Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
10 Gösterim

İnsan, yalnızca yaşadıklarıyla mı biçimlenir, yoksa kendinden önce yaşanmış hayatların yükünü de taşır mı? Geçmiş, gerçekten geride kalabilir mi?

Hakan Günday, Ziyan’da Türkiye’nin doğusunda zorunlu askerlik görevini yapan genç bir adamın hikâyesini anlatıyor. Dondurucu soğuğun, uzun nöbetlerin ve kapalı bir askerlik düzeninin içinde kalan kahraman, bir yandan bulunduğu koşullarla mücadele ederken diğer yandan kendi zihninin karanlık koridorlarında dolaşıyor.

Geçmişle bugün arasındaki sınırların giderek bulanıklaştığı romanda, Cumhuriyet tarihinin tartışmalı isimlerinden Ziya Hurşit de anlatının önemli parçalarından biri hâline geliyor. Gerçek ile hayalin iç içe geçtiği karşılaşmalar üzerinden askerlik, itaat, otorite, ölüm, hafıza ve insanın kendisiyle kurduğu ilişki sorgulanıyor.

Günday, sert gerçekliği psikolojik bir anlatıyla birleştirerek yalnızca askerlik deneyimine değil, insanın geçmişten kaçma ve kendi hayatına anlam verme çabasına da odaklanıyor.

Ziyan, soğuğun ve yalnızlığın ortasında geçmişin ağırlığıyla yüzleşen bir insanın hikâyesini anlatan; hafıza, kimlik ve otorite üzerine karanlık ve sarsıcı bir roman.