Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
5 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 21-08-1926
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 12-08-1999

Can Yücel, 21 Ağustos 1926’da İstanbul’un Kumkapı semtinde doğdu. Eski Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in oğludur. Çocukluğu İstanbul’da başladı; ailesi daha sonra Şişli’ye taşındı. Mevlevî kültürüne bağlı bir aile çevresinde büyüdü. İlköğrenimine ikiz kardeşi Canan ile birlikte Boğaziçi İlkokulu’nda başladı. Babasının milletvekilliği nedeniyle aile Ankara’ya taşınınca ortaöğrenimini Ankara’da sürdürdü. Ankara Erkek Lisesi’nde klasik şubede okudu; burada Latince öğrendi, dünya edebiyatıyla ve Nâzım Hikmet’in şiiriyle tanıştı.

Liseden sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü’ne girdi; bir süre Alman Filolojisi’nde de okudu. Daha sonra İngiltere’ye giderek Cambridge Üniversitesi’nde eğitimini sürdürdü. Cambridge yıllarında klasik filoloji, modern tarih, İngiliz edebiyatı ve çeviriyle ilgilendi; Bertrand Russell’ın derslerini izledi. Ancak yükseköğrenimi kesin bir diplomayla sonuçlanmadı. Bu dönem, onun dil, çeviri ve dünya şiiriyle kuracağı ilişkinin temelini oluşturdu.

Askerliğini 1953’te Kore’de yaptı. Askerlik dönüşünde bir süre Türkiye’de yaşadı; 1956’da Devlet Su İşleri’nin Bornova merkezinde görev aldı. Aynı yıl Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten Yeni Hasan, Güzel ve Su adlarında üç çocuğu oldu. Daha sonra eşiyle birlikte yeniden yurt dışına çıktı. Londra’da BBC Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spiker olarak çalıştı. Nâzım Hikmet’in ölüm haberini aldıktan sonra duyduğu sarsıntı nedeniyle yayına çıkamadı ve bu görevinden ayrıldı. 1963’te Türkiye’ye döndü; bir süre Marmaris ve Bodrum’da turist temsilcisi olarak çalıştı, ardından İstanbul’a yerleşerek geçimini çevirmenlik ve yazarlıkla sürdürdü.

Can Yücel’in ilk şiir kitabı Yazma 1950’de yayımlandı. Bu kitap dönemin edebiyat ortamında geniş yankı uyandırmadı. 1950’ler ve 1960’larda daha çok çeviriyle ilgilendi; dünya şiirinden yaptığı serbest ve yaratıcı çevirileri Her Boydan / Dünya Şiirinden Seçmeler başlığıyla yayımladı. Shakespeare, Lorca, Brecht, Wilde ve başka birçok yazardan yaptığı çeviriler, onun yalnızca şair değil, Türkçenin imkânlarını genişleten özgün bir çevirmen olarak da tanınmasını sağladı. Shakespeare çevirileri, bire bir sadakatten çok, metni Türkçenin canlı konuşma gücüyle yeniden kuran yaratıcı çeviriler olarak dikkat çekti.

1940’lardan itibaren Yenilikler, Beraber, Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Sosyal Adalet, Şiir Sanatı, Dönem, Yön, Ant, İmece, Papirüs, Yeni Dergi, Birikim, Sanat Emeği, Yazko Edebiyat, Yeni Düşün, Adam Sanat, Sombahar, Leman ve Öküz gibi dergi ve yayınlarda şiirleri, yazıları ve çevirileri yayımlandı. 1960’lardan sonra şiirinde siyasal tavır, günlük hayat, mizah, ironi, argo, sokak dili ve doğrudan konuşma belirginleşti.

1970’li yıllar Can Yücel’in şiirinde kırılma dönemidir. 12 Mart döneminde yaptığı çeviriler nedeniyle yargılandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları, onun şiirinde muhalif, politik ve gündelik hayatla iç içe geçen yeni bir sesi güçlendirdi. Sevgi Duvarı, Bir Siyasinin Şiirleri ve Ölüm ve Oğlum, bu dönemin temel kitaplarıdır. Bir Siyasinin Şiirleri, cezaevi deneyiminin, politik tavrın, mizahın, öfkenin ve yaşam direncinin birleştiği önemli bir kitap olarak geniş okur kitlesine ulaştı.

Daha sonraki yıllarda Rengâhenk, Gökyokuş, Canfeda, Çok Bi Çocuk, Kısa Devre, Kuzgunun Yavrusu, Gece Vardiyası, Güle Güle / Seslerin Sessizliği, Gezintiler, Maaile, Seke Seke, Mekânım Datça Olsun ve Alavara gibi kitapları yayımlandı. Bu eserlerde politik taşlama, aile sevgisi, doğa, Datça, yaşlılık, hastalık, ölüm, çocukluk, dostluk, gündelik hayat ve toplumsal olaylar iç içe geçti. Maaile, ailesine ve yakın çevresine duyduğu sevgiyle; Mekânım Datça Olsun ise Datça ile kurduğu özel bağla öne çıkar.

Can Yücel’in şiiri konuşma diline, İstanbul ağzına, argoya, küfre, deyimlere, halk söyleyişine, mizaha ve ani dil buluşlarına dayanır. Küfür ve argo kullanımı dönem dönem tartışma yaratsa da, onun şiirinde bu unsurlar yalnızca şok etkisi yaratmak için değil; sokağın dilini, politik öfkeyi, halkın nabzını ve iktidara karşı alaycı direnci şiire taşımak için kullanılır. Şiirlerinde Nâzım Hikmet, Garip şiiri, İkinci Yeni çevresi, İngiliz şiiri ve dünya şiirinden gelen etkiler kendi özgün Türkçesi içinde yeniden biçimlenir.

Düzyazıları da yazarlığının bir parçasıdır. Çeşitli dergilerde yayımlanan yazıları Düzünden adıyla kitaplaştırıldı. Son yıllarında Eski Datça’ya yerleşti; burada hem şiirini hem de kamusal görünürlüğünü sürdürdü. 1990’larda Leman ve Öküz gibi dergilerde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Politik tavrını yaşamının son dönemine kadar korudu; Emek Partisi çevresinde yer aldı, 1999 seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nden milletvekili adayı oldu.

Can Yücel, 12 Ağustos 1999’da vefat etti ve Datça’ya defnedildi. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde konuşma dilini, argoyu, mizahı, politik taşlamayı, çeviriyi, aile sevgisini, doğa duyarlığını ve yaşam coşkusunu bir araya getiren en özgün şairlerden biridir.

#edebiyat #okuma #yazar