Alper Hasanoğlu, 1967 yılında İstanbul'da doğdu. Psikiyatri, psikoterapi, fizyoloji, felsefe ve yazarlık alanlarının kesişiminde çalışan mesleki ve düşünsel bir kariyer geliştirdi.
İstanbul Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tıp eğitimi aldı. Mezuniyetinin ardından iki yıl Çorlu Devlet Hastanesi Acil Biriminde pratisyen hekim olarak çalıştı.
Daha sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalında fizyoloji ihtisası yaptı. Bu dönemde nörobiyolojiye yöneldi; stres, anksiyete ve depresyonun biyolojik mekanizmaları başta olmak üzere sinirbilim alanında deneysel çalışmalar yürüttü.
Fizyoloji uzmanlığının ardından İsviçre'ye gitti ve Basel Üniversitesinde psikiyatri ihtisasını tamamladı. Basel Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği ve Kliniğinde çalıştı ve üniversitenin psikiyatri polikliniğinde öğretim görevlisi olarak görev yaptı.
Psikiyatri eğitimi sırasında bilişsel davranışçı terapi ve ardından şema terapi alanlarında eğitim aldı. Bilişsel davranışçı terapi alanında eğitmenlik ve süpervizörlük de yaptı.
2010 yılında Türkiye'ye döndü. Kurucuları arasında bulunduğu TherapiaGroup bünyesinde psikiyatri ve psikoterapi çalışmalarını sürdürmeye başladı.
Hasanoğlu'nun akademik ilgisi zaman içinde psikiyatri ve psikoterapinin felsefi temellerine doğru genişledi. 2020 yılında Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümünde doktora çalışmalarına başladı; bu süreçte bilinç, insan varoluşu, Nietzsche, fenomenoloji ve psikiyatri-felsefe ilişkisi üzerinde yoğunlaştı.
Psikoloji alanında üniversite eğitimi ve araştırma faaliyetlerine de katıldı. Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümünde öğretim üyeliği yaptı; üniversitenin psikoloji uygulama ve araştırma yapılanmasında görev aldı ve klinik psikoloji eğitimi içinde felsefi yönelimli psikoterapi çalışmalarını sürdürdü.
Hasanoğlu, klinik ve akademik çalışmalarının yanında uzun yıllar gazete ve internet yayınlarında yazdı. Radikal'de 2009-2016 yılları arasında köşe yazıları kaleme aldı; Cumhuriyet, Milliyet, Diken ve Gazete Duvar gibi yayınlarda da psikoloji, toplumsal yaşam, ilişkiler ve insan davranışı üzerine yazıları yayımlandı.
Kitap biçimindeki ilk eseri Bir Terapistin Arka Bahçesi 2009'da Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Kitap, psikoterapi pratiğinden beslenmekle birlikte klinik vaka kitabı değildir; hayatın anlamı, can sıkıntısı, aşk, birliktelik, sadakat, kendini tanıma ve ötekini anlama gibi konuları kişisel ve mesleki deneyimle bir araya getiren denemelerden oluşur.
Bir Terapistin Arka Bahçesi'nde terapistin kendisi de sorgulamanın dışında bırakılmaz. Psikoterapi, yalnızca danışanın sorunlarının ele alındığı teknik bir süreç olarak değil, insanın kendisiyle ve başkalarıyla ilişkisinin düşünülmesini sağlayan bir alan olarak ele alınır.
Aşkın Halleri: İkili İlişkilere Farklı Bir Bakış ilk kez 2010'da yayımlandı. Daha sonra genişletilmiş baskıları Doğan Kitap ve Pinhan Yayıncılık tarafından yayımlanan eser, aşkın başlangıcından ilişkinin gelişmesine ve sona ermesine kadar uzanan süreci psikoterapi bilgisinin yanında sosyoloji, antropoloji, felsefe, mitoloji ve edebiyattan yararlanarak değerlendirir.
