Cezmi Ersöz, 3 Eylül 1959’da İstanbul’da doğdu. Çocukluk ve ilk gençlik yılları İstanbul’un Altunizade ve Suadiye semtlerinde geçti. Ailesi anne ve baba tarafından Urfa kökenlidir. Kabataş Erkek Lisesi’ni 1977’de bitirdi. Aynı yıl İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne bağlı Şişli Siyasal Bilimler Yüksek Okulu’nda Siyaset ve Kamu Yönetimi öğrenimine başladı ve 1981’de mezun oldu.
Yazı hayatına edebiyat dergilerinde yayımlanan şiir, deneme ve eleştirilerle girdi. İlk denemesi 57’liler ve Kimlik Bunalımı, 1981’de Sanat Olayı’nda; ilk şiiri Sesini Bağışla Bana, 1982’de Varlık’ta yayımlandı. Üniversite sonrasında reklam yazarlığı yaptı; daha sonra gazeteciliğe yöneldi. Cumhuriyet, Güneş, Özgür Gündem, Aktüel gibi yayın organlarında röportajları, yazıları ve söyleşileri yayımlandı.
Cezmi Ersöz’ün gazetecilik ve dergicilik hayatında Deli ve Leman dergileri önemli yer tuttu. 1990’lardan itibaren Leman’da yayımladığı yazılarla geniş bir okur kitlesine ulaştı. Bu yazılarda mizah, ironi, hüzün, aşk, toplumsal kırılma, yalnızlık ve dışlanmış insanların hayatları iç içe geçti. Daha sonraki yıllarda serbest yazar olarak çalışmalarını sürdürdü.
Yazarın ilk dönem eserlerinde gözlemci ve röportajcı yönü belirgindir. Son Yüzler, Kafka Market: Aykırı Yazılar ve Hayat, Bir Emrin Var mı? gibi kitaplarda Beyoğlu, gece hayatı, kent insanları, unutulmuş yüzler, kıyıda kalmış hayatlar ve modern zaman ilişkileri öne çıkar. Ersöz, özellikle şehirde görünmeyen, unutulan, yaralı ve dışlanmış insanların hikâyelerine dikkat eder.
1990’ların ortalarından sonra yazarlığı daha içe dönük, şiirsel ve duygusal bir çizgiye yöneldi. Düz yazılarında şiir, deneme, hikâye, mektup ve iç konuşma iç içe geçmeye başladı. Aşk, yalnızlık, terk edilme, özlem, kırılganlık, yabancılaşma, hayal kırıklığı, ölüm, cinsellik, utanç, yoksunluk ve içsel yaralanma onun yazı dünyasının temel izlekleri hâline geldi.
Hayallerini Yak Evi Isıt, Cezmi Ersöz’ün şiirsel düzyazı ve deneme çizgisini temsil eden önemli eserlerinden biridir. Kitap, aşkın çaresizliği, bekleyiş, karşılıksız sevgi, hayal kırıklığı, terk edilme ve iç dünyada kapanmayan yaralar çevresinde ilerler. Metin, klasik olay örgüsüne yaslanan bir roman olmaktan çok; şiir, deneme, iç konuşma ve mektup tonlarını birleştiren yoğun bir duygu anlatısıdır. Bu yönüyle eser, yazarın melankolik, kırılgan ve içe dönük üslubunu belirgin biçimde gösterir.
Müsait Olduğumda Ararım Seni, Cezmi Ersöz’ün hikâye türündeki eserlerinden biridir. Kitapta kısa sürede başlayıp biten bir aşk deneyimi, iletişimsizlik, bekleme, bağlanma, yoksunluk ve modern ilişkilerin geçiciliği çevresinde anlatılır. Başlık, çağdaş iletişim dilinin soğuk, erteleyici ve uzaklaştırıcı tavrını simgeler. Eserde yalnızca aşk değil; günümüz gençliğinin iç dünyası, kırılgan ilişkileri, kararsızlıkları ve duygusal savruluşları da öne çıkar.
Cezmi Ersöz’ün eserleri arasında Son Yüzler, Kafka Market: Aykırı Yazılar, Hayat, Bir Emrin Var mı?, Haritanın Yırtılan Yeri, Saçlarının Kardeş Kokusu, Annelik Oyunu Bitti, Kırk Yılda Bir Gibisin, Hayallerini Yak Evi Isıt, İçime Gir Ama Sigaranı Söndürme, Bana Türkçe Bir Ekmek Ver, Şizofren Aşka Mektup, Yine Seninle Geldi Hayat, Açıkla Bana Bu Işığı, Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak, Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı, Müsait Olduğumda Ararım Seni, Beni Asıl Hayat Aldattı ve Şizofren Aşkın Günlükleri yer alır.
Röportaj ve toplumsal gözlem alanında Haritanın Yırtılan Yeri dikkat çeken eserlerindendir. Bu kitap, Güneydoğu Anadolu’ya ilişkin gözlem ve röportajlardan oluşur. Son Yüzler, unutulmuş ve kıyıda kalmış insanların portrelerini bir araya getirir. İçime Gir Ama Sigaranı Söndürme, şiddete maruz kalan bir kadının deneyimi üzerinden bireysel acı ve toplumsal şiddet ilişkisini işler. Bana Türkçe Bir Ekmek Ver, dil, kimlik, aile, askerlik ve siyasal/toplumsal baskılar çevresinde ilerleyen yazılardan oluşur.
Cezmi Ersöz, senaryo alanında da üretim yaptı. Yusuf Kurçenli’nin yönettiği Çözülmeler filminin senaryosunu yazdı. Bu film, 12 Eylül sonrasında savrulan insanların hayatlarını konu alır ve Ankara Film Festivali’nde senaryo dalında ödül aldı. Yazar ayrıca radyo programları hazırladı ve televizyon programlarında yer aldı.
Cezmi Ersöz’ün yazarlığında güçlü bir melankoli, şiirsel ritim, iç konuşma, doğrudan okura seslenme, kırık cümle yapısı, yalnızlık duygusu ve yaralı insanlara yönelen dikkat belirgindir. Onun metinleri çoğu zaman tür sınırlarını kesin biçimde ayırmaz; deneme, hikâye, şiir, mektup, röportaj ve kişisel itiraf arasında dolaşır. Bu nedenle Cezmi Ersöz, çağdaş Türk edebiyatında şiirsel düzyazı, aşk yazısı, şehir yazısı ve kırılgan insan hikâyeleriyle değerlendirilmesi gereken bir yazardır.
#TürkYazar #Deneme #Hikaye #Şiir #Gazetecilik #Röportaj #Senaryo #HayalleriniYakEviIsıt #MüsaitOlduğumdaArarımSeni #ŞiirselDüzyazı #AşkYazıları #Melankoli
Cezmi Ersöz, Bibliosfer’de çağdaş Türk edebiyatı, deneme, hikâye, şiir, şiirsel düzyazı, gazetecilik, röportaj, senaryo, aşk yazıları, melankoli, şehir edebiyatı ve dışlanmış hayatlar başlıklarıyla değerlendirilebilecek bir yazardır. Edebî kimliğinin merkezinde klasik roman yapısından çok deneme, iç konuşma, hikâye ve şiir arasında dolaşan melez bir düzyazı anlayışı bulunur.
Hayallerini Yak Evi Isıt, yazarın şiirsel düzyazı çizgisini temsil eden temel eserlerden biridir. Kitap, aşkı mutlu sonla tamamlanan romantik bir hikâye olarak değil; bekleyiş, yoksunluk, terk edilme, hayal kırıklığı ve insanın kendi içinde taşıdığı kırık sesler üzerinden anlatır. Bu eser, Cezmi Ersöz’ün yoğun melankolisini, içe dönük anlatımını ve okurla doğrudan duygusal temas kuran dilini gösterir.
Müsait Olduğumda Ararım Seni, modern ilişkilerin erteleyen, mesafe koyan ve duygusal belirsizlik üreten dilini merkeze alır. Başlık, gündelik iletişimde sıradan görünen bir cümlenin ardındaki soğukluğu ve terk edilme duygusunu görünür kılar. Kitap, gençlik, aşk, bağlanma, bekleme, ayrılık ve duygusal kırılganlık ekseninde değerlendirilmelidir.
Cezmi Ersöz’ün ilk dönem kitapları, onun gözlemci ve gazeteci tarafını öne çıkarır. Son Yüzler, Kafka Market ve Haritanın Yırtılan Yeri gibi eserlerde şehir, sokak, Beyoğlu, kıyıda kalmış insanlar, toplumsal acı ve gazetecilik gözlemi belirgindir. Sonraki dönem metinlerinde ise dış dünyadan iç dünyaya doğru belirgin bir geçiş görülür; aşk, yalnızlık, ölüm, cinsellik, kırgınlık ve varoluşsal çaresizlik daha merkezi hâle gelir.
Yazarın metinleri tür bakımından kesin sınırlara yerleşmez. Bir kitapta deneme, hikâye, şiir, mektup, röportaj ve kişisel itiraf tonu birlikte bulunabilir. Bu nedenle Cezmi Ersöz’ü yalnızca romancı ya da yalnızca denemeci olarak değerlendirmek eksik olur. Onun Bibliosfer kaydı; şiirsel düzyazı, deneme, hikâye, gazetecilik, röportaj, aşk, melankoli, şehir, dışlanmış karakterler, yalnızlık ve modern insanın kırılganlığı başlıklarıyla birlikte okunmalıdır.
Cezmi Ersöz’ü ayırt eden temel özellik, seçkinci ve kapalı bir edebiyat dili kurmak yerine, yaralı insanlara, kırık ilişkilere, aşk acısına ve toplumsal kıyıda kalmışlıklara doğrudan seslenen şiirsel bir düzyazı geliştirmesidir. Bu dil kimi zaman hüzünlü, kimi zaman öfkeli, kimi zaman ironik; fakat çoğu zaman içten ve kırılgan bir ton taşır.