Kör olan sadece gözler değil....
Jose Saramago’nun bu romanı, yalnızca insanların görme yetisini kaybetmesini anlatan bir salgın hikayesi değil. Asıl körlüğün gözlerde değil, insanın vicdanında ve çevresinde olup bitenlere karşı duyarsızlaşmasında başladığını gösteriyor.
Roman, trafikte bekleyen bir adamın aniden kör olmasıyla başlıyor. Kısa süre içinde bu tuhaf körlük bütün şehre yayılıyor. Düzen bozuldukça insanların korkuları, bencillikleri ve en karanlık yönleri ortaya çıkıyor. Yardımlaşmanın ve merhametin yerini zamanla açgözlülük, şiddet ve hayatta kalma mücadelesi alıyor.
Kitabı okurken insan, uygarlık dediğimiz düzenin aslında ne kadar kırılgan olduğunu düşünüyor. Saramago, insanların alıştıkları kurallar ortadan kalktığında ne kadar kısa sürede değişebileceklerini oldukça sarsıcı bir şekilde anlatıyor.
Körlük, insanın yalnızca gözleriyle değil, vicdanıyla da görebilmesi gerektiğini hatırlatan, okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkılması zor bir roman.
Kör olan sadece gözler değil, bazen insanlığın ta kendisidir.
Körlük
Jose Saramago