Mine G. Kırıkkanat’ın Sinek Sarayı adlı romanı, Fransız bir baba ile Türk bir annenin oğlu olan Sinan Laforge’un Paris’teki yaşamına ara vererek İstanbul’a gelmesiyle başlıyor. Geleceğini düşünmek ve kendisine yeni bir yön çizmek isteyen Sinan, Cihangir’de bir arkadaşının açtığı apartmana yerleşiyor. Bu apartman, birbirinden farklı hayatlara ve geçmişlere sahip insanların bir araya geldiği renkli bir dünyaya dönüşüyor.
Bülbül Sokağı’ndaki apartmanın sakinleri; gündelik hayatları, ilişkileri, umutları ve hayal kırıklıklarıyla Sinan’ın İstanbul deneyiminin ayrılmaz parçaları hâline geliyor. Kırıkkanat, Cihangir’in sokaklarını ve burada yaşayan insanların birbirine değen hikâyelerini anlatırken kimlik, aidiyet, yalnızlık ve farklı hayat biçimleri üzerine geniş bir gözlem alanı oluşturuyor.
Sinek Sarayı, Paris ile İstanbul arasında şekillenen bir yaşam hikâyesini, Cihangir’in kendine özgü atmosferi ve çok renkli karakterleriyle buluşturan bir roman. Mine G. Kırıkkanat, farklı dünyalara ait insanların aynı çatı altında kesişen hayatlarından hareketle kent yaşamını, insan ilişkilerini ve bireyin kendisine ait bir yer arayışını canlı ve akıcı bir anlatımla ele alıyor.