Deniz Erten, avukatlık, söz yazarlığı, bestecilik, yazarlık ve tasavvuf merkezli araştırma çalışmalarını bir arada sürdüren Türk yazardır. İstanbul’da doğdu. Özellikle insanın kendini tanıması, nefs, bilinç, varoluş, özgür irade, rüyalar ve insanın Allah ile ilişkisi üzerine geliştirdiği yorumlarıyla tanındı.
Gençlik döneminde sporla ilgilendi; basketbol ve tenis oynadı. Daha sonra hukuk alanına yöneldi ve eğitim yaşamının bir bölümünü Amerika Birleşik Devletleri’nde sürdürdü.
Hukuk eğitiminin ardından Uluslararası Bankacılık ve Finans Hukuku alanında yüksek lisans yaptı. Mesleki yaşamında avukatlığı sürdürürken müzik ve yazarlık alanlarında da üretim gerçekleştirdi.
Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunduğu yıllarda İngilizce söz ve müzik çalışmalarına yöneldi. Türkiye’ye dönüşünün ardından Türk pop müziği için söz yazarlığı ve bestecilik çalışmalarını genişletti.
Murat Boz, Hadise, Gökhan Özen, Ece Seçkin, Sibel Can, Bengü ve farklı pop müzik sanatçılarıyla çalıştı. Murat Boz’un seslendirdiği Geri Dönüş Olsa adlı eserin sözlerini yazdı.
Hadise tarafından seslendirilen Aşk Kaç Beden Giyer? de Deniz Erten’in söz yazarlığı ve bestecilik çalışmaları arasında yer aldı. Müzik alanındaki üretimi, yazarlığa başlamasından önce kamuoyunda tanınmasını sağlayan başlıca çalışma alanlarından biri oldu.
Edebî ve düşünsel yayıncılığa İşaret dizisiyle yöneldi. Dizinin ilk iki kitabı 2015’te yayımlandı.
Serinin günümüzde kullanılan ilk kitap adı Kıyam-Et U – İşaret 1dir. Kitap insanın yaşamını dış dünyada aradığı hedeflerden kendi iç dünyasına yönelen bir yolculuk şeklinde ele alır.
Kıyam-Et’te “arayış”, “hicret”, “nefs”, “öz”, “işaret” ve “hazine” gibi kavramlar tasavvufi bir anlam dünyası içinde kullanılır. İnsan yaşamında gerçekleşen kayıp ve sarsıntılar, kişinin kendi hakikatine ve Allah’a doğru yolculuğunun parçaları olarak yorumlanır.
Serinin ikinci kitabı Bak-Ara Y – İşaret 2dir. İlk kitaptaki arayış düşüncesini devam ettirerek insanın hakikati dışarıda araması yerine kendi varlığına ve yaşadıklarının anlamına yönelmesini merkeze alır.
İlk iki kitabın başlıklarında bulunan U ve Y harfleri serinin daha geniş yapısının başlangıcını oluşturur. Sonraki dört kitapla birlikte bu harfler “UYANIŞ” sözcüğüne dönüşür.
2018’de serinin üçüncü kitabı Artık Dön! Kendine! A – İşaret 3 yayımlandı. Bu eser özellikle insanın düşünme ve algılama biçiminin yaşadıklarını yorumlama biçimi üzerindeki etkisine yoğunlaşır.
Artık Dön! Kendine!’de insanın sürekli dış dünyaya yönelmesi yerine kendi zihinsel ve manevi yapısını incelemesi gerektiği düşüncesi öne çıkar. “Kendine dönmek” yalnızca bireysel psikolojik içe bakış olarak değil, insanın yaratılışındaki ilahî hakikati tanıma süreci olarak ele alınır.
Aynı yıl yayımlanan Misafir-İm N – İşaret 4, serinin düşünsel yapısını “misafir” kavramı çevresinde genişletti.
Eserde dünya kalıcı bir sahiplik alanından çok insanın geçici olarak bulunduğu bir yolculuk mekânı olarak yorumlanır. Günah, pişmanlık, merhamet, bağışlanma ve kişinin hatalarından dönüşüm yaratması kitabın belirgin meseleleri arasındadır.
Serinin beşinci kitabı Misafir-Sin I – İşaret 5 2019’da yayımlandı. “Misafir” ve “sefer” sözcükleri arasında kurulan etimolojik ve tasavvufi bağlantılar aracılığıyla insanın dünyadaki varlığı bir yolculuk olarak ele alınır.
