Ali Lidar, 3 Ekim 1978’de Eskişehir’de doğdu. Çocukluk yıllarının bir kısmı, babasının şeker fabrikasındaki görevi nedeniyle farklı şehirlerde geçti. İlkokulun ilk yıllarını Eskişehir’de okudu; daha sonra ailesinin tayinleri sebebiyle Kastamonu ve Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi gibi şehirlerde bulundu. Üniversite öğrenimi için yeniden Eskişehir’e döndü. Felsefe eğitimi aldı ve uzun yıllar Eskişehir Anadolu Lisesi’nde felsefe grubu öğretmeni olarak çalıştı.
Yazma serüveni, uzun süre kişisel bir uğraş olarak sürdü. 2010’lu yılların başında blog yazılarıyla daha geniş bir okur çevresine ulaştı. Blog yazılarında gündelik hayat, aşk, yalnızlık, kırılganlık, şehir, edebiyat, küçük insan hikâyeleri ve kişisel hüzünler öne çıktı. Bu yazılar, daha sonra kitaplaşacak olan samimi, doğrudan ve okurla sohbet eden anlatım biçiminin temelini oluşturdu.
İlk kitabı Tesirsiz Parçalar, 2014’te yayımlandı ve özellikle genç okurlar arasında geniş bir ilgi gördü. Ardından Alengirli Şiirler, Z Raporu, Yolun Başı, Aslında Herkes Haklı, Büyük Kederler Küçük Öyküler, Olmamış Kahraman Emeklisi, Kederle Bakan Kediler, Tesirsiz Parçalar Süregelen, Tesirsiz Parçalar Devr-i Alem ve Riya Tabirleri Kitabı gibi kitapları yayımlandı. Bu eserlerde şiir, kısa anlatı, deneme, aforizma ve öyküye yaklaşan metinler iç içe geçer.
Ali Lidar’ın yazarlığında edebiyat üzerine yazılar da önemli yer tutar. Kişisel Edebiyat Atlası ve Hayata Rağmen Edebiyat gibi kitaplarında sevdiği yazarlar, kitaplar ve edebî etkiler üzerinden kişisel bir okuma haritası kurar. Bu metinler, klasik akademik inceleme biçiminden çok, okur-yazar ilişkisine dayanan öznel, sezgisel ve denemeci bir edebiyat yaklaşımı taşır. İlhan Berk, Oğuz Atay, Murat Menteş, Italo Calvino ve Georges Perec gibi isimlerden etkilendiğini belirtmesi, onun edebiyat zevkinin hem modern Türk edebiyatına hem de dünya edebiyatındaki deneysel, oyunlu ve kişisel anlatılara açık olduğunu gösterir.
Yazarlığının yanında öğretmen kimliği, Ali Lidar’ın okur nezdindeki algısında güçlü bir yer tutar. Kendisini öncelikle öğretmen olarak tanımlaması, metinlerinde de görülen doğrudanlık ve okurla yakın temas kurma isteğiyle ilişkilidir. Eskişehir’e bağlılığı, eserlerinde ve söyleşilerinde sıkça görünür. “Tepebaşı Dükü” olarak da anılan yazar, Eskişehir merkezli edebî ve kültürel görünürlüğün çağdaş temsilcilerinden biridir.
Ali Lidar, Küçük Prens’e duyduğu özel ilgiyle de tanınır. Farklı dil, lehçe ve alfabelerde Küçük Prens çevirileri toplayarak Eskişehir’de Küçük Prens Müzesi’nin kurulmasına öncülük etti. Bu yönü, onun yalnızca kitap yazan bir edebiyat insanı değil, aynı zamanda okuma kültürü, koleksiyonculuk, çocuklara kitap sevgisi kazandırma ve yerel kültür üretimi alanlarında da faaliyet gösteren bir isim olduğunu gösterir.
Ali Lidar, çağdaş Türk edebiyatında şiir, kısa anlatı, deneme, edebiyat yazıları ve popüler okur kültürü arasında duran bir yazardır. Onun metinlerinde ağır kuramsal yapıdan çok, gündelik hayatın içinden gelen kırılganlıklar, aşk ve yalnızlık halleri, küçük kederler, kişisel yenilgiler, ironi ve okurla doğrudan konuşan bir dil öne çıkar.
#edebiyat #okuma #yazar
Ali Lidar’ı okurken ilk karşılaşılan şey, okurla arasına mesafe koymayan, doğrudan konuşan ve gündelik hayatın içinden gelen bir sestir. Onun metinleri, klasik anlamda yalnızca şiir ya da yalnızca deneme sınırlarında durmaz. Kimi zaman şiire yaklaşır, kimi zaman kısa anlatıya, kimi zaman kişisel denemeye, kimi zaman da aforizma tadında parçalı metinlere dönüşür.
