Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
15 Gösterim

Bir devlet yıkıldığında yalnızca tahtlar devrilmez.

Yurtlar elden çıkar, ordular dağılır, insanlar başka bir hâkimiyetin altında yaşamaya zorlanır. Fakat bir milletin hafızası hâlâ yaşıyorsa, kaybedilen bağımsızlığın düşüncesi de kolayca yok olmaz.

Göktürklerin kudretli günleri geride kalmaktadır.

Kağanlık iç mücadeleler, yanlış kararlar ve Çin’in giderek artan etkisi altında zayıflarken bozkırın savaşçıları kendilerini büyük bir çözülüşün içinde bulur. Bir zamanlar kendi töreleriyle yaşayan insanlar için artık yalnızca düşmanla savaşmak değil, kimliklerini ve özgürlüklerini korumak da hayati bir mesele hâline gelir.

Çöküşün ardından esaret gelir.

Çin sarayının ihtişamı, vaatleri ve siyaseti içinde Göktürklerin bağımsızlık arzusu bütünüyle ortadan kalkmış değildir. Kür Şad, boyun eğerek yaşamaktansa özgürlük uğruna ölümü göze alanların simgesine dönüşür. Yanındaki kırk kişiyle giriştiği mücadele, yalnızca bir saray baskını değil, kaybedilmiş bir yurdun hâlâ unutulmadığının ilanıdır.

Fakat bir başkaldırının sona ermesi, bir düşüncenin de sona erdiği anlamına gelmez.

Yıllar geçer.

Bozkır hâlâ oradadır.

Ötüken hâlâ hatırlanır.

Ve esaret altında büyüyen yeni kuşaklar, kendilerinden önce yarım kalan mücadelenin izlerini taşımaya devam eder. Dağılan bir halkın yeniden birleşmesi ve kendi devletini kurması için artık yalnızca cesaret değil; sabır, sadakat ve doğru zamanı beklemek gerekecektir.

Hüseyin Nihal Atsız, Bozkurtlar’da tarihî olaylarla kurmacayı buluşturarak savaşların, bozkır hayatının, iktidar mücadelelerinin ve kişisel bağlılıkların iç içe geçtiği geniş bir dünya kuruyor. Büyük tarihsel dönüşümlerin yanında savaşçıların dostlukları, aşkları, kayıpları ve verdikleri kararlar da anlatının merkezinde yer alıyor.

Bozkurtlar, bir devletin çöküşünden yeniden kuruluşuna uzanan; yenilgi, esaret, direniş ve bağımsızlık arzusunu destansı bir tarihî roman içinde anlatan kapsamlı bir eser.

Devlet yıkılabilir.

Ordular dağılabilir.

Bir kuşak kaybedebilir.

Fakat hafıza yaşamaya devam ettiği sürece, yenilgi her zaman son söz değildir.

Bazen bir milletin yeniden ayağa kalkışı, özgürlüğü unutmayı reddeden birkaç insanla başlar.