Kitapta insanın kendi bilincini örten alışkanlık ve inançları fark etmesi, bunların ardındaki manevi anlamı araştırması ve yaşamı bir eğitim süreci olarak değerlendirmesi öne çıkar.
Altıncı kitap Misafir-İz Ş – İşaret 6 yine 2019’da yayımlandı ve Uyanış dizisini tamamladı.
Misafir-İz’de insanın maddi dünya, beden, mülkiyet, makam, aile, hırs ve tutkularla kurduğu özdeşleşme sorgulanır. İnsan yaşamının temel meselesi, dünyaya sahip olmak yerine varoluş nedenini hatırlamak biçiminde yorumlanır.
Altı kitabın yan başlıklarındaki U, Y, A, N, I ve Ş harflerinin birleşmesiyle UYANIŞ sözcüğü oluşur. Bu yapı serinin baştan sona tasarlanmış düşünsel bir bütün olduğunu gösterir.
Bu nedenle Kıyam-Et, Bak-Ara, Artık Dön! Kendine!, Misafir-İm, Misafir-Sin ve Misafir-İz bağımsız kitap başlıklarına sahip olsalar da Bibliosfer’de Uyanış / İşaret serisinin 1–6. kitapları olarak bağlanmalıdır.
Erten’in eserlerinde dil özellikle önemlidir. Kelimeler sık sık hecelere veya ses parçalarına ayrılır ve yeni çağrışımlar üretilir: “Kıyam-et”, “Bak-ara”, “Misafir-im”, “Misafir-sin” ve “Misafir-iz” başlıklarının kendileri bu yöntemin örnekleridir.
Bu yöntem akademik tarihsel etimolojiden farklıdır. Kelimenin bilimsel kökenini belirlemekten çok sözcüğün içinde yeni tasavvufi ve sembolik anlam bağlantıları oluşturmayı amaçlar.
Benzer biçimde eserlerinde Kur’an ayetleri, tasavvufi kavramlar, nefs mertebeleri, rüyalar, bilinç ve varoluş üzerine yorumlar bir araya gelir.
Erten’in düşünsel çalışmalarında Muhyiddin İbnü'l-Arabî belirgin bir referans noktasıdır. Özellikle insanın kendisini tanıması, varlığın birliği, rüyalar, bilinç, nefs ve insanın ilahî hakikatle ilişkisi üzerinde durur.
Yazar daha sonraki yıllarda kitaplarındaki konuları eğitim ve seminerlere taşıdı. Tasavvuf ve psikoloji, rüyalar bilgisi, nefs ve bilinç mertebeleri, hayal âlemi, Fütûhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu'l-Hikem okumaları ile Kur’an’ın içsel anlamı üzerine programlar hazırladı.
2023’te İngilizce Free Will in Sufism başlıklı makalesi yayımlandı. Çalışma özgür iradeyi tasavvuf, bilinç ve insanın kendisini tanıması ekseninde ele aldı.
Makalede insan iradesinin hangi anlamda özgür olduğu, beden ile ruh ilişkisi, nefs ve bilinç düzeyleri gibi konular tasavvufi bir çerçeve içinde tartışıldı.
2024’te Exploring Dimensions of Consciousness: Insights from Dreams, Sleep and Spiritual Perspectives başlıklı ikinci İngilizce makalesi yayımlandı.
Bu çalışmada bilinç, rüyalar, uyku, nefs seviyeleri ve tasavvuftaki İnsan-ı Kâmil anlayışı arasında bağlantılar kuruldu. Her iki makale de bilim, psikoloji ve tasavvuf arasında bağlantı kurmaya çalışan disiplinler arası metinler niteliğindedir.
Erten’in güncel çalışmalarında nörobilim, bilinç araştırmaları, astrofizik, kuantum fiziği ve epigenetik gibi modern bilim alanlarından alınan kavramlar da tasavvufi yorumların yanında kullanılmaktadır.
Bu kullanım nedeniyle eserlerini doğrudan nörobilim veya fizik kitabı olarak sınıflandırmak yerine, tasavvuf merkezli düşünce ve spiritüel kişisel gelişim metinleri olarak değerlendirmek daha uygundur. Bilimsel kavramlar eserlerin düşünsel malzemelerinden biridir; temel yöntemleri deneysel bilimsel inceleme değildir.
