Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
9 Gösterim

Bir insan ortadan kaybolduğunda geride ne kalır? Ya kaybolan yalnızca insanlar değil, onların yaşadığı yerler ve hatta gerçekliğin kendisiyse?

Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler’de şehirdeki bir berber dükkânıyla uzak bir köy arasında gidip gelen, zamanın ve mekânın sınırlarını belirsizleştiren özgün bir dünya kuruyor. Köyde insanların birbiri ardına kaybolması, özellikle Cennet’in oğlunun ortadan yok oluşu, giderek bütün köyü içine alan bir arayışa dönüşüyor. Ancak anlatı ilerledikçe görünenle düşünülen, gerçeklikle düş ve varlıkla yokluk arasındaki sınırlar giderek birbirine karışıyor.

Roman; varoluş, yokluk, yalnızlık, kimlik ve insanın gerçekliği algılama biçimi üzerine sorular sorarken, Anadolu taşrasının gündelik hayatını masalsı ve şiirsel bir anlatımla buluşturuyor. Toptaş’ın dili, tekrarlar ve iç içe geçen hikâyeler aracılığıyla okuru yalnızca olayların değil, anlatının kendisinin de bir parçası hâline getiriyor. Eser, 1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü’ne değer görülmüştür.

Gölgesizler, gerçeğin nerede başlayıp nerede sona erdiğini sorgulatan; insanın varlığına, hafızasına ve dünyadaki yerine farklı bir gözle bakmayı sağlayan, Hasan Ali Toptaş’ın kendine özgü edebiyat anlayışını güçlü biçimde yansıtan romanlarından biri.