Gitmek mi daha zordur, kalmak mı? İnsan doğduğu topraklardan, sevdiği kişilerden ve alıştığı hayattan uzaklaştığında geride bıraktıkları onunla birlikte yaşamaya devam eder mi?
Hikmet Anıl Öztekin, Fesleğen’de hikâyesini kendi ağzından anlatan genç bir kadının duygularına ve arayışına odaklanıyor. Fesleğen; ayrılığı, gurbeti, özlemi ve sevgiyi kendi hayatından süzülen hatıralarla dile getirirken, bir insanın ait olduğu yere ve sevdiği kişilere duyduğu bağlılık anlatının merkezinde yer alıyor. Yazarın kendi tanıtımında da eser, “Bir olana meftun o kızın hikâyesi” olarak tanımlanıyor.
Roman boyunca sevgi, ayrılık, bağlılık, inanç ve insanın kendi yolunu bulma çabası öne çıkıyor. Fesleğen imgesi ise köklerinden uzak kalan insanın yeniden yeşerme, umut etme ve ait olduğu yere ulaşma arzusunu simgeleyen güçlü bir unsura dönüşüyor.
Fesleğen, sevginin insan hayatındaki yerini, ayrılığın ardından taşınan özlemi ve insanın gönlünde sakladığı bağları duygusal ve samimi bir anlatımla ele alan; okuru kendi sevgileri ve hayatındaki yol ayrımları üzerine düşünmeye çağıran bir roman.