Yazarın güncel çalışmalarından biri sanal gerçeklik destekli uygulamaların terapi süreçlerinde kullanımıyla bağlantılı bir araştırma projesidir. Bunun yanında hukuk, müzik, seminer ve eğitim çalışmalarını da sürdürmektedir.
Deniz Erten’in kitapları klasik olay örgüsüne dayalı romanlardan çok okuyucuyla doğrudan konuşan, tasavvufi yorum, kişisel sorgulama, Kur’an referansları, sembolik kelime çözümlemeleri ve manevi gelişim düşüncesini bir araya getiren metinlerdir.
Kariyerinde müzik ile yazarlık iki ayrı üretim alanı oluştururken, kitaplarındaki temel süreklilik “insanın kendisini tanıması” düşüncesinde toplanır. Uyanış dizisi bu yolculuğu arayıştan içe dönüşe, ardından insanın dünyadaki misafirliğini kavramasına doğru altı kitapta yapılandırır.
#DenizErten #Uyanış #İşaret #KıyamEt #BakAra #ArtıkDönKendine #Misafirİm #MisafirSin #Misafirİz #Tasavvuf #Bilinç #İbnülArabi
Deniz Erten’in düşünsel ve edebî profili tasavvuf, spiritüel kişisel gelişim, dinî düşünce, bilinç, nefs, insanın kendini tanıması, özgür irade, rüyalar, sembolik dil, Kur’an yorumları ve İbnü'l-Arabî düşüncesi eksenlerinde şekillenir. Eserlerinin merkezinde insanın dış dünyada anlam ve tamamlanma aramasından kendi iç dünyasına yönelmesine uzanan bir dönüşüm fikri bulunur.
Erten’in kitapları klasik olay örgüsüne dayanan romanlardan çok doğrudan okurla konuşan düşünsel ve manevi metinlerdir. Kur’an ayetleri, tasavvufi kavramlar, kişisel sorgulamalar, kelime oyunları ve bilinç üzerine yorumlar aynı anlatı içinde yan yana gelir. Bu yapı eserlerini kurmacadan çok tasavvufi yorum ile kişisel farkındalık arasında konumlandırır.
Altı kitaplık İşaret / Uyanış dizisinin en belirgin özelliği, yalnızca içerik bakımından değil biçimsel olarak da baştan sona tasarlanmış olmasıdır. Kıyam-Et U, Bak-Ara Y, Artık Dön! Kendine! A, Misafir-İm N, Misafir-Sin I ve Misafir-İz Ş başlıklarında öne çıkarılan harfler birleştiğinde UYANIŞ sözcüğünü oluşturur. Böylece serinin adı kitapların tamamı okunmadan önce bile başlıkların içinde gizlenmiş durumdadır.
Bu yapı Erten’in kelimeyle kurduğu ilişkinin temel özelliklerinden birini gösterir. Sözcükleri yalnızca sözlük anlamlarıyla kullanmaz; onları böler, ses benzerliklerini öne çıkarır ve yeni sembolik çağrışımlar üretir. Başlıkların kendisi bile metnin düşünsel yöntemini önceden haber verir.
Kıyam-Et dizinin başlangıç hareketini oluşturur. “Kıyam” sözcüğünün “kıyam-et” biçiminde ayrılması, sözcüğü yalnızca bir kavram olmaktan çıkarıp doğrudan çağrıya dönüştürür. İnsan mevcut hayat düzeninden, alışkanlıklarından ve kendisi hakkında oluşturduğu hazır kabullerden ayağa kalkmaya davet edilir.
İlk kitapta arayış düşüncesi belirgindir. İnsan başlangıçta mutluluğu, güveni ve tamamlanmayı dış dünyadaki ilişkilerde, başarıda, sahiplikte veya statüde arar. Erten bu dışa dönük arayışı giderek kişinin kendi nefsi, varoluşu ve Allah ile ilişkisini incelemesine doğru çevirir.
Bu nedenle yolculuk coğrafi değil içseldir. Aşılması gereken engel dış dünyadaki rakiplerden çok kişinin kendi zihinsel ve manevi yapısıdır. “Kendini bilmek” düşüncesi serinin daha ilk aşamasından itibaren sonraki kitapların yönünü belirler.
