Dominic Pettman, kültür ve medya kuramı, eleştirel teknoloji çalışmaları, posthümanizm, dijital kültür, hayvan çalışmaları, ses çalışmaları, çevresel beşerî bilimler ve arzu felsefesi üzerine çalışan Avustralyalı akademisyen ve yazardır. Akademik kariyerini Avustralya, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki üniversitelerde sürdürdü.
Melbourne Üniversitesinde Arts and Humanities alanında lisans derecesini 1993'te tamamladı. Aynı üniversitede İngilizce ve Kültürel Çalışmalar alanındaki onur programını 1994'te birincilik derecesiyle bitirdi; çalışmasının başlığı Interplanetary Postcolonialism idi.
1997'de yine Melbourne Üniversitesinde İngilizce ve Kültürel Çalışmalar alanında doktorasını tamamladı. Millenarianism and the Eschaton başlıklı doktora çalışması, kıyamet düşüncesi, tarih, kültür, teknoloji ve modernlik arasındaki ilişkiler üzerine daha sonra geliştireceği düşünsel çizginin temelini oluşturdu.
1998'de Cornell Üniversitesindeki School of Criticism and Theory programında eleştiri ve kuram sertifika çalışmasına katıldı. Akademik kariyerinin ilk yıllarında Melbourne Üniversitesinde ders verdi.
Daha sonra Cenevre Üniversitesinde, Amsterdam Üniversitesinde ve farklı dönemlerde Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yükseköğretim kurumlarında görev yaptı. 2000'li yılların ortalarından itibaren New York'taki The New School ile sürekli bir akademik ilişki kurdu.
The New School'da önce Culture and Media alanında görev aldı, zamanla bölüm başkanlığı ve Liberal Studies programında idari görevler üstlendi. 2020'den itibaren University Professor of Media and New Humanities unvanıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
Pettman'ın ilk kitabı After the Orgy: Toward a Politics of Exhaustion 2002'de yayımlandı. Doktora çalışmasından geliştirilen eser, tükenme, aşırılık, teknoloji, kıyamet söylemi ve modern kültürün kendi sınırlarını aşma arzusunu ele aldı.
Justin Clemens'le birlikte yazdığı Avoiding the Subject: Media, Culture and the Object 2004'te yayımlandı. Kitap, medya ve popüler kültürde dolaşan nesneleri merkeze alarak insan öznesinin kendisini dünyanın doğal merkezi olarak görmesini sorguladı.
Love and Other Technologies: Retrofitting Eros for the Information Age 2006'da yayımlandı. Pettman bu çalışmada aşkın yalnızca doğal ve kendiliğinden gelişen bir duygu olarak değil, insanların belirli aidiyet biçimleri kurmasını sağlayan toplumsal ve kültürel bir teknoloji olarak da düşünülebileceğini tartıştı.
Human Error: Species-Being and Media Machines 2011'de University of Minnesota Press tarafından yayımlandı. Kitap, insan, hayvan ve makine arasındaki sınırların medya ve teknoloji tarihi boyunca nasıl birlikte üretildiği sorusuna yöneldi.
Look at the Bunny: Totem, Taboo, Technology 2013'te yayımlandı. Pettman burada modern teknik imgelerin ve medya nesnelerinin, modern öncesi toplumların totem ve tabu yapılarıyla düşünülebilecek yeni kültürel güçler üretip üretmediğini çeşitli örnekler üzerinden araştırdı.
Aynı yıl yayımlanan In Divisible Cities, akademik inceleme ile yaratıcı metin arasındaki sınırda duran deneysel bir çalışmadır. Pettman bu ve benzeri eserlerini geleneksel akademik monografilerinden ayırarak “para-akademik” çalışmalar arasında değerlendirdi.
Infinite Distraction: Paying Attention to Social Media ilk kez 2015'te Polity tarafından yayımlandı. Türkçeye Sonsuz Dikkat Dağınıklığı: Gündelik Yaşamda Sosyal Medyaya Odaklanmak adıyla çevrilen kitap, Pettman'ın dijital kültür üzerine en çok tanınan çalışmalarından biri oldu.