İlişkilerin Günlük Hayatı 2013'te yayımlandı. Kitap aşk, kadın-erkek ilişkileri, cinsellik, ayrılık, evlilik, narsisizm, depresyon ve psikoterapi gibi konular üzerine yazılmış metinleri bir araya getirir.
İlişkilerin Günlük Hayatı'nın önemli özelliklerinden biri psikiyatrinin kendisini de tartışmaya açmasıdır. Hasanoğlu yalnızca insanların ilişkisel sorunlarını yorumlamaz; psikiyatristin konumunu, psikoterapinin sınırlarını ve ruhsal sorunların gündelik yaşamla nasıl ilişkilendirildiğini de sorgular.
Hasanoğlu, Dr. Şirin Seçkin ile birlikte Çocukta Rezilyans: Esneklik ve Toparlanabilme Becerisi adlı kitabı hazırladı. İlk kez 2016'da yayımlanan eser, çocukların olumsuzluklarla başa çıkabilme ve yeniden toparlanabilme kapasitesini aile ilişkileri ve çocuk yetiştirme çerçevesinde ele alan popüler psikoloji ve ebeveynlik çalışmasıdır.
Hayat ve Diğer Hastalıklar 2018'de yayımlandı. Farklı mecralarda kaleme aldığı yazılardan oluşan kitapta aşk, ilişkiler, cinsellik, çocukluk deneyimleri, yalnızlık, toplumsal travmalar, sosyal medya ve varoluşsal boşluk gibi konular yer aldı.
Hasanoğlu'nun psikiyatri ile felsefeyi bir araya getirme çabası 2020 tarihli Klinik Felsefe: Antropolojik Psikiyatri Yazıları adlı kolektif çalışmada daha doğrudan görünür oldu. Editoryal katkıda bulunduğu eser, psikopatoloji ve psikoterapinin yalnızca biyolojik ya da teknik modellerle değil, insanın dünyada bulunma biçimi ve felsefi antropoloji üzerinden de düşünülebileceği bir tartışma alanı açtı.
Aynı yıl gazeteci ve yazar Filiz Aygündüz ile Gel Hayattan Konuşalım yayımlandı. Nehir söyleşi biçimindeki kitapta Aygündüz'ün soruları üzerinden aşk, kimlik, evlilik, ölüm, yas, mutluluk, kaygı, anlam, özgürlük ve insanın kendi varoluşuyla kurduğu ilişki ele alındı.
Hasanoğlu'nun daha sonraki kitaplarında felsefe ile gündelik yaşam arasındaki bağ belirginleşti. Hayat Bilgisi: Bir Hayat Acemisinin Notları Şubat 2024'te yayımlandı ve insanın kendisi, öteki insanlar ve yaşamla ilişkisini kısa deneme ve düşünce yazılarıyla ele aldı.
Eylül 2025'te Bilinçdışı Mırıltılar yayımlandı. Bu eser Hasanoğlu'nun psikoloji ve deneme kitaplarından tür bakımından ayrılır; son yıllarda yazdığı şiirleri bir araya getiren şiir kitabıdır.
Bilinçdışı Mırıltılar'da felsefeyle ilişkisi şiir alanına taşındı. Hasanoğlu, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Melih Cevdet Anday'ı şiir anlayışında önem verdiği isimler arasında anarken Nietzsche ve Schopenhauer'in düşünsel etkilerinin de bazı şiirlerinde hissedilebildiğini belirtti.
Şubat 2026'da Günler: İstanbul-Berlin Jurnalleri 2025 yayımlandı. Kitap, klasik anlamda psikoloji kitabından çok günlük, jurnal ve deneme arasında duran; İstanbul ve Berlin'deki gündelik yaşamı, psikoterapi pratiğini, yalnızlığı, göçmenliği, kent deneyimini, edebiyatı ve felsefeyi kişisel tanıklıklarla bir araya getiren bir eserdir.