Bak-Ara, ilk kitaptaki hareketi görme ve anlamlandırma üzerinden sürdürür. Başlıktaki “bak” ve “ara” birlikteliği, insanın yalnızca gördüğü şeylere değil gördüklerinin arkasındaki anlama yönelmesi gerektiğini ima eder. Dünya, rastlantısal olayların toplamı olmaktan çıkar ve okunması gereken işaretler alanına dönüşür.
“İşaret” kavramı serinin bütününde güçlü bir sembolik işleve sahiptir. Erten, gündelik olaylarla Kur’an’daki “ayet” kavramı arasında çağrışımsal bir bağ kurar ve yaşananların insanın kendisini tanımasına yardımcı olabilecek anlamlar taşıdığını düşünür. Böylece dış dünya tamamen terk edilmez; içsel farkındalığa götüren bir okuma alanı hâline gelir.
Artık Dön! Kendine! serideki yön değişiminin en açık ifadesidir. İlk iki kitapta arayan ve işaretlere bakmaya çalışan kişi artık doğrudan kendi varlığına yönelir. Ancak buradaki “kendine dönüş”, modern kişisel gelişimdeki özgüveni artırma veya bireysel başarıyı güçlendirme fikrinden daha farklı bir tasavvufi anlam taşır.
Erten’in metinlerinde “ben” nihai olarak büyütülmesi gereken bir merkez değildir. Kişinin kendi benlik iddiasını, korkularını, arzularını ve sahiplik duygusunu fark etmesi gerekir. Bu nedenle kendini tanımak, benliği sağlamlaştırmaktan çok onun yapısını ve sınırlarını görmeye dönüşür.
Nefs kavramı bu noktada serinin temel kavramlarından biri hâline gelir. Nefs yalnızca arzu veya kötü eğilim anlamıyla ele alınmaz; insanın kendisini ayrı, bağımsız ve sürekli merkezde tutan bir varlık olarak görme biçimiyle de ilişkilendirilir. Böylece kişisel krizler, kayıplar ve hayal kırıklıkları yalnızca olumsuz olaylar değil, benliğin hangi şeylere tutunduğunu görünür hâle getiren kırılmalar olarak yorumlanır.
Misafir-İm ile birlikte serinin ikinci büyük düşünsel ekseni belirginleşir: insanın dünyadaki geçiciliği. “Misafir” kavramı, kişinin sahip olduğunu düşündüğü beden, mal, ilişki ve statülerle kurduğu bağın geçici olduğunu hatırlatır. Dünya kalıcı yerleşim alanından çok insanın belirli bir süre bulunduğu geçiş mekânına dönüşür.
“Misafir-im” ifadesindeki birinci tekil şahıs, bu farkındalığı kişisel düzeyde kurar. Kişi önce kendisinin burada geçici olduğunu kavramaya yönelir. Bu düşünce sahiplik, kayıp ve ölüm gibi temaların seride daha görünür hâle gelmesini sağlar.
Kitapta günah ve pişmanlık da yalnızca cezalandırıcı bir çerçevede ele alınmaz. Hata, insanın kendi davranışını fark etmesine ve yön değiştirmesine imkân veren deneyim olarak da yorumlanır. Merhamet, bağışlanma ve dönüş düşüncesi bu nedenle Misafir-İm’in manevi yapısında önemli bir yer tutar.
Misafir-Sin aynı kavrayışı ikinci kişiye taşır. “Ben misafirim” düşüncesi artık “sen de misafirsin” biçiminde genişler ve serinin doğrudan okura seslenen tonu daha belirgin hâle gelir. Kişisel farkındalık giderek ortak insanlık durumuna yaklaşır.
Bu kitapta insanın kendi bilincini örten alışkanlıkları ve öğrenilmiş kabulleri fark etmesi daha fazla öne çıkar. İnsan kim olduğunu çoğu zaman ailesinden, toplumdan, kültürden ve geçmiş deneyimlerinden aldığı tanımlar üzerinden bilir. Erten bu hazır tanımların ardındaki daha temel varlık sorusuna yönelir.
Misafir-İz, altı kitaplık yapının kapanışını oluşturur. Başlıktaki ifade hem “biz misafiriz” anlamını hem de “iz” sözcüğünü çağrıştırır. Böylece başlangıçta bireysel olan yolculuk, bütün insanların dünyadaki ortak geçiciliğine doğru genişler.
