Bir insanı ararken aslında neyi ararız? Bazen peşinden gidilen kişi, insanın kendisine, hayata ve anlatılan bütün hikâyelere açılan bir kapıya dönüşebilir mi?
Hasan Ali Toptaş, Bin Hüzünlü Haz’da Alaaddin adlı gizemli bir karakterin peşinden ilerleyen sıra dışı bir arayış anlatısı kuruyor. Anlatıcı, Alaaddin’i şehir sokaklarından ormanlara, düşlerden başka hikâyelerin dünyasına kadar uzanan farklı mekânlarda ararken romanın kendisi de sürekli biçim değiştiriyor. Gerçek ile hayal, anlatıcı ile kahraman ve hikâye ile hayat arasındaki sınırlar giderek birbirine yaklaşıyor.
Şehrazat’tan Don Kişot’a, masallardan modern romana uzanan edebî göndermelerle zenginleşen eser; varoluş, kimlik, arayış ve anlatmanın anlamı üzerine düşünüyor. Toptaş’ın şiirsel ve imgeye dayalı dili, okuru yalnızca Alaaddin’in değil, hikâyenin kendisinin de peşine düşürüyor. Roman, 1999 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüştür.
Bin Hüzünlü Haz, hikâye anlatmanın sınırlarını araştıran, Doğu ve Batı anlatı geleneğini özgün bir kurgu içinde buluşturan; her okunuşta yeni anlamlara açılabilecek, Hasan Ali Toptaş’ın edebiyat anlayışını güçlü biçimde yansıtan romanlarından biri.