Bu metinler, yalnızca kişisel yaşam öyküsü değil, aynı zamanda sömürgecilik, savaş sonrası Avrupa, sol hareketler, kadınlık ve yazarlık üzerine tarihsel bir tanıklık niteliği taşır.

Doris Lessing, roman, öykü, oyun, deneme, şiir, bilimkurgu, otobiyografi ve politik yazı alanlarında üretmiş çok yönlü bir yazardır. Eserlerinde kadın deneyimi, sömürgecilik, ırkçılık, sınıf, siyaset, aile, annelik, bilinç, ruhsal arayış, toplumların çöküşü ve bireyin kendi iç bölünmüşlüğü sıkça işlenir. Onun metinlerinde kişisel hayat ile tarihsel süreçler birbirinden ayrılmaz; bireyin iç dünyası çoğu zaman çağın siyasal ve ahlaki krizleriyle birlikte okunur.

Lessing’in üslubu dönemlere göre değişir. İlk eserlerinde güçlü bir toplumsal gerçekçilik ve sömürge eleştirisi öne çıkarken, orta dönem romanlarında bilinç, kadın kimliği, politik hayal kırıklığı ve biçimsel arayış belirginleşir. Geç dönem eserlerinde ise bilimkurgu, alegori, ruhsal arayış, distopya ve insanlığın geleceğine ilişkin geniş ölçekli düşünceler öne çıkar.

Doris Lessing, 2007 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Bu ödül, onun kadın deneyimini, bölünmüş uygarlık fikrini, politik ve ahlaki sorgulamayı, sömürgecilik sonrası dünyayı ve modern insanın iç çatışmalarını edebiyatın merkezine taşıyan uzun yazarlık kariyerini görünür kıldı. 17 Kasım 2013’te Londra’da öldü. Ardında 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl başı edebiyatında roman, öykü, politik düşünce, feminist tartışmalar, bilimkurgu ve otobiyografi alanlarına yayılan geniş bir külliyat bıraktı.

#BritanyalıYazar #NobelÖdülü #Roman #Öykü #AltınDefter #SiyahMadonna #İyiTerörist #Sömürgecilik #KadınDeneyimi #BilimKurgu #PolitikRoman #Otobiyografi