Serinin U-Y-A-N-I-Ş harflerinin tamamlanmasıyla bitmesi yalnızca görsel bir oyun değildir. İçerik de arayıştan fark etmeye, kendine dönmekten geçiciliği anlamaya ve sonunda bireysel benliğin ötesinde ortak bir varoluş düşüncesine ulaşır. Başlık yapısıyla düşünsel yapı birbirini tamamlar.
Erten’in dilinde kelimeleri parçalayarak yeni anlamlar üretme yöntemi sürekli tekrar eder. “Kıyam-et”, “Bak-ara”, “Misafir-im”, “Misafir-sin” ve “Misafir-iz” gibi kullanımlar tarihsel veya filolojik etimoloji üretmekten çok sembolik çağrışım yaratır. Kelimenin sesinden ve yazılışından hareketle manevi bir anlam katmanı kurulur.
Bu yöntem eserlerin şiirsel ve çağrışımsal yönünü güçlendirir. Bir kelime yalnızca tanımladığı şeyi anlatmaz; başka kelimelere açılan kapı hâline gelir. Okurdan da yalnızca metni takip etmesi değil, sözcüklerin içindeki olası ilişkileri fark etmesi beklenir.
Kur’an metni Erten’in düşünce dünyasının temel kaynaklarından biridir. Ayetler yalnızca doğrudan açıklanan dinî hükümler olarak değil, insanın kendi yaşamını ve bilincini yorumlamasını sağlayan işaretler olarak kullanılır. Bu yaklaşım metni tarihsel veya akademik tefsir çizgisinden farklı, kişisel ve tasavvufi bir okuma alanına taşır.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî’nin düşüncesi özellikle yazarın sonraki çalışmalarında daha belirgin hâle gelir. Varlığın birliği, nefs, hayal âlemi, rüyalar, insanın kendisini tanıması ve İnsan-ı Kâmil gibi kavramlar Erten’in kitaplarındaki temel sorularla güçlü biçimde örtüşür. Fütûhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu'l-Hikem çevresindeki eğitimleri de bu düşünsel çizginin sürekliliğini gösterir.
Rüyalar da Erten’in çalışmalarında yalnızca psikolojik olay olarak ele alınmaz. Rüya, bilinç ve hayal âlemi arasında geçiş sağlayan tasavvufi bir deneyim olarak yorumlanır. Uyku ile uyanıklık arasındaki sınır, gerçeklik algısının ne kadar değişken olabileceğini düşünmenin araçlarından birine dönüşür.
2023 tarihli Free Will in Sufism çalışması seride bulunan irade ve nefs tartışmalarını daha sistematik bir metne taşır. Özgür irade, kişinin ne ölçüde seçim yapabildiği ve insanın iradesinin ilahî iradeyle ilişkisi üzerinden ele alınır. Beden, ruh ve bilinç düzeyleri de bu tartışmanın parçalarını oluşturur.
2024 tarihli Exploring Dimensions of Consciousness: Insights from Dreams, Sleep and Spiritual Perspectives ise bilinç konusunu rüyalar, uyku ve tasavvufi perspektiflerle birlikte inceler. İnsan bilincinin yalnızca gündelik uyanıklık hâline indirgenemeyeceği düşüncesi, farklı bilinç düzeyleri ve manevi deneyimlerle birlikte ele alınır. Bu metinler Uyanış dizisindeki temaların sonraki yıllarda farklı yayın biçimlerinde sürdüğünü gösterir.
Erten’in eserlerinde nörobilim, kuantum fiziği, astrofizik ve epigenetik gibi modern bilim alanlarından kavramlar da zaman zaman görünür. Bu kavramlar metinlerin deneysel bilimsel yöntemini oluşturmaz; daha çok tasavvufi ve varoluşsal yorumlarla birlikte kullanılan çağdaş düşünsel referanslar hâline gelir. Bilimsel terminoloji ile manevi yorumun aynı metinde buluşması onun son dönem anlatımının belirgin özelliklerinden biridir.
Bu disiplinler arası dil, eserlerin en ayırt edici yönlerinden biri olduğu kadar en tartışmaya açık alanlarından da biridir. Deneysel bilim, felsefe ve tasavvuf farklı bilgi üretme yöntemlerine sahipken Erten bunları ortak bir insan ve bilinç sorusu etrafında yan yana getirir. Böylece metinler akademik disiplinler arası araştırmadan çok kavramsal ve spiritüel sentez karakteri kazanır.
