Behçet Aysan, 28 Temmuz 1949’da Ankara’da doğdu. Girit kökenli, teknik ressam ve şiirle ilgilenen bir babanın; Saraybosna göçmeni bir annenin çocuğudur. İlköğrenimini Ankara Demirlibahçe İlkokulu’nda tamamladı. Selimiye Askeri Ortaokulu ve Kuleli Askeri Lisesi’nde okudu. 1967’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne askeri öğrenci olarak girdi.
Üniversite yılları, 12 Mart dönemi siyasal ortamının etkisiyle kesintiye uğradı. 1973’te siyasi gerekçelerle tutuklandı; beraat ettikten sonra öğrenimine dönmek istese de üniversiteyle ilişiği kesildi ve silahlı kuvvetlerden çıkarıldı. Cezaevi sonrasında Türk Haberler Ajansı’nda gece sekreterliği yaptı, çeşitli işlerde çalıştı. 1979’da çıkan afla tıp öğrenimine geri döndü ve 1983’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. İzmit Verem Savaş Dispanseri’nde hekim olarak göreve başladı; daha sonra Ankara’ya tayin edildi. Ankara Numune Hastanesi’nde psikiyatri ihtisasını tamamladı ve SSK Ankara Yenişehir Dispanseri’nde psikiyatri uzmanı olarak çalıştı.
Edebiyata ilgisi öğrencilik yıllarında başladı. Yayımlanan ilk şiiri, 1979’da Türk Dili dergisinde çıkan İlk Kar’dır. Daha sonra Varlık, Yarın, Broy, Gösteri, Düşün, Milliyet Sanat, Yazko, Yeni Düşün ve Sanat Rehberi gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. 1983’te dostlarıyla birlikte Yaşam İçin Şiir adlı dergiyi çıkardı. Aynı yıl ilk şiir kitabı Karşı Gece yayımlandı. Bu kitabı Sesler ve Küller, Deniz Feneri, Eylül ve Düello izledi. Ölümünden sonra Leke ve Şiir ile bütün şiirlerini bir araya getiren toplu baskılar yayımlandı.
Behçet Aysan’ın şiirinde aşk, ölüm, ayrılık, keder, yalnızlık, karamsarlık, tabiat, insanın iç kırılması ve toplumsal sorumluluk birlikte yer alır. Şiiri toplumcu bir duyarlık taşır; ancak doğrudan propaganda veya didaktik söyleyişten uzak durur. Bireysel acıyla toplumsal acının kesiştiği yerde, kırık, içli ve yoğun bir şiir dili kurar. Kısa dizeler, kesik söyleyiş, özgün imgeler, yalınlık ve iç ses onun şiirinin belirgin özelliklerindendir.
Sesler ve Küller, 1984 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü kazanan Ateşi Çalmak İçin adlı dosyanın kitaplaşmış biçimidir. Eylül dosyasıyla Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü, Deniz Feneri ile Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü’nü aldı. Şiirlerinde Neruda, Mayakovski, Attila József ve Nâzım Hikmet gibi şairlerden gelen toplumcu ve insancıl duyarlığın izleri görülür; ancak Aysan bu birikimi kendi yalın, kırılgan ve hüzünlü sesiyle yeniden kurdu.
Şiirin yanında radyo oyunu türünde de eser verdi. Çocuklar için yazdığı Çocuk ve Yaşlı Ağaç ile Üç Kardeştiler adlı radyo oyunları ölümünden sonra yayımlandı. Ayrıca Edebiyatçılar Derneği yönetiminde yer aldı. Ölümünden sonra hakkında anı ve armağan kitaplar hazırlandı; Türk Tabipleri Birliği tarafından adına Behçet Aysan Şiir Ödülü düzenlenmeye başlandı.
Behçet Aysan, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nde çıkan yangında yaşamını yitirdi. Şair, hekim, psikiyatrist ve radyo oyunu yazarı kimlikleriyle; 1980 sonrası Türk şiirinde toplumcu duyarlığı bireysel iç sesle birleştiren önemli isimlerden biridir.