Sonsuz Dikkat Dağınıklığı'nın çıkış noktası sosyal medyanın insanları yalnızca aynı düşüncelere yönelterek tektipleştirmediği fikridir. Pettman'a göre daha temel sorun, kullanıcıların dikkatlerinin ve duygularının sürekli farklı mikrodeneyimler arasında dağıtılmasıdır.
Bu mekanizmayı açıklamak için “hipermodülasyon” kavramını kullanır. Bir kullanıcı ekonomik adaletsizliğe öfkelenirken başka biri komik bir videoya, üçüncüsü kişisel bir tartışmaya yöneldiğinde ortak toplumsal duygulanımın aynı anda yoğunlaşması zorlaşır.
Bu nedenle Sonsuz Dikkat Dağınıklığı sosyal medyayı yalnızca bireysel konsantrasyon sorunu olarak ele almaz. Dikkatin parçalanmasını politik örgütlenme, kolektif öfke, dayanışma ve ortak zaman deneyimiyle ilişkilendirir.
Kitap Türkçede Yunus Çetin çevirisiyle Sel Yayıncılık tarafından Haziran 2017'de yayımlandı. Türkçe alt başlığı Gündelik Yaşamda Sosyal Medyaya Odaklanmak şeklindedir.
Pettman 2017'de birbiriyle bağlantılı iki önemli kitap yayımladı. Creaturely Love: How Desire Makes Us More and Less Than Human, arzunun insanı başka canlılarla ilişkilendiren yönlerini; Sonic Intimacy: Voice, Species, Technics ise ses, türler ve teknoloji arasındaki yakınlık biçimlerini araştırdı.
Bu iki kitap daha sonra Peak Libido: Sex, Ecology, and the Collapse of Desire ile birlikte Pettman'ın gayriresmî “Eros & Ecology” üçlemesini oluşturdu. Peak Libido 2020'de yayımlandı ve cinsel, romantik, politik ve yaratıcı arzunun ekolojik kriz ve medya çağında nasıl dönüştüğünü tartıştı.
Carla Nappi'yle birlikte hazırladığı Metagestures 2019'da yayımlandı. Eser kuramsal metinlerle düşünmenin bir yöntemi olarak kurmaca, jest ve deneysel yazıyı kullanmasıyla Pettman'ın para-akademik çalışmalarını sürdürdü.
Telling the Bees: An Interspecies Monologue Aralık 2024'te yayımlandı. Pettman sosyal medyadaki sürekli tepki üretme döngüsünden uzaklaşmak amacıyla eski bir gelenekten hareket ederek düşüncelerini arılara anlatmaya başladı ve 2019-2022 dönemini kapsayan bu kayıtları türler arası bir günlük biçiminde düzenledi.
Eugene Thacker'la birlikte yazdığı Sad Planets 2024'te yayımlandı. Kitap gezegen, kozmik ölçek, iklim krizi ve insanın kendi varlığını evrensel ölçekte algılamasının yarattığı hüzünlü ve olumsuz duygulanımlar üzerine düşünsel metinlerden oluşur.
Seeking Attention: 30 Ways of Being Present 2025'te yayımlandı. Pettman bu kitapta dikkat meselesine yeniden dönerek modern hayatın otuz farklı figürü üzerinden dikkat ekonomisini, teknolojinin farkındalığı nasıl biçimlendirdiğini ve kişinin dikkatini hangi koşullarda geri kazanabileceğini araştırdı.
Ghosting: On Disappearance da 2025'te yayımlandı. Dijital çağda insanların iletişimi açıklama yapmadan kesmesi anlamındaki ghosting olgusundan hareket eden eser, kaybolma, yokluk, ilişki, iletişim, yas ve dijital aracılık üzerine daha geniş bir kültürel incelemeye dönüşür.
Pettman'ın yazarlığında medya teknolojileri hiçbir zaman yalnızca araç olarak ele alınmaz. Telefon, sosyal ağ, ses kaydı, görüntü, algoritma veya dijital platform insanların birbirleriyle, hayvanlarla, çevreyle ve kendi arzularıyla kurdukları ilişkileri şekillendiren kültürel yapılardır.