Yazarın doğrudan okura seslenen anlatımı da bu yapıyı destekler. Sorular, emir kipleri, tekrarlar ve vurgu amaçlı noktalama işaretleri metne konuşma ve seminer tonuna yakın bir ritim kazandırır. Okur yalnızca dışarıdan gözlemleyen kişi değil, sürekli olarak kendi hayatını ve düşüncelerini sorgulamaya çağrılan muhataptır.
Bu nedenle kitapların anlatıcısı çoğu zaman öğretici bir ses ile yolculuk arkadaşı arasında konumlanır. Kesin kavramsal açıklamalardan çok sorular ve çağrışımlar üzerinden ilerleyen bölümler, okurun kendi deneyimini metne dâhil etmesini amaçlar. Eserlerin kişisel gelişim yönü de büyük ölçüde bu doğrudan ilişki üzerinden kurulur.
Deniz Erten’in müzik kariyeri yazarlığından farklı bir üretim alanı oluştursa da dil kullanımındaki yoğunluk iki alanda da dikkat çeker. Şarkı sözlerinde kısa ve akılda kalıcı ifadeler öne çıkarken kitaplarda kelime bölünmeleri, ses benzerlikleri ve tekrarlar düşünsel anlam üretir. Her iki üretim biçiminde de dil yalnızca bilgi taşıyan araç değil, duygusal ve çağrışımsal etki oluşturan yapı hâline gelir.
Hukuk eğitimi ve uluslararası hukuk alanındaki mesleki geçmişi ise biyografisinin başka bir hattıdır. Kitapların düşünsel merkezi hukuk değil tasavvuftur; buna rağmen farklı meslek ve düşünce alanlarında bulunmuş olması yazarın disiplinler arası kavramlara açık yaklaşımını destekleyen bir arka plan oluşturur. Müzik, hukuk, bilinç araştırmaları ve tasavvuf birbirinden farklı alanlar olarak yaşam öyküsünde yan yana durur.
Uyanış dizisinin bütününde doğrusal bir manevi hareket görülür. İlk aşamada kişi dışarıda arar, ardından gördüklerini işaret olarak okumaya başlar, daha sonra kendisine döner ve son üç kitapta dünyadaki misafirliğini farklı şahıs kipleri üzerinden kavrar. Bu ilerleyiş serinin yalnızca konu benzerliği taşıyan kitaplardan değil, birbirini tamamlayan aşamalardan oluştuğunu gösterir.
Eserlerdeki temel gerilimlerden biri sahiplik ile geçicilik arasındadır. İnsan “benim” dediği şeylerle kimlik kurarken ölüm, kayıp ve değişim bunların kalıcı olmadığını sürekli hatırlatır. Erten bu gerilimi insanın kendi varoluşunu yeniden düşünmesinin başlangıç noktalarından biri olarak kullanır.
Bir başka sürekli gerilim benlik ile hakikat arasındadır. İnsan kendisini geçmişi, mesleği, ilişkileri, bedeni ve düşünceleri üzerinden tanımlarken tasavvufi yolculuk bu tanımların ardındaki daha temel varlık sorusunu açar. “Ben kimim?” sorusu böylece psikolojik öz tanımdan manevi sorgulamaya doğru genişler.
Deniz Erten’in düşünsel dünyasının temel alanları tasavvuf, spiritüel kişisel gelişim, dinî düşünce, bilinç, nefs, özgür irade, rüyalar, insanın kendini tanıması, Kur’an yorumları, İbnü'l-Arabî düşüncesi ve sembolik dil şeklinde belirginleşir. Eserlerini ayırt eden temel özellik, altı kitaplık Uyanış yapısını kelime bölmeleri ve U-Y-A-N-I-Ş harf dizgesiyle biçimsel olarak kurarken insanın dış dünyadaki arayışından kendini tanımaya, nefsini sorgulamaya ve dünyadaki geçiciliğini fark etmeye uzanan tasavvufi bir dönüşüm çizgisi oluşturmasıdır.
Kıyam-Et U İşaret 1
Artık Dön! Kendine! A / İşaret III
Bak-Ara Y İşaret 2
Misafir-İz Ş İşaret VI
Misafir-İm N / İşaret IV