Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 09-09-1908
Doğum yeri Cuneo

Cesare Pavese, 9 Eylül 1908’de İtalya’nın Piyemonte bölgesindeki Santo Stefano Belbo’da doğdu. Ailesi yılın büyük bölümünde Torino’da yaşıyor, yaz aylarını ise Langhe tepelerindeki bu kırsal çevrede geçiriyordu. Çocukluk yıllarında tanıdığı bağlar, tepeler, çiftlikler ve köy insanları daha sonra şiirlerinin ve romanlarının temel coğrafyasını oluşturdu.

Babası Eugenio Pavese, Torino Adliyesinde görevliydi. Pavese henüz beş yaşındayken babasını kaybetti ve annesi Consolina Mesturini tarafından büyütüldü. Kendisinden büyük kız kardeşi Maria ile birlikte yetişti; çocukluğunda çevresinde bulunan köylüler ve aile çalışanları ileride bazı kurmaca kişilerinin oluşumuna katkıda bulundu.

İlk öğreniminin bir bölümünü Santo Stefano Belbo’da, sonraki yıllarını Torino’da geçirdi. Liceo Classico Massimo d’Azeglio’da öğrenim görürken öğretmeni Augusto Monti’nin edebî ve düşünsel etkisi altında kaldı. Monti çevresinde Leone Ginzburg, Massimo Mila ve Norberto Bobbio gibi ileride İtalya’nın kültürel yaşamında etkili olacak antifаşist aydınlarla tanıştı.

1926’da Torino Üniversitesinin Edebiyat ve Felsefe Fakültesine girdi. İngiliz ve Amerikan edebiyatına yöneldi; özellikle Walt Whitman’ın şiiriyle ilgilendi. 20 Haziran 1930’da Whitman’ın şiir anlayışı üzerine hazırladığı tezle edebiyat öğrenimini tamamladı.

Pavese’nin Amerikan edebiyatına duyduğu ilgi, akademik bir çalışma alanının ötesine geçti. Amerika’yı modern yaşam, dilsel yenilik ve Avrupa’nın yerleşik kültür kalıplarına karşı alternatif bir edebî dünya olarak gördü. İtalyan okurların çağdaş Amerikan edebiyatını tanımasında çevirileri ve eleştiri yazılarıyla etkili oldu.

Sinclair Lewis’in Il nostro signor Wrenn adlı romanını 1931’de, Herman Melville’in Moby Dick’ini 1932’de İtalyancaya çevirdi. Daha sonraki yıllarda Sherwood Anderson, James Joyce, John Dos Passos, John Steinbeck, Gertrude Stein, Daniel Defoe, Charles Dickens ve William Faulkner gibi yazarların eserleri üzerinde çalıştı.

Çevirmenlik Pavese için yalnızca geçim sağladığı bir meslek değildi. Amerikan anlatısındaki somut ayrıntı, gündelik konuşma, ritim ve kısa cümle yapısından kendi edebiyatı için yeni olanaklar çıkardı. Bununla birlikte eserlerinde Amerikan örneklerini doğrudan taklit etmek yerine bu etkileri Piyemonte’nin kırsal yaşamıyla birleştirdi.

1930’ların başında öğretmenlik, özel ders ve çevirmenlik yaptı; La Cultura dergisinin çalışmalarına katıldı. Antifaşist çevrelerle bağlantısı nedeniyle siyasal polis tarafından izlenmeye başladı. 1935’te, kendisine ait adreste bulunan şifreli mektuplar ve çevresindeki antifaşist ilişkiler gerekçe gösterilerek tutuklandı.

Roma’daki Regina Coeli Cezaevinde tutulduktan sonra Calabria’nın Brancaleone kasabasına sürgüne gönderildi. Ağustos 1935’te başlayan zorunlu ikamet cezası, affedilmesinin ardından Mart 1936’da sona erdi. Bu deneyim daha sonra Il carcere adlı anlatısının ve günlüklerindeki yalnızlık, dışlanma ve sürgün düşüncelerinin kaynaklarından biri oldu.

