Bir çocuk, insanların en karanlık yüzünü daha hayatın ne olduğunu öğrenemeden görürse nasıl büyür? İyilik ve kötülük arasındaki sınır, insanın içine doğduğu dünyaya göre değişebilir mi?
Hakan Günday, Daha’da dokuz yaşındaki Gazâ’nın hikâyesini anlatıyor. Gazâ’nın babası insan kaçakçılığı yapmaktadır ve onu da küçük yaşta bu dünyanın içine çeker. Savaş, yoksulluk ve çaresizlik nedeniyle ülkelerinden kaçan insanların yolculukları, Gazâ için çocukluğun doğal bir parçası hâline gelir.
Roman, bir çocuğun gözünden insan kaçakçılığına, göçe, şiddete ve insanın gücü elinde tuttuğunda neler yapabileceğine bakıyor. Günday, suçun yalnızca bireysel seçimlerden değil, insanı biçimlendiren koşullardan da nasıl beslendiğini sorgularken; mağdur ile fail, merhamet ile acımasızlık arasındaki sınırları giderek belirsizleştiriyor.
Daha, insan doğasının karanlık taraflarını görmezden gelmeden anlatan; vicdan, iktidar, hayatta kalma ve insan kalabilme üzerine sert sorular soran sarsıcı bir roman.