Dijital dikkat üzerine başlayan soruları zamanla insan-sonrası düşünceye, hayvanlara, ekolojiye, sese, arzuya, yabancılaşmaya ve türler arası ilişkilere genişledi. Bununla birlikte medya ve teknolojinin insanın algısını ve ilişki biçimlerini nasıl düzenlediği bütün çalışmalarını birbirine bağlayan temel sorunlardan biri olarak kaldı.
Pettman 2012'de The New School Distinguished Teaching Award'a değer görüldü. Akademik ve yazınsal üretimini New York'taki The New School'da University Professor of Media and New Humanities olarak sürdürmektedir.
#DominicPettman #SonsuzDikkatDağınıklığı #InfiniteDistraction #MedyaKuramı #DijitalKültür #DikkatEkonomisi #Posthümanizm #TeknolojiFelsefesi #ErosVeEkoloji #HayvanÇalışmaları #EleştirelKuram #SosyalMedya
Dominic Pettman'ın Bibliosfer profili medya kuramı, dijital kültür, eleştirel teknoloji çalışmaları, dikkat ekonomisi, posthümanizm, insan-hayvan-makine ilişkileri, arzu, ekoloji, ses çalışmaları, duygulanım kuramı ve kültürel eleştiri eksenlerinde şekillenir. Çalışmalarının ortak sorusu, medya ve teknolojinin yalnızca kullandığımız araçlar değil, neye dikkat ettiğimizi, neyi arzuladığımızı ve kimlerle ilişki kurduğumuzu biçimlendiren yapılar olup olmadığıdır.
Sonsuz Dikkat Dağınıklığı bu düşünsel çizginin dijital medya ve dikkat alanındaki temel eseridir. Kitap sosyal medyanın insanları basitçe “dikkatsiz” hâle getirdiği yönündeki yaygın görüşten daha karmaşık bir tez geliştirir.
Pettman'ın temel kavramı hipermodülasyondur. Buna göre çağdaş medya ortamı kullanıcıların dikkatini yalnızca bir konudan diğerine geçirmekle kalmaz; farklı insanların duygusal yoğunluklarını farklı zamanlarda farklı nesnelere bağlayarak toplumsal dikkati sürekli yeniden ayarlar.
Bu noktada sorun tam anlamıyla tektipleşme değildir. Geleneksel kitle iletişim eleştirisinin aksine Pettman, bütün kullanıcıların aynı anda aynı şeyi düşünmesinden çok, herkesin farklı bir şeye aynı anda yoğunlaşmasının politik sonuçlarıyla ilgilenir.
Bir kişi iklim krizine öfkelenirken başka biri ünlü bir kişinin skandalını, üçüncüsü spor karşılaşmasını, dördüncüsü kişisel bir tartışmayı izleyebilir. Birkaç saat sonra konular değişir fakat ortak dikkat yine aynı yerde toplanmaz.
Bu dağılım Pettman için politik açıdan önemlidir. Toplumsal değişim yaratabilecek ortak öfke, dayanışma veya heyecan belirli bir anda yoğunlaşmak yerine ağın farklı noktalarına ve farklı zamanlara dağıtılabilir.
Dolayısıyla Sonsuz Dikkat Dağınıklığı'nı yalnızca dijital bağımlılık veya zaman yönetimi kitabı olarak sınıflandırmak eksik olur. Eserin temel alanı eleştirel medya kuramı ve dijital kültürdür; dikkat psikolojisi ise daha geniş toplumsal ve politik tartışmanın parçalarından biridir.
Pettman sosyal medyayı bütünüyle kötü veya tek yönlü bir manipülasyon aracı olarak da anlatmaz. Dijital ağların iletişim, bilgi ve örgütlenme olanaklarını kabul ederken bu olanakların platformların ekonomik ve teknik yapıları tarafından nasıl yönlendirildiğini sorgular.
Bu nedenle yaklaşımı klasik teknoloji karşıtlığından ayrılır. Sorun yalnızca ekranların varlığı değil, ekranlar aracılığıyla dikkatimizin hangi ritimlere, önceliklere ve duygusal geçişlere göre düzenlendiğidir.