#edebiyat #okuma #yazar
Behçet Aysan’ı okurken ilk dikkat çeken şey, şiirindeki kırılgan insan sesidir. Onun şiiri toplumsal duyarlığı güçlüdür; fakat bu duyarlık yüksek perdeli bir slogan hâline gelmez. Aysan, acıyı, ölümü, ayrılığı, sevgiyi, kederi ve toplumsal sorumluluğu içten ve ölçülü bir dille işler. Bu nedenle onu yalnızca “toplumcu şair” olarak sınıflandırmak doğru ama eksik olur. O, toplumcu şiire bireyin içinden gelen hüzünlü, kırık ve duyarlı bir ses kazandıran şairlerden biridir.
Karşı Gece, Behçet Aysan’ın şiir dünyasına giriş için temel kitaptır. Bu kitapta gece, karanlık, yalnızlık, kaygı, ölüm ve insanın kendisiyle yüzleşmesi öne çıkar. Şairin dili baştan itibaren büyük sözlerden çok kısa, kesik, yoğun ve içe işleyen dizelerle kurulur. Bu şiirlerde bireysel olanla toplumsal olan birbirinden kopmaz; insanın kendi içindeki karanlık, yaşadığı çağın karanlığıyla birlikte düşünülür.
Sesler ve Küller, Aysan’ın şiirinde hem ödüllerle görünürlük kazanan hem de şiirsel kimliğini güçlendiren kitaptır. Burada ses ve kül imgeleri, hem yaşamın devam eden yanını hem de yıkım ve kayıp duygusunu taşır. Deniz Feneri ise onun şiirindeki umut, yol gösterme, insan kalma ve karanlık zamanlarda ışık arama temasını daha belirgin kılar. Eylül, 12 Eylül sonrası dönemin siyasal ve ruhsal atmosferiyle birlikte okunabilecek önemli kitaplarındandır.
Behçet Aysan’ın şiirinde toplumcu gelenek belirgindir; ancak didaktik ve tek boyutlu bir şiir kurmaz. Nâzım Hikmet, Mayakovski, Neruda ve Attila József gibi şairlerden gelen insancıl ve toplumcu duyarlık, onun şiirinde kişisel acı, aşk, ölüm ve yalnızlıkla birleşir. Bu yüzden Aysan’ın şiiri, politik bir duruşu insanın iç dünyasından ayırmadan kurar. Okur onun metinlerinde yalnızca tarihsel bir dönemin tanıklığını değil, insanın yaralanabilirliğini de bulur.
Aysan’ın hekim ve psikiyatrist kimliği, şiirindeki insan duyarlığını anlamak bakımından ayrıca önemlidir. Onun şiiri, insanın ruhsal kırılmalarına, acıya, korkuya, yalnızlığa ve ölüm düşüncesine dikkatle yaklaşır. Bu ilişki doğrudan tıbbi bilgi şeklinde değil, insanın iç dünyasını sezme ve yaralı taraflarına yaklaşma biçiminde görünür.
Radyo oyunu yazarlığı da onun Bibliosfer kaydında görünmelidir. Çocuk ve Yaşlı Ağaç ile Üç Kardeştiler, şairin çocuklara ve anlatı biçimlerine yönelen yanını gösterir. Bu alan, şiir kadar merkezi değildir; fakat Behçet Aysan’ın yalnızca şiir kitabı yazarı değil, farklı edebî türlerde de üretim yapmış bir yazar olduğunu belirtmek için önemlidir.
Üslup bakımından Behçet Aysan; yalın, kırık, içli, kısa dizeli, çağrışımlı ve ölçülü bir şiir dili kurar. Şiirlerinde abartıdan çok tutulan acı, yüksek sesli öfkeden çok içten gelen direnç, açık propaganda yerine insanın dünyadaki yaralanmış hâli vardır. Bu özellikleriyle 1980 sonrası Türk şiirinde toplumcu şiiri bireysel duyarlıkla birleştiren özel bir yerde durur.