Moris'in Düş Bahçeleri
Ayşen Deniz KaraoğluMoris'in Düş Bahçeleri Bazı düşler kaybolur. Bazıları ise sadece bulunmayı bekler... Moris, unutulmuş ve yitirilmiş düşleri toplayan meraklı bir çocuktur. Düş Toplayıcılar Loncası'ndaki arkadaşlarıyla birlikte, umutlarını kaybetmiş çocukların düşlerini yeniden filizlendirmek için birbirinden büyülü yolculuklara çıkar. Her sayfada dostluk, umut ve hayal gücüyle örülü sıcacık bir macera sizi bekliyor. Çünkü Moris'in bildiği bir sır vardır: Her düş, kendisine inanacak birini bekler.
25 Haziran: Moris kırmızı çorap giyiyor.
Bunun neden önemli olduğunu kimse bilmiyordu.
Moris düş toplayıcısıydı. En olmadık yerlerden kaybolmuş, unutulmuş ya da saklambaç oynayan düşleri toplardı. Moris ne uzun boylu ne de kısa tam da olması gerektiği gibiydi boyu. Ciddi bir gülümsemesi vardı. Moris’e göre gülmek ciddi bir işti.
İnsanlar gülmenin kolay olduğunu sanırdı. Oysa kesinlikle böyle değildi.
Bir insan doğru zamanda gülmenin ne kadar zor olduğunu bilseydi bunu ciddiyetle yaparlardı. Moris her gülümsemesini özenle seçerdi.
Moris’in kırmızı çoraplarla dolu bir çekmecesi vardı. Haftanın bir günü tüm çoraplarını yıkayıp kuruttuktan sonra tonlarına göre ayırırdı.
Açık kırmızı, koyu kırmızı, nar kırmızısı, gün batımı kırmızısı…
Moris hafifçe güldü ki bunu gerçekten ciddiyetle yaptı.
- Ayaklarımın da macera yaşama hakkı var diye konuşurdu.
Birgün biri Moris’e
- ‘’ Peter Pan sen misin?
Moris soru soranın tam karşısına geçip gözlerine baktı.
- Peter Pan değilim. Hatta yanından bile geçmişliğim yok diye yanıtladı.
Uçmayı bilmiyorum. Peri tozu da kullanmıyorum
Moris büyümekten korkmuyordu. Ona göre mesele büyümek değildi. Mesele, büyürken bütün düşlerini kaybetmemekti.
Moris’in hiç evcilleştirdiği hayvanı yoktu.
İstese olabilirdi.
Kuşlar ondan korkmazdı.
Kediler onu görünce kaçmazdı.
Hatta bir keresinde bir salyangoz onu beş gün boyunca ayak izlerini takip etmişti.
Moris cebinde her zaman her hayvan için yiyecek taşırdı. Ve her hayvanın en sevdiği yiyecekleri onların en sevdikleri yerlere koyardı.
Moris’e göre evcilleştirmek karşısındakinin sahibi olmaktı ki Moris bunu sevmezdi.
Ve Düş toplarken de çok titizdi. Hepsinin kelimelerini dinlerdi ve eksik kalan harflerini de bulurdu.
- Düşler nasıl eksiliyor dedi biri Moris’e
Moris bütün ciddiyetini takındı. Soru sorana döndü.
- Bir düş konuşur dinlemesini bilirsen dedi
Moris bir düşü eline aldığında önce susardı. Çünkü düşler konuşmazsa bile ‘’nasıl söylendiğini’’ hatırlar. Bazı düşler yarım cümleydi. Bazılarının bir harfi düşmüştü. Bazılarının da konuşası yoktu.
Moris hepsini büyük bir özenle inceler ve nazikçe toplardı. Eve gelince en sevdiği yemeği yerdi. Büyük bir dilim tereyağlı ekmek…
Uyumadan önce mutlaka turkuaz çoraplarını giyerdi. Turkuaz çorabını giymeyen herkesin düşleri kaybolurdu ki bunu bilmiyorsanız eğer Moris size ciddiyetle gülerdi.
Düş Toplayıcılar Loncası
Her Düş toplayıcısının kayıtlı olduğu yerdi. Tüm bahçelerin merkezinde tek katlı menekşeler ve karahindibalarla çevrilmişti. Loncanın üç tane birliği vardı.
1 – Çiçek Birliği: Karahindibaların parlak sarı bir çiçek olarak açtığı zamanki haliydi. Birlik üyelerinin ceketlerinin üstünde çiçek açmış karahindibalar işlenirdi. Henüz düş olmayı becerememiş düşlerin peşinden koşarlardı. Ve onlara nasıl düş olacaklarını öğretirlerdi.
- Nasıl dedi tüm cesaretini toplamış genç bir düş toplayıcısı adayı
Moris gözlüklerinin ucundan ona baktı.
- O halde not alın dedi sakince
‘’Ben de henüz bir adayken aynen bunu sormuştum diye söze başladı. Çünkü her düş, düş olarak doğmazdı. Bu onların suçu değildi. Bir düş nasıl kurulur bilmeyen biri tarafından düşmüş gibi düşlenirlerdi. Bu pek bir acayip durumdur. Bu yüzden bazıları ne olmak istediklerini bilemez. Bazıları sürekli kafa karışıklığı yaşar. Ve en tehlikeli olanları düş olmak düşüncesinden düşebilirlerdi’’
Sınıf bir anda korkuyla irkildi. Her öğrencinin düş cebine bir not düştü. Düş olmak düşüncesinden düşenler!..
Sınıf o gün tüm notlarını düş ceplerine işledi. Moris ne hızlı ne de yavaş adımlarla evine doğru yürüdü. Tam da olması gerektiği saatte evinin önüne geldi. İçeri girdi. Günün en sevdiği zamanına hazırlanmak için odasına çıktı. Kırmızı çoraplarını çıkardı.
Ayak parmakları neşeyle kıkırdadı. Moris göz ucuyla onlara baktı. Biraz neşelenmek onlarına hakkıydı. Yeşil terliklerini giydi. Yemek masasının önünde durdu. Tereyağlı ekmeğini yedi. Kirli tabağını yıkadı ve yerine dikkatlice yerleştirdi. Gözleri ağırlaştı. Pencerenin kenarındaki koltuğa oturdu. Notlarını okumaya başladı.
Sabah evinden çıktı. Ve loncaya gitti. Çantasını açtı. Notlarının kimisinde sarı çiçeklerin üstü çizilmişti. Ve özenli bir el yazısıyla ‘’ Tohum Birliği’’ yazılmıştı. Kimisinde ise soru işareti vardı. Lonca başkanı onayladı.
- Turkuaz çorapların hazır mı? diye sordu başkan
- Evet, hazır dedi Moris
Yorumlar
Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok
İlk okur yorumu geldiğinde burada görünecek.