Hasanoğlu'nun kitapları bu nedenle tek bir tür içinde değerlendirilmez. Bir Terapistin Arka Bahçesi, İlişkilerin Günlük Hayatı ve Hayat ve Diğer Hastalıklar popüler psikoloji ile deneme arasında; Aşkın Halleri ilişki psikolojisi alanında; Çocukta Rezilyans ebeveynlik ve çocuk psikolojisi alanında; Klinik Felsefe mesleki ve felsefi inceleme alanında; Bilinçdışı Mırıltılar şiirde; Günler ise jurnal ve edebî denemede konumlanır.
Mesleki çalışmalarında nörobiyoloji, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi ve psikoterapi eğitimiyle başlayan çizgi zaman içinde fenomenoloji, varoluşçu düşünce, klinik felsefe ve insan bilinci gibi alanlara genişledi. Yazarlığında da aynı gelişim görülür: erken dönem ilişki ve terapi yazıları giderek felsefe, varoluş, edebiyat, şiir ve kişisel tanıklıkla daha güçlü biçimde birleşti.
#AlperHasanoğlu #BirTerapistinArkaBahçesi #İlişkilerinGünlükHayatı #AşkınHalleri #HayatVeDiğerHastalıklar #HayatBilgisi #BilinçdışıMırıltılar #Günler #Psikiyatri #Psikoterapi #Psikoloji #Felsefe
Alper Hasanoğlu'nun Bibliosfer profili popüler psikoloji, psikolojik deneme, psikoterapi, ilişki psikolojisi, psikiyatri, klinik felsefe, varoluş, bilinç, aşk, yalnızlık, kimlik, gündelik hayat, şiir ve jurnal eksenlerinde şekillenir. Onu benzer konularda yazan birçok popüler yazardan ayıran temel özellik, düşünsel üretiminin tıp, fizyoloji ve psikiyatri uzmanlığından gelen klinik bir mesleki zemine dayanmasıdır.
Bununla birlikte Hasanoğlu'nun kitaplarının tamamı akademik psikiyatri veya klinik psikoloji literatürüne ait değildir. Bir Terapistin Arka Bahçesi ve İlişkilerin Günlük Hayatı gibi eserler klinik deneyimden beslenen, fakat uzmanlık eğitimi için yazılmamış popüler psikoloji ve deneme kitaplarıdır.
Bu ayrım Bibliosfer sınıflandırması açısından önemlidir. Hasanoğlu psikiyatri uzmanıdır; ancak okura yönelik denemelerindeki her değerlendirme bilimsel araştırma makalesi veya klinik tedavi protokolü olarak değerlendirilmez.
Bir Terapistin Arka Bahçesi yazarın kitap dünyasının temel başlangıç noktasıdır. Psikoterapistin yalnızca başkasını gözlemleyen tarafsız bir uzman olmadığı, kendi yaşamı, çelişkileri ve deneyimleriyle de insan ilişkilerinin içinde bulunduğu düşüncesi kitabın yaklaşımını belirler.
Başlıktaki “arka bahçe” fikri de bu nedenle önemlidir. Terapi odasının görünen profesyonel yüzünün arkasında terapistin düşünceleri, yaşamla ilişkisi, edebiyatı, sanatı ve kendi insanlık deneyimi bulunur.
Kitap klinik vaka öykülerinden oluşan bir psikiyatri kitabı değildir. Hayatın anlamı, can sıkıntısı, aşk, birliktelik, sadakat ve kendini tanıma gibi konular psikoterapistin mesleki gözlemleriyle kişisel ve kültürel düşüncelerin kesiştiği kısa metinlerle işlenir.
Hasanoğlu'nun insan anlayışında ilişki merkezi bir kavramdır. Kişinin kendisini bütünüyle yalnız ve başkalarından bağımsız bir varlık olarak kuramayacağı; benliğin başka insanlarla karşılaşma, yakınlık, çatışma ve uzlaşma süreçleri içinde geliştiği düşüncesi birçok kitabında yeniden ortaya çıkar.
