İlk gününüzde okulunuzun kapıları dış dünyaya kapatılsa ve kendinizi hiç tanımadığınız insanlarla aynı belirsizliğin içinde bulsanız ne yapardınız? Korku, güvensizlik ve bilinmeyenler arasında kurulan dostluklar insanı ne kadar değiştirebilir?
Beyza Alkoç, Karantina’da yeni okuluna başladığı gün beklenmedik bir salgın nedeniyle binada mahsur kalan Zeynep’in hikâyesini anlatıyor. Günün sonunda okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesediyle karşılaşması, yaşananları yalnızca bir karantina hikâyesi olmaktan çıkarıyor. Zeynep’in yanında ise olayların içine sürüklenen üç genç daha bulunuyor; zamanla “Mahşerin Dört Atlısı” olarak anılacak bu grubun arasında güçlü bir bağ kurulmaya başlıyor.
Roman; gizem, gençlik, dostluk ve duygusal yakınlığı aynı kurgu içinde buluştururken kapalı bir ortamda insanların birbirlerine güvenmeyi öğrenmelerini ve birlikte hareket etmenin önemini öne çıkarıyor. Karantinanın yarattığı belirsizlik, karakterlerin hem çevrelerindeki olayları çözmeye hem de birbirlerini daha yakından tanımaya çalıştıkları sürükleyici bir maceraya dönüşüyor.
Karantina, gizem ve gençlik hikâyesini güçlü arkadaşlık bağlarıyla bir araya getiren; temposu, karakterleri ve merak duygusunu sürekli canlı tutan anlatımıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmış sürükleyici bir roman.