Tesirsiz Parçalar, Ali Lidar’ın geniş okur kitlesine ulaşmasını sağlayan temel kitaptır. Bu metinlerde büyük anlatılardan çok, küçük kırılmalar, aşk acısı, yalnızlık, kendine yetememe, hayatın sıradan yenilgileri ve gündelik hüzünler vardır. Kitabın dili okura yukarıdan seslenmez; daha çok aynı masada oturup konuşan birinin sesi gibi ilerler. Bu yönüyle Ali Lidar, özellikle genç ve orta yaş okurların kendi duygularını kolayca bulabildiği bir yazarlık alanı açar.
Alengirli Şiirler, Z Raporu, Olmamış Kahraman Emeklisi ve Kederle Bakan Kediler, onun şiirle kurduğu ilişkinin ana örnekleri olarak değerlendirilebilir. Bu kitaplarda şiir, kapalı ve yüksek bir estetik yapıdan çok, gündelik konuşmanın içinden gelen bir duygu yoğunluğu olarak belirir. Yalnızlık, aşk, kayıp, küçük insanlar, şehir hayatı, sokaklar, kediler, mahalleler ve kişisel kırgınlıklar şiirlerin ana atmosferini oluşturur. Ali Lidar’ın şiiri, okurla bağını çoğu zaman yüksek imge yerine sahici görünen bir iç döküş üzerinden kurar.
Büyük Kederler Küçük Öyküler ve benzeri metinleri, yazarın öykü/anlatı tarafını gösterir. Bu alanda Ali Lidar, klasik olay örgüsünden çok, duygu, atmosfer ve karakterin küçük anlarına yaslanır. Onun anlatılarında sıradan insanlara, yenilmişlere, kendini tam ifade edemeyenlere, kalabalık içinde yalnız kalanlara ve küçük kederleri büyük bir iç yük gibi taşıyanlara yer açılır. Bu nedenle Bibliosfer’de “öykü” etiketi kullanılabilir; ancak bu öykülerin deneme ve kısa anlatı formuna yakın olduğu ayrıca belirtilmelidir.
Kişisel Edebiyat Atlası ve Hayata Rağmen Edebiyat, Ali Lidar’ın okur-yazar kimliğini öne çıkaran kitaplardır. Bu eserlerde yazar, sevdiği edebiyatçıları ve kitapları kişisel bir okuma deneyimi üzerinden anlatır. Akademik bir edebiyat tarihi yazmaktan çok, okura “bu yazarları neden sevdim, bu kitaplar hayatımda nereye oturdu?” sorusunun cevabını verir.
Ali Lidar’ın öğretmenliği, yazarlığından ayrı düşünülmemelidir. Felsefe öğretmeni kimliği, metinlerinde doğrudan felsefi sistemler kurmak şeklinde görünmez; ancak insanın yalnızlığı, anlam arayışı, gündelik hayatla hesaplaşması ve kendini ifade etme sıkıntısı gibi konularda belirgin bir arka plan oluşturur. Okurla kurduğu rahat, konuşur gibi ilerleyen dilde öğretmenliğin verdiği açıklık ve temas isteği hissedilir.
Küçük Prens Müzesi, Ali Lidar’ın Bibliosfer kaydında özel olarak görünmesi gereken bir başlıktır. Bu müze, onun yalnızca yazan değil, okuma kültürü etrafında somut bir alan kuran bir edebiyat insanı olduğunu gösterir. Küçük Prens çevirilerine duyduğu ilgi, çocuk edebiyatı, çeviri, koleksiyonculuk ve edebiyat sevgisini bir araya getirir. Bu yönüyle yazar, kültür girişimciliği ve edebiyat müzeciliği bakımından da işlenebilir.
Üslup bakımından Ali Lidar; samimi, konuşma diline yakın, hüzünlü, ironik, yer yer aforizmatik ve okurla doğrudan bağ kuran bir yazardır. Onun metinlerinde ağır kuramsal yoğunluk ya da biçimsel deneysellikten çok, gündelik hayatın içinden gelen duygusal açıklık öne çıkar. Bu nedenle Ali Lidar’ı yalnızca “sosyal medyada sevilen yazar” diye sınıflandırmak eksik olur. Popüler okur kitlesine ulaşmış olması önemlidir; fakat metinlerindeki ana damar, yalnızlık, aşk, küçük kederler, edebiyat sevgisi ve hayat karşısında tutunma çabasıdır.
Çocuklar İçin Felsefe Atlası
Gerisi Hep Yalan
Aslında Herkes Haklı
Olmamış Kahraman Emeklisi
Tesirsiz Parçalar Süregelen
Z Raporu
Kederle Bakan Kediler
Alengirli Şiirler
Hayata Rağmen Edebiyat
Riya Tabirleri Kitabı
Büyük Kederler Küçük Öyküler
Tesirsiz Parçalar
Yolun Başı