Aşkın Halleri bu ilişkinin en yoğun biçimi olan romantik aşka yönelir. Aşkın yalnızca duygusal coşku olarak değil, iki ayrı kişinin birbirinin dünyasına girmesi ve bu yakınlığı sürdürebilmek için değişmesi gereken bir ilişki biçimi olarak değerlendirilmesi kitabın temel yaklaşımıdır.
Hasanoğlu aşkı yalnızca psikoloji içinden açıklamaz. Sosyoloji, antropoloji, mitoloji, felsefe ve edebiyatı psikoterapi bilgisiyle yan yana getirerek romantik ilişkinin hem bireysel hem tarihsel hem de kültürel bir kurum olduğunu göstermeye çalışır.
Bu disiplinler arası yöntem yazarlığının belirgin özelliklerinden biridir. Bir psikolojik kavramın yanında bir roman, mitolojik hikâye veya filozof bulunabilir; psikoterapi gündelik yaşamdan ve kültürden ayrılmış teknik bir uzmanlık dili hâline getirilmez.
İlişkilerin Günlük Hayatı bu yöntemi daha parçalı ve gündelik bir yapıda sürdürür. Aşk, cinsellik, ayrılık, evlilik, kadın ve erkek, narsisizm, depresyon ve terapi gibi konular birbirinden bağımsız görünen kısa metinlerde ortak bir insan ilişkileri alanı oluşturur.
Kitaptaki “günlük hayat” vurgusu önemlidir. Psikolojik sorunlar yalnızca tanı konulmuş hastalıklar veya terapi odasında görülen semptomlar değildir; güvenememe, ayrılamama, yalnız kalamama, kıskançlık veya sürekli aynı ilişki biçimini tekrarlama gibi sıradan deneyimler de psikolojik düşünmenin malzemesi hâline gelir.
Hasanoğlu'nun psikiyatriye içeriden eleştirel yaklaşması da bu kitapta belirgindir. Psikiyatrın veya psikoterapistin her insan sorununu hastalık kategorisine dönüştürmesinin sınırlarını sorgular ve psikiyatrik bilginin insan yaşamının bütününü açıklayamayacağını vurgulayan bir çizgi geliştirir.
Bu yaklaşım onun daha sonraki klinik felsefe ilgisiyle bağlantılıdır. İnsan deneyiminin yalnızca beyin işlevlerine, yalnızca çocukluk yaşantılarına veya yalnızca toplumsal koşullara indirgenemeyeceği düşüncesi farklı dönemlerdeki çalışmalarını birbirine bağlar.
Nörobiyoloji geçmişi bu noktada önemlidir. Hasanoğlu fizyoloji ve sinirbilim alanından gelmesine rağmen yazarlığının ilerleyen döneminde biyolojik açıklamanın insanın anlam, özgürlük ve varoluş sorunlarını bütünüyle karşılamadığı alana yönelir.
Klinik Felsefe bu genişlemenin daha mesleki biçimidir. Psikiyatri ile felsefe arasındaki bağ, hastalık tanısı koymaktan önce “insan nedir?”, “normal nedir?”, “iyi yaşam nedir?” ve “insan dünyayla nasıl ilişki kurar?” gibi soruların klinik çalışma açısından taşıdığı önem üzerinden ele alınır.
Fenomenoloji ve Daseinsanalyse ilgisi de bu çerçevededir. Husserl ve Heidegger'den gelen düşünsel gelenek, kişinin yalnızca iç dünyasında kapalı bir zihin değil, belirli bir dünyada, başka insanlarla ve kendi ölümlülüğüyle birlikte var olan bir insan olarak düşünülmesine imkân verir.