Dikkat kavramı Pettman'ın sonraki üretiminde de devam eder. Seeking Attention: 30 Ways of Being Present, Sonsuz Dikkat Dağınıklığı'ndaki eleştiriyi yaklaşık on yıl sonra yeniden ele alır fakat bu kez yalnızca dikkatin nasıl dağıtıldığına değil, dikkatin ne olduğu ve nasıl kurulabileceğine yoğunlaşır.
Bu gelişim önemlidir. Sonsuz Dikkat Dağınıklığı daha çok dijital sistemlerin kolektif dikkati parçalamasını araştırırken Seeking Attention kişisel ve toplumsal varoluş açısından dikkatin olumlu imkânlarını yeniden düşünür.
Pettman'ın erken kitapları bu ilginin teknoloji ve öznellik boyutunu hazırlar. After the Orgy'de modern kültürün tükenme ve aşırılık mantığı, Avoiding the Subject'te insan merkezli özne fikri, Love and Other Technologies'de ise aşkın kültürel ve teknolojik kuruluşu sorgulanır.
Love and Other Technologies özellikle sonraki arzu çalışmalarının başlangıç noktalarından biridir. Pettman aşkın tamamen doğal, tarih dışı ve teknoloji dışı bir duygu olduğu varsayımını sorgulayarak yakınlığın da toplumsal biçimler ve iletişim teknolojileri tarafından şekillendiğini ileri sürer.
Human Error ile bu soru insan türünün kendisine genişler. İnsan, hayvan ve makine arasında doğal ve değişmez sınırlar bulunduğu düşüncesi medya ve teknoloji tarihi açısından yeniden ele alınır.
Bu nedenle Pettman'ın posthümanizmi insanın değersizleştirilmesi anlamına gelmez. Daha çok “insan” kategorisinin başka canlılardan, teknik sistemlerden ve çevreden tamamen bağımsız bir öz olarak düşünülemeyeceği fikrine dayanır.
Look at the Bunny'de totem ve tabu kavramları modern teknolojiye taşınır. Teknik imgeler, ekranlar ve medya nesneleri yalnızca rasyonel araçlar değil, insanların duygusal ve sembolik bağlar kurduğu kültürel nesneler olarak incelenir.
Creaturely Love bu insan-merkezcilik eleştirisini arzu alanına taşır. Arzunun insanı yalnızca başka insanlara değil hayvanlara, nesnelere ve daha geniş canlı dünyaya bağlayan bir güç olup olmadığı sorulur.
Sonic Intimacy'de görsel kültürün ağırlığı yerine ses ve işitme öne çıkar. İnsan dışı seslere kulak verme fikri, başka türlerle ilişki kurma ve dünyayı yalnızca insanın algısal önceliklerinden hareketle düzenlememe çabasının parçasıdır.
Peak Libido ile arzu ve ekoloji doğrudan birleşir. Pettman modern toplumun yalnızca petrol, su veya biyolojik kaynakları değil, dikkat ve libidinal enerjiyi de tüketen bir düzen oluşturup oluşturmadığını sorgular.
Creaturely Love, Sonic Intimacy ve Peak Libido bu nedenle birbirinden bağımsız üç konu kitabından çok Pettman'ın “Eros & Ecology” adını verdiği düşünsel üçgeni oluşturur. Arzu, türler arası ilişki ve ekolojik kriz ortak zeminde düşünülür.
Buradaki “libido” klinik psikoloji veya psikiyatri bağlamındaki teknik bir tanı kategorisi değildir. Pettman kavramı psikanaliz, kültür kuramı, medya ve ekoloji arasında dolaşan geniş bir arzu ve enerji kavramı olarak kullanır.
Sad Planets bu ekolojik hattı Eugene Thacker'la birlikte kozmik ölçeğe genişletir. İklim krizi yalnızca veri ve çevre politikası meselesi değil, insanın kendisini gezegen ve evren ölçeğinde algıladığında ortaya çıkan melankoli, çaresizlik ve başka olumsuz duygulanımların da konusu olur.
