Bir şeyin gerçek değeri nedir? Ona biçilen fiyat mı, anlatılan hikâye mi, yoksa insanın inanmaya hazır olduğu şey mi?
Hakan Günday, Malafa’da turizm dünyasının merkezine yerleştirdiği bir kuyumcu dükkânından yola çıkarak satışın, iknanın ve insan ilişkilerinin farklı yüzlerini anlatıyor. Gösterişli vitrinlerin ve değerli mücevherlerin ardında, müşteriyi anlamaya ve yönlendirmeye dayanan kendine özgü bir düzen işliyor. Bu dünyanın önemli oyuncuları ise tezgâhtarlar ve onların ustalıkla kurduğu “tezgâhlar”.
Roman, kuyumculuk ve turizm çevresinde gelişen olaylar üzerinden insanın arzularını, beklentilerini ve kolayca yönlendirilebilen yanlarını gözlemliyor. Günday, bir dükkânın sınırları içinde kurduğu dünyayı giderek genişleterek alışveriş, para, güven ve aldatmaca arasındaki ilişkiye kendine özgü mizahı ve dikkatli gözlemleriyle yaklaşıyor.
Malafa, görünüş ile gerçek arasındaki mesafeyi, insanın değer verme ve inanma biçimlerini sıra dışı bir hikâye üzerinden ele alan; zekice kurgulanmış, sürükleyici ve düşündürücü bir roman.