Bu nedenle Hasanoğlu'nun sonraki psikoterapi anlayışı yalnızca davranış veya semptom düzeyine indirgenmez. Bilişsel davranışçı terapi ve şema terapi eğitimi mesleki altyapısının parçası olmakla birlikte varoluşçu ve fenomenolojik sorular zamanla düşünsel profilinde daha görünür hâle gelir.
Hayat ve Diğer Hastalıklar bu geçişin popüler okura açık tarafını temsil eder. Kitabın başlığı bile gündelik hayat ile hastalık kategorileri arasındaki sınırı ironik biçimde tartışmaya açar.
Çocukluk travmaları, yalnızlık veya varoluşsal boşluk gibi kavramlar kitapta klinik kavram olarak bulunabilir; fakat eser bir tanı veya tedavi kılavuzu değildir. Psikolojik kavramlar gündelik hayatın anlaşılması için kullanılan düşünsel araçlara dönüşür.
Çocukta Rezilyans yazarın diğer kitaplarından konu ve hedef kitle bakımından ayrılır. Şirin Seçkin'le birlikte hazırlanan eser, çocuğun güçlükler karşısında yeniden toparlanabilme kapasitesini aile ve yetiştirme ortamı içinde değerlendiren ebeveynlik ve popüler çocuk psikolojisi çalışmasıdır.
Rezilyans burada insanın hiç zarar görmemesi anlamına gelmez. Güçlük, stres ve hayal kırıklığı yaşandıktan sonra yeniden uyum sağlayabilme ve yaşamını sürdürebilme kapasitesi üzerinde durulur.
Gel Hayattan Konuşalım ise Hasanoğlu'nun düşüncesinin söyleşi biçimindeki örneğidir. Filiz Aygündüz'ün gazeteci olarak yönelttiği sorular kitabın yapısını belirlerken Hasanoğlu aşk, ölüm, yas, kimlik, mutluluk, evlilik ve özgürlük gibi meseleleri psikiyatriyle felsefeyi birlikte kullanan bir perspektiften ele alır.
Hasanoğlu'nun düşüncesindeki önemli kavramlardan biri varoluştur. İnsan kendisini yalnızca başına gelenlerle değil, bunlara nasıl karşılık verdiği ve hangi seçimleri yaptığıyla da kuran bir varlık olarak değerlendirilir.
Bu yaklaşım özgür irade konusunda mutlakçı değildir. İnsan biyolojik, psikolojik ve toplumsal koşullar tarafından sınırlandırılır; ancak bütünüyle bu koşulların pasif sonucu hâline de getirilmez.
Hayat Bilgisi ile birlikte deneme tarafı daha belirgin hâle gelir. Psikolojiye ilişkin kavramlardan hareket etmekle birlikte insanın nasıl yaşadığı, neyi anlamlı bulduğu ve kendisini başkaları karşısında nasıl kurduğu daha geniş bir düşünce alanında ele alınır.
Bilinçdışı Mırıltılar ise Bibliosfer profilinde kesin biçimde ayrı tutulmalıdır. Eser psikoloji veya psikiyatri kitabı değil, şiir kitabıdır.
Şiir kitabında bilinçdışı sözcüğünün kullanılması eseri psikanaliz çalışmasına dönüştürmez. Başlık psikolojik bir kavrama gönderme yapsa da kitap, şiirsel ve felsefi düşüncenin alanında konumlanır.
Bu kitap aynı zamanda Hasanoğlu'nun edebiyatla ilişkisinin yalnızca psikoloji kitaplarında alıntı yapılan roman ve şiirlerden ibaret olmadığını gösterir. Edip Cansever, Turgut Uyar ve Melih Cevdet Anday'la kurduğu şiirsel ilişki ile Nietzsche ve Schopenhauer'e duyduğu felsefi ilgi kendi şiir üretimine taşınır.