Telling the Bees ise Pettman'ın teorik ilgi alanlarını deneysel bir yazı biçimine dönüştürür. Sosyal medyada herkese seslenmek yerine arılara konuşmak, dijital görünürlük ve sürekli tepki üretme baskısına karşı başka bir dikkat ritmi yaratma girişimidir.
Bu nedenle eser yalnızca hayvan çalışmaları kitabı değildir. Türler arası ilişki, medya yorgunluğu, pandemi, siyaset, iklim, yalnızlık ve gündelik hayatın kaydı aynı deneysel metin içinde birleşir.
Pettman'ın “para-akademik” olarak adlandırdığı eserler de yazarlığının önemli bir tarafıdır. In Divisible Cities, Humid, All Too Humid ve Metagestures gibi çalışmalar akademik teoriyle yaratıcı yazı, aforizma ve deneysel anlatım arasındaki sınırları bilinçli biçimde geçirgenleştirir.
Bu yöntem, kuramın yalnızca geleneksel akademik makale veya monografi biçiminde üretilebileceği fikrine mesafe koyar. Kurmaca, mizah, aforizma ve biçimsel deney de düşünmenin araçları hâline gelebilir.
Ghosting: On Disappearance Pettman'ın uzun süredir üzerinde çalıştığı iletişim ve yakınlık temasının başka bir görünümüdür. Dijital teknolojiler insanlara sürekli erişilebilirlik sağlarken aynı teknolojiler aracılığıyla başka birini açıklama yapmadan hayatından çıkarmak da kolaylaşır.
Burada “ghosting” yalnızca flört uygulamalarına ait davranış olarak görülmez. Görünme ve kaybolma, iletişim ve sessizlik, bağ kurma ve bağı koparma arasındaki daha geniş kültürel gerilimin işareti hâline gelir.
Pettman'ın medya anlayışının güçlü yanı teknoloji ile kullanıcı arasındaki ilişkiyi tek yönlü nedenselliğe indirgememesidir. Teknoloji insanı bütünüyle kontrol eden bağımsız güç olmadığı gibi kullanıcı da araçları tamamen özgür iradesiyle kullanan egemen özne değildir.
Bunun yerine insan, platform, algoritma, kültürel alışkanlık, ekonomik çıkar, beden, arzu ve çevre birbirini karşılıklı biçimde etkileyen bir ağ oluşturur. Bu yaklaşım medya çalışmalarıyla posthümanizmin birleştiği noktadır.
Pettman'ın eserleri psikoloji, felsefe, sosyoloji ve siyasal teori kavramlarını yoğun biçimde kullanmasına rağmen temel olarak klinik psikoloji, deneysel psikoloji veya ampirik sosyal bilim monografileri değildir. Çalışmalarının ana zemini kültür ve medya kuramı ile eleştirel beşerî bilimlerdir.
Benzer biçimde sosyal medyanın toplumsal etkilerine ilişkin hipermodülasyon tezi de bilimsel olarak kanıtlanmış evrensel bir yasa olarak değil, Pettman'ın çağdaş medya ortamını açıklamak için geliştirdiği kuramsal model olarak değerlendirilmelidir.
Yazarlığının dönemsel gelişimi teknoloji, insan ve arzu ilişkisinden dijital dikkat sorununa; buradan insan dışı canlılara, ekolojiye ve son dönemde yeniden dikkat, yokluk ve yakınlık sorunlarına uzanır. Konular değişse de insanın teknolojik çevresi tarafından nasıl biçimlendiği sorusu süreklidir.
Dominic Pettman'ın Bibliosfer'deki temel sınıflandırma alanları medya kuramı, dijital kültür, dikkat ekonomisi, eleştirel teknoloji çalışmaları, posthümanizm, kültürel çalışmalar, hayvan çalışmaları, ses çalışmaları, duygulanım kuramı, arzu ve ekolojidir. Yazarlığını ayırt eden temel özellik, teknolojiyi yalnızca kullanılan araç olarak değil dikkati, arzuyu, yakınlığı ve insanın başka canlılarla ilişkisini düzenleyen bir kültürel çevre olarak ele alması; dijital dikkat eleştirisini posthümanist ve ekolojik bir düşünce çizgisine bağlamasıdır.
Sonsuz Dikkat Dağınıklığı