Osmanlı tahtının parçalandığı yıllar…
Ankara Savaşı’nın ardından şehzadeler birbirleriyle mücadele ederken yalnızca devletin geleceği değil, hanedanın mensuplarının hayatı da tehlikededir.
İsa Beğ yenilginin yaklaştığını anladığında hamile eşi Bala Hatun’u güvendiği adamlarından Çakır’a emanet eder. Doğacak çocuğun kimliği gizlenmeli, geçmişi unutulmalı ve hayatı ne pahasına olursa olsun korunmalıdır.
Yıllar sonra o çocuk Murad adıyla büyür.
Kendisinin kim olduğunu bilmeden…
Cesareti, gözü karalığı ve savaş meydanlarında gösterdiği korkusuzluk ona yeni bir isim kazandırır:
Deli Kurt.
Murad için hayat uzun süre savaşlardan, atlardan, arkadaşlıktan ve bağlılıktan ibarettir. Osmanlı’nın yeniden toparlanmaya çalıştığı yıllarda o da bir sipahi olarak savaşların ve iktidar mücadelelerinin ortasında yerini alır.
Sonra Gökçen çıkar karşısına.
Dağların arasında yaşayan, hakkında türlü söylenceler anlatılan, gözlerini herkesten saklayan esrarengiz bir genç kadın…
Murad savaş meydanlarında ölümden korkmamıştır.
Fakat Gökçen’in karşısında bildiği cesaretin yetmediği başka bir dünyaya adım atar.
Aralarındaki bağ güçlendikçe savaşla aşk, gerçeklikle söylence ve insanın kendi seçimiyle kader arasındaki sınırlar birbirine karışmaya başlar. Murad’ın bilmediği geçmişi, ait olduğu soy ve yaşadığı hayat giderek aynı noktada birleşirken onun önüne cevaplaması gereken daha ağır sorular çıkar.
İnsan kim olduğunu kanından mı öğrenir, yaşadıklarından mı?
Kader insana doğduğu anda mı yazılır, yoksa yaptığı seçimlerle mi biçimlenir?
Hüseyin Nihal Atsız, Deli Kurt’ta Osmanlı’nın en çalkantılı dönemlerinden birini savaşlar, taht mücadeleleri ve tarihî dönüşümlerle anlatırken romanın merkezine güçlü ve hüzünlü bir aşk hikâyesi yerleştiriyor.
Deli Kurt, savaş meydanlarından dağların gizemli dünyasına uzanan; kimlik, aşk, sadakat ve kaderi aynı hikâyede buluşturan tarihî bir roman.
Murad düşmanın karşısında nasıl savaşacağını bilir.
Kılıcı vardır.
Atı vardır.
Cesareti vardır.
Ama insanın karşısına bazen kılıçla yenemeyeceği bir kader çıkar.
Ve Deli Kurt’un en büyük savaşı, belki de savaş meydanlarında başlamayacaktır.