Günler: İstanbul-Berlin Jurnalleri 2025 de psikoloji kitaplarından ayrı bir tür oluşturur. Seans odası, kent hayatı, Berlin ve İstanbul, yalnızlık, göçmenlik, edebiyat, felsefe ve kişisel deneyim jurnal biçiminde aynı metinde buluşur.
Bu eserde terapist gözlemci ile anlatının konusu arasındaki sınır daha da azalır. Hasanoğlu başka insanların hayatlarına bakan uzman konumunun yanında kendi gündelik yaşamını, zihinsel değişimlerini ve kırılganlıklarını da kayıt altına alan anlatıcıya dönüşür.
Kent kullanımı özellikle Günler'de yeni bir önem kazanır. İstanbul ve Berlin yalnızca fiziksel mekân değil, insan ilişkileri, göçmenlik, yabancılık, kültürel hafıza ve kişinin kendisini farklı çevrelerde deneyimleme biçiminin parçalarıdır.
Hasanoğlu'nun yazı dilinde akademik psikiyatri terminolojisini geniş okura doğrudan aktarma eğilimi sınırlıdır. Teknik kavramlara yer verse de bunları edebiyat, gündelik örnek, kişisel gözlem ve ironiden yararlanarak daha genel bir düşünme diline dönüştürür.
Mizah ve öz eleştiri bu dilin önemli unsurlarıdır. Psikiyatristi insan davranışlarının bütün cevaplarını bilen otorite konumuna yerleştirmek yerine mesleğin kendi kabullerini de sorgulamaya açık tutar.
Bu yöntemin güçlü tarafı, psikoloji ve felsefe arasındaki sınırları geniş okur için geçirgen hâle getirmesidir. Aşk, ayrılık veya yalnızlık gibi herkesin deneyimlediği durumlar bilimsel, kültürel ve felsefi perspektiflerden aynı anda düşünülebilir.
Yöntemin sınırı ise popüler deneme ile bilimsel bilgi arasındaki ayrımın her zaman korunmasını gerektirmesidir. Hasanoğlu'nun psikiyatri uzmanı olması, deneme kitaplarındaki bütün genellemelerin bilimsel konsensüs veya klinik kılavuz niteliğinde olduğu anlamına gelmez.
Aynı biçimde felsefi kavramların psikoterapiye taşınması da bu eserleri akademik felsefe monografisine dönüştürmez. Klinik Felsefe gibi mesleki çalışmalarla İlişkilerin Günlük Hayatı gibi genel okura yönelik kitaplar tür ve amaç bakımından ayrı tutulmalıdır.
Yazarlığının dönemsel gelişimi belirgindir. Bir Terapistin Arka Bahçesi, Aşkın Halleri ve İlişkilerin Günlük Hayatı'nda ilişki ve terapi daha baskınken; Hayat ve Diğer Hastalıklar'da varoluşsal ve toplumsal meseleler genişler, Klinik Felsefe ile felsefi yön sistematikleşir, Hayat Bilgisi'nde deneme, Bilinçdışı Mırıltılar'da şiir, Günler'de ise jurnal ve kişisel tanıklık öne çıkar.
Alper Hasanoğlu'nun Bibliosfer'deki temel sınıflandırma alanları psikiyatri, psikoterapi, popüler psikoloji, psikolojik deneme, ilişki psikolojisi, aşk ve yakın ilişkiler, klinik felsefe, varoluşçu düşünce, fenomenoloji, bilinç, yalnızlık, kimlik, şiir ve jurnaldir. Yazarlığını ayırt eden temel özellik, klinik psikiyatri ve nörobiyoloji geçmişini felsefe, edebiyat ve gündelik hayatla bir araya getirerek insanı yalnızca hastalık ve semptom üzerinden değil, ilişki kuran, anlam arayan ve kendi varoluşuyla hesaplaşan bir bütün olarak ele almasıdır.
Gel Hayattan Konuşalım
Aşkın Halleri - İkili İlişkilere Farklı Bir Bakış
İlişkilerin Günlük Hayatı