Savaşmak kadar barışmak da insan doğasının bir parçası olabilir mi? Bir çatışmayı sona erdirmek için ne kadar ileri gidilebilir ve barış gerçekten kalıcı hâle getirilebilir mi?
Hakan Günday, Zamir’de savaşın ortasında dünyaya gelen ve henüz bir bebekken yaşanan bir patlamanın izlerini ömür boyu taşıyan Zamir’in hikâyesini anlatıyor. Yıllar sonra Birinci Dünya Barışı Vakfı’nda çalışan Zamir’in görevi, çatışan tarafları bir araya getirmek ve savaşları sona erdirecek yollar bulmaktır. Ancak bu amaç, onu diplomasiden uluslararası ilişkilere, yardım kuruluşlarından güç mücadelelerine uzanan çok katmanlı bir dünyanın içine çeker.
Roman, Zamir’in kişisel hikâyesi üzerinden savaşın nedenlerini olduğu kadar barışın nasıl mümkün olabileceğini de sorguluyor. İdealizm, vicdan, güç, fedakârlık ve insanın başka insanlarla birlikte yaşayabilme ihtimali; hızlı gelişen olaylar ve farklı coğrafyalara uzanan bir anlatı içinde ele alınıyor. Günday, barışı yalnızca ulaşılacak bir sonuç olarak değil, üzerinde düşünülmesi gereken zorlu bir insanlık meselesi olarak ortaya koyuyor.
Zamir, bireysel bir yaşam öyküsünü dünyanın büyük çatışmalarıyla buluşturan; barışın anlamı, insanın vicdanı ve değiştirme gücü üzerine güçlü sorular soran, geniş ufuklu ve etkileyici bir roman.