İlk şiir kitabı Lavorare stanca, Türkçedeki karşılığıyla Çalışmak Yorar, 1936’da yayımlandı. Kitaptaki uzun ve anlatıya yaklaşan dizeler; köylüleri, işçileri, yalnız erkekleri, kadınları, tepeleri, meyhaneleri ve kırsal yaşamı şiirin merkezine taşıdı. Genişletilmiş ikinci baskısı 1943’te Einaudi tarafından yayımlandı.

Pavese 1938’de Giulio Einaudi Editore’de düzenli olarak çalışmaya başladı. Çevirmenlik, editörlük, kitap seçimi ve genç yazarların değerlendirilmesi gibi görevler üstlendi. Einaudi çevresi, onun hem edebî üretiminin hem de İtalya’nın savaş öncesi ve savaş sonrası kültürel yaşamındaki konumunun temel kurumlarından biri oldu.

İlk anlatı kitabı Paesi tuoi 1941’de yayımlandı. Roman, hapisten çıkan şehirli Berto’nun kırsal bölgede karşılaştığı emek, cinsellik, aile içi çatışma ve şiddet çevresinde gelişir. Kırsal hayatı uyumlu ve masum bir dünya olarak idealize etmeyen eser, Amerikan gerçekçiliğinin etkisiyle Piyemonte köylerinin sert toplumsal yapısını birleştirdi.

La spiaggia önce 1941’de süreli yayında, 1942’de kitap olarak yayımlandı. Bir sahil tatili çevresinde gelişen anlatı; evlilik, dostluk, can sıkıntısı ve insanların birbirlerinin iç dünyasına ulaşamaması üzerinde durdu. Eserin sınırlı olay örgüsü, Pavese’nin bakışlar, suskunluklar ve gündelik davranışlarla ilişki çözümlemesi kurabildiğini gösterdi.

İtalya’nın 1943’teki askerî ve siyasal çöküşü sırasında Pavese, kız kardeşinin ailesinin bulunduğu Monferrato’ya çekildi. Silahlı direnişe doğrudan katılmadı; savaşın ve partizan mücadelesinin dışında kalmasının doğurduğu suçluluk, daha sonra La casa in collina adlı eserinde belirginleşti.

Savaşın sona ermesinden sonra Torino’ya ve Einaudi’deki görevine döndü. İtalyan Komünist Partisine katıldı ve l’Unità gazetesinde kültür ve edebiyat yazıları yayımladı. Bununla birlikte edebiyatı siyasal öğretinin doğrudan aktarımına indirgeyen bir anlayıştan uzak durdu.

Feria d’agosto 1946’da yayımlandı. Öykü, deneme ve anlatı parçalarını bir araya getiren kitapta çocukluk, köy, doğa, bayram, yalnızlık ve yetişkinlik arasındaki ilişkiler öne çıktı. Pavese, gündelik kırsal deneyimlerin altında sürekliliğini koruyan törensel ve mitsel yapıları araştırdı.

Il compagno 1947’de yayımlandı. Roman, Torino’dan Roma’ya uzanan bir yaşam içinde siyasal bilinç kazanan Pablo’nun dönüşümünü anlatır. Pavese burada bireysel yalnızlık ile toplumsal mücadeleye katılma ihtimalini karşılaştırdı; ancak karakterin gelişimini basit bir siyasal başarı hikâyesine dönüştürmedi.

Aynı yıl yayımlanan Dialoghi con Leucò, Yunan mitolojisindeki tanrılar, kahramanlar ve ölümlüler arasında kurulan kısa konuşmalardan oluştu. Doğa ile insan, kader ile özgür irade, ölüm ile ölümsüzlük ve uygarlık ile kurban arasındaki çatışmaları yeniden yorumladı. Pavese’nin kendi eserleri içinde özel bir değer verdiği kitaplardan biri oldu.

Prima che il gallo canti 1948’de yayımlandı ve Il carcere ile La casa in collina adlı iki anlatıyı bir araya getirdi. İlk metin sürgün, içe kapanma ve insan ilişkilerinden uzaklaşma üzerine kurulurken ikincisi savaş karşısında tarafsız kalmanın mümkün olup olmadığını sorguladı. Corrado’nun partizan savaşı karşısındaki çekingenliği, bireysel korku ile tarihsel sorumluluk arasındaki gerilimi görünür kıldı.

La bella estate 1949’da yayımlandı. Kitap, başlık anlatısının yanı sıra Il diavolo sulle colline ve Tra donne sole adlı eserleri içeriyordu. Gençlik, cinsel uyanış, kent yaşamı, sanat çevreleri, arkadaşlık ve kendini yok etme eğilimi bu üç anlatıyı birbirine bağladı.

Pavese, La bella estate ile 1950 Premio Strega’yı kazandı. Ödül, uzun süredir Einaudi çevresinde editör ve çevirmen olarak tanınan Pavese’nin romancı kimliğinin de resmî biçimde kabul edilmesini sağladı. Kitap, ikinci oylamada 121 oy alarak ödüle değer görüldü.

La luna e i falò, Türkçedeki adıyla Ay ve Şenlik Ateşleri, 1949’un son aylarında yazıldı ve Nisan 1950’de yayımlandı. Pavese’nin hayattayken yayımlanan son romanı olan eser, Amerika’da servet edindikten sonra Langhe’ye dönen Anguilla’nın geçmişini ve ait olabileceği bir yer arayışını anlatır.

Anguilla, ailesi ve kesin kökeni bilinmeyen bir çocuk olarak büyümüştür. Yıllar sonra döndüğü köyde çocukluk mekânlarını bulsa da savaşın, yoksulluğun ve ölümün insanlar ile toprak üzerinde bıraktığı değişikliklerle karşılaşır. Eski dostu Nuto, hem geçmişe açılan bir bağlantı hem de bölgenin tarihsel belleğini taşıyan kişi olur.

Ay ve Şenlik Ateşleri’nde geçmiş ile şimdi sürekli olarak birbirine geçer. Çocukluk anıları, köy şenlikleri, bağ bozumu, ayın döngüleri ve tarlalarda yakılan ateşler, savaş yıllarındaki şiddetle yan yana getirilir. Toprak bir yandan süreklilik ve kök duygusu yaratırken diğer yandan insanların acılarını ve ölümlerini saklayan bir alan hâline gelir.

Pavese’nin yayıncılık çalışmaları İtalyan kültüründe yalnızca kendi eserleri kadar önem taşıdı. Amerikan edebiyatı çevirileri, etnoloji ve din tarihi yayınları ile genç yazarların desteklenmesi yoluyla Einaudi’nin düşünsel çizgisinin oluşumuna katkıda bulundu. İtalo Calvino başta olmak üzere kendisinden sonraki kuşağın bazı yazarlarının yayımlanma süreçlerinde görev aldı.

Yaşamının son döneminde ağırlaşan yalnızlık ve depresyonla mücadele etti. 27 Ağustos 1950’de Torino’daki bir otel odasında intihar ederek öldü. Ölümünden kısa süre önce Premio Strega’yı kazanmış ve Ay ve Şenlik Ateşleri’ni yayımlamıştı.

Ölümünden sonra Verrà la morte e avrà i tuoi occhi ile La letteratura americana e altri saggi 1951’de, 1935-1950 yıllarını kapsayan günlüğü Il mestiere di vivere ise 1952’de yayımlandı. Bianca Garufi ile birlikte yazdığı ve tamamlanmadan kalan Fuoco grande 1959’da okurla buluştu.

Cesare Pavese’nin şiirleri, romanları, öyküleri, mitolojik diyalogları ve günlükleri; yalnızlık, kökler, kırsal yaşam, kent, cinsellik, tarih, savaş, ölüm ve insanın kendisine bir yurt arayışı çevresinde gelişti. Amerikan anlatı teknikleriyle Piyemonte’nin yerel dünyasını birleştirmesi, modern İtalyan edebiyatının dil ve konu alanının genişlemesinde etkili oldu.

#CesarePavese #AyVeŞenlikAteşleri #LaLunaEIFalò #İtalyanEdebiyatı #ModernRoman #Langhe #Piyemonte #Yalnızlık #Bellek #Mit #